• BIST 89.940
  • Altın 145,207
  • Dolar 3,6228
  • Euro 3,9026
  • Konya 10 °C
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı

Yanlış bildiklerimizin doğruları...

Şakir Tuncay Uyaroğlu

Yanlış bildiklerimizin doğruları...

İki nokta üst üste…

Üniversite birinci sınıfa gelene kadar, doğrusu ben de hep böyle diyordum. Ancak, Prof. Dr. Hamza Zülfikâr’ın kaleme aldığı “Yüksek Öğretimde Yazım ve Anlatım” adlı eseri okuyunca, yaptığım yanlıştan kurtulma şansına sahip oldum. Diğer noktalama işaretlerinde fazladan bir açıklama yokken, iki noktada nedense böyle bir lüzumsuzluk söz konusuydu.

Üç nokta yan yana, noktalı virgül noktası üstte virgülü altta, ünlem işareti çizgisi üstte noktası altta... demediğimiz hâlde; sanki iki noktanın yan yana modeli de varmış ve bununla karışmasın diye, iki nokta üst üste demek icap etmiş gibi...

“El deliye, biz akıllıya hasret.” ve “Bir deli bir kuyuya taş atar, kırk akıllı çıkaramaz.” sözleri, elbette birtakım tecrübeler sonucunda hayata geçirilmiştir. Aklı başında, kendini bilen, sağduyu sahibi biri; hiç iki nokta üst üste der mi? Tam soytarı gürültüsü. Çok şükür ki, 1979 yılında dersimize giren değerli hocalarımızın aldırdığı bu kitap ve yazarı sayesinde aklım başıma geldi. Hamza Zülfikâr Hocam yüreğinize, kaleminize sağlık.

Önemli bir not: Ben, iki nokta üst üste denmesine bile şiddetle karşı çıkarken, bazı meslektaşlarımız işi iyice abartmışlar ve” İki nokta üst üste, biri üstte biri altta” diyorlarmış. Bunu da öğrencilerimden duyuyorum. El insaf... Yeter artık...

BİLMUKABELE...

Arapça bir zarf. Anlamı: Karşılıklı şekilde, daha önce söylenen bir söze karşılık olarak. Özellikle gençler, bu zarfla ilgili olarak sanki kötü bir anlam taşıyormuş kanaatine sahipler. Kullanmaya korkar olduk, çünkü çocuklarımız bizi yanlış anlıyor. Kuşak çatışması dedikleri bu olsa gerek.

Bir Ramazan Bayramı sonrası, bir fakültedeyiz. Akademik ve idarî personelden arkadaşlarımızla ve öğrencilerimizle bayramlaşıyoruz.

Bayramlaştığım öğrencilerimden birinin güzel sözlerine ve dileklerine karşılık olarak -benim de o dileklere katıldığımı belirtmek için-”Bilmukabele efendim.” deme lüksünde bulundum.

Keşke demez olaydım, söz konusu öğrencimin suratı asıldı ve arkadaşına dönerek, benim de rahat duyacağım bir şekilde “Şakir Hoca, bana küfür mü etti yoksa, ben pek anlayamadım.” dedi.

Bu sefer, şaşırma sırası bana gelmişti. Bir öğrencimi kırmayı, üzmeyi ve incitmeyi bırakın bir kenara; hele hele nasıl küfrederdim, olacak şey miydi bu?

Bir eğitimci, ailesinin kendilerine emanet ettiği öğrencisine nasıl böyle bir harekette bulunabilirdi? Emanete ihanet; ne bizim kültürümüzde vardı, ne de törelerimizde. Ve elbette bu durum bizim inancımızla da örtüşmezdi.

Hemen açıklamaya koyuldum. Dedim ki, “Estağfurullah, ben size niye küfredeyim.” Sonra, konuyla ilgili ne biliyorsam anlattım. Ama adım gibi biliyordum ki, öğrencim bu sefer de “estağfurullah” ifadesini yanlış anlamıştı. Nitekim öyle de oldu. Sırada da; zaten o ifadeyle ilgili bilgi var.

ESTAĞFURULLAH...

Bu ifade, aslında Arapça bir cümle. Cümlenin aslı: Estağfirullah. Özellikle dinî metinlerde, vaazlarda ve hutbelerde çok kullanılan bu cümlenin anlamı: Yaptığım, işlediğim; hatadan, kusurdan, günahtan dolayı Cenab-ı Allah’tan bağışlanmamı dilerim.

Söz konusu cümle, Türkçede ise farklı bir anlam kazanmış. İnsanların nefsine hoş gelecek sözler söylendiği zaman, bu sözleri dinleyen kişi birkaç kez “Estağfurullah” der. Bu bir tevazu göstergesidir.

Buradan birkaç anlam çıkarmak mümkündür: “Rica ederim.”, “O sizin takdiriniz.”, “O sizin teveccühünüz.”, “Lûtfediyorsunuz.”, “Aynaya bakan kendini görürmüş.”, “Siz kendinizi anlatıyorsunuz.”...

Türkçeyi ustalıkla kullanan ve tevazu sahibi olan kişilerin sık sık terennüm ettikleri bu ifadenin gençler arasındaki anlamı nedir dersiniz? Sıkı durun: “Aynen öyle.”, “Söylediklerini sana aynen iade ederim.”, “Hakkımda ne düşünüyorsan, on mislisi senin olsun.” (İyiyse amenna, ya bir de kötüyse!..)

İki farklı yorum şekli. Biri, diğerine sürsen bulaşmaz. Fakat, bu olayda kusur elbette ki gençlerimizde değil, aydınlar olarak bizlerde; çünkü, onlara bu 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Rıfkı hoca
03 Ağustos 2015 Pazartesi 21:01
21:01
Hocam edrafda çok bozuk konuşulmalar oluyor.önce dabelalardan başlanılmak gerek cünkü yalnış yazılımlar ve bu biz gibi yazıya önem gösderenlerin gözünde kirliliğe edgen oluyor
24.133.139.99
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim