• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 6 °C
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!
  • Tanju Çolak: Galatasaraylılığımı askıya aldım
  • FETÖ'cüleri ihraç etmeyen Galatasaray'a tepkiler
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!
  • Tanju Çolak: Galatasaraylılığımı askıya aldım
  • FETÖ'cüleri ihraç etmeyen Galatasaray'a tepkiler

Yamalı adamlara ihtiyacımız var

Mustafa Yiğit

Yamalı giysiler aklıma düştü…

Dizlerimizde, kollarımızda küçük küçük yamalar olurdu…

Bazen yamalar elbisenin hacmine bile yaklaşırdı…

Anlattıklarım size masal gibi geliyor değil mi?

Ne çabuk unuttuk yamalı hayatlarımızı…

Çünkü şimdilerde hiçbir şeyin eskimesine fırsat vermiyoruz.

Eskidiği anda da onunla olan irtibatımızı kesip atıyoruz.

Hemen çöp kutusuna gönderiyoruz o şeyle birlikte bütün yaşanmışlıklarımızı.

Yamalı kıyafetlerimiz yamalı hayatlarımızın bir göstergesiydi aslında…

Biraz ondan biraz bundan bir hayatın simgesi…

Biraz zengin, biraz fakir…

Biraz apartman biraz gecekondu…

Biraz şehir biraz köy…

Cumayı aksatmayacak kadar hassas (!) ama düğünlerde eş dostu kırmamak adına bir duble alacak kadar hatırşinas adamların dünyası yamalı dönemler…

Herkesle barışık herkesle muhabbet eden adamın kültürüdür “yama” kültürü…

Herkesle ilintilidir yama adamı, cami cemaatiyle de muhabbeti iyidir, kahve delikanlılarıyla da.

Aynı mekanda tesettürlü teyze kızıyla da kaç göç olmadan konuşur, İstanbul’da Boğaziçi’nde okuyan minili hala kızıyla da sohbet edebilir, hiçbir kötü niyet olmadan…

Çünkü O, aynı mahallede, aynı sokakta aynı evde büyümüş, hiçbir “sakat” mantığın yanından bile geçmemiştir…

Onun modern zamanların dayatmalarına karşı çok güçlü bir savunusu vardır.

O yamalı olmaktan hiç mi hiç utanmaz…

Çalıntı olan ya da başkalarının üzerinden haksız kazanılmış kazançla alınmış malı giymektense yamalı eşya giymeyi tercih eder…

Bozulan eşyalarını tamir ettirir…

Yaşanmışlıkları onararak daha da ötelere taşımayı bilir…

Ancak artık yamalı adamlara rastlanmıyor…

Yeni olsun istiyoruz her şeyimiz, üzerinde yaşanmışlıkların izi olmasın…

Tatlı tebessümler ya da içimiz dağlayan acıları hatırlatmayacak kadar kısa sürede bitsin her şey istiyoruz…

Çünkü keskin ideolojik katmanlarla kendimizi kapatarak en yakın akrabalık ilişkilerimize bile halel getiren bir dünyanın kurulmasına el birliğiyle yardımcı olduk.

Derinleşen sosyal sınıf farklılıklarıyla, siyasal ideolojik körlüklerle kadim geleneğin izlerini bir bir yıktık…

Bu nedenledir ki yamalı adamlara çok mu çok ihtiyacımız var…

Yorumlar
hale kaya
12 Temmuz 2011 Salı 12:09
adamlık
bu yazınızla eskilere götürdünüz.ozamanlar alim değil ama arif insanlar vardı.hatırşinas, belki kuru ekmek yiyen,kıt kanaat geçinen ama yine de kanaat sahibi güler yüzünü mutluluğunu kaybetmeyen eski tabirle kahrimen insanlar vardı.şimdi herkes eğitimli güya alim ,kılıkları düzgün ama adamlık yok.birden o günleri özledim...
78.186.113.172
gariban vatandaş
12 Temmuz 2011 Salı 09:22
Tatilden dönmüşünüz.
Bu yazınızı çok beğendim.Aslında tatil yazınızda güzeldi. Nihat canat ordaki yorumuma çok kızmıştı. Yamalı elbiseleri çok iyi hatırlarım. Yazınız beni 1960 'lı yıllara aldı götürdü.O günlerde, büyüklere saygı,küçüklere sevgi, güzel komşuluk ilişkileri, imece usulü yardımlaşmalar,kış günleri akşam oturmaları sohbetleri ayrı bir güzellikti.Çocukluk dönemimize rastlayan o yıllarda babamız yaşındaki amcaların pantolonlarının arka kısmındaki yamaların küçük ve büyük olmaları neşelenmemize sebep olurdu. Daha pekçok şey yazılabilir ama meşgul etmeyelim. Eline,yüreğine sağlık güzel yazmışsınız.
88.226.49.29
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim