“Yandaş” , “Candaş”..

“Yandaş” , “Candaş” sarmaş dolaş!

 

Medya adeta savaş alanına döndü.

Bu ülkede bir şeylerin değişmeye başladığını görmek istiyorsanız köşe yazarlarına bakacaksınız.

Aynı gazetenin köşe yazarları tabiri caizse birbirlerine “çakmaya” başlamışlarsa, ülkede garip şeyler oluyor demektir.

Aslında biz bu yaşanan gelişmelerin ilk işaret fişeğini “şike” yasasında almıştık.

Hatırlarsınız aynı medya grubunda olan yazarlar birbirlerine hakarete varan sözlerle yüklenmeye başlamışlardı.

Daha sonra, yasanın yanında yer alanlar ve karşısında olanlar arasındaki kavganın derininde daha başka şeyler var diyenleri haklı çıkaran gelişmeler yaşanmaya başladı bir bir.

İlk işaret fişeği yeni statükonun en büyük destekçileri olan Ahmet Altan, Emre Uslu, Mehmet Baransu gibi Taraf yazarlarının seçim sonrasında başlayan sert yazıları olmuştu.

Bu sert yazılara ve polemiklere kardeş Mehmet Altan’ın Karaalioğlu’nun yönetimindeki Star gazetesinden geçen hafta ayrılması eklendi.

Mehmet Altan’ın ayrılma (kovulma) gerekçesi yaşanan durumları açık yüreklilikle anlatması-eleştirmesi yazılarını yeni statükoyu “yeren” bir şekilde kaleme almasıymış.

Görünen o ki, ilk önce liberaller gemiyi terk etmeye başladı.

Onlar bir koku olmasalar öyle kola kolay terk etmezler gemiyi.

Ancak belki de geminin su falan aldığı yoktur, bu biraz da Altan’ların kişisel tarihiyle ilgilidir, sol damarları yeniden atmaya başlamıştır diyecektim ki, Fikri Akyüz’den gelen son iki yazıyla yeni statükonun gemisinin de su olmaya başladığı kanısı bende güçlenmeye başladı.

Yani mevzu daha derin, kartlar sanki yeniden dağıtılıyor…

Fikri Akyüz biraz agresif bir tip, biraz delisi dışına biri.

O yüzden söylediklerinin de samimi olduğunu düşünüyorum.

Söylediği şeyler öyle yenir yutulur cinsten şeyler değil.

Fikri Akyüz’ün iddiasına göre son dönemin iki yıldızı, yeni statükonun yılmaz savunucuları Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı merkez medyanın devi Aydın Doğan’la evlerinde çaylı, pastalı, börekli toplantılar yapıyormuş.

Bu toplantılara zaman zaman Nazlı Ilıcak da katılıyormuş.

Anlayacağınız “yandaşlar”, “candaşlar” iç içe sarmaş dolaş olmuş.

Orada nelerin döndüğünü Fikri Akyüz’ün yazılarından ayrıntılarıyla okuyabilirsiniz.

Ancak sorun şu ki, bunları deşifre eden Akyüz, patronu tarafından azarlanmış.
O da patronunun grubuna ait olan dergiden istifa etmiş.

İstifa ederken de zehir zemberek iki yazı kaleme almış.

Yeni statükonun yeni ateşli savunucularını da özellikle almış almış yere çalmış.

“Biz dün neysek bu günde oyuz, ancak bunlar var ya bunlar” diye devam eden Akyüz’ün bu iki yazısı gerçekten ibret-i alem için okunmalı.

Akyüz hedefindeki yazarların eski statüko zamanındaki yazılarını çıkarmış daha sonra da aynı kişilerin yeni statükoya yamandıktan sonraki yazılarını hatırlatmış.

İktidar gemisine sonradan binenlerle daha önceden binenlerin arasında hiç mi hiç fark olmadığını hatta yenilerin daha el üstünde tutulduğunu söyleyen Akyüz, bugün seni destekler görünen camiamızın “ağabeylerinin” bir kalemde adamı çöp gibi nasıl fırlatıp attığından söz etmiş.

Ve onlara söylemediğini bırakmamış, parayla satın alınamayacak değerlerle göndermelerde bulunmuş.

Akyüz’ün bu iki yazısı gerçekten medyada nelerin döndüğünü anlamamız açısından büyük önem arzediyor, iktidar medya ilişkileri konusunda adeta ders veriyor.

Evet, yeni statükonun yeni medyasının hal-i pürmelalini ortaya koyan Fikri Akyüz’ün rotahaber.com’daki son iki yazısını herkes okumalı.

Özellikle de ikinci yazının son paragrafını….

Önceki ve Sonraki Yazılar