• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Konya 19 °C
  • Bylock nasıl yüklenir? Kullanan anlattı:  Yanlışlıkla oldu, bilmiyordum...Yok öyle birşey!
  • Darbe sanığı erbaş, terörist başı Gülen'den şikayetçi oldu
  • İki amirali gözaltına alan İmren'den 'darbeden haberim yoktu' savunması
  • Bylock nasıl yüklenir? Kullanan anlattı:  Yanlışlıkla oldu, bilmiyordum...Yok öyle birşey!
  • Darbe sanığı erbaş, terörist başı Gülen'den şikayetçi oldu
  • İki amirali gözaltına alan İmren'den 'darbeden haberim yoktu' savunması

Vur abalıya

Zeki Oğuz

Memleket Seydişehir Temsilcisi ve köşe yazarı Fahri Kubilay 21 Haziran tarihli gazetemizde “Geçi mi, orman mı?” başlıklı zehir zemberek bir yazı yazdı. Göçerleri ormanları tahrip etmekle suçlayarak göçerliğin tümden yasaklanmasını istedi. Ne obalıları ne geçilileri diye o göçer kardeşlerimizle dalgasını da geçti.

Elbette göçerlerin avukatı değilim ama bir yazar olarak ortada bir haksızlık varsa ona karşı çıkmak da benim görevim.

Sevgili Fahri her şeyden önce bir kültür, bir gelenek benim için önemli. Senin için olmayabilir. Sen önem vermiyorsun diye bir gelenek yok olmaz.

Konuyu biraz araştırsaydın elbette öyle bir yazı kaleme alma talihsizliğine uğramazdın. Herşeyden önce şu üzerinde yaşadığın ülkenin, devletin kuruluşunda o göçerlerin harcı var. Onların yarattığı kültürün, geleneklerin üzerine inşa edildi bu devlet. Sen olayı bir geçi etine indirgemişsin ama konu bu kadar basit değil. Kilimden tereyağına büyük bir ekonomik olayı görmezden geliyorsun. Bu insanlar devletten bedava destek kredileri istemiyorlar, devletten hiçbir talepleri yok. Tek istekleri adam yerine konmak ve binlerce yıldır gidip geldikleri yollardan hırpalanmadan, örselenmeden geçmek. Yıllardır bu insanların peşindeyim. Mayıs ayında üç gün yürüdüm onlarla. Geçtikleri arazilere zarar vermemek için olağanüstü dikkatliydiler ve yaylalara yani toroslardaki her zaman gittikleri o gıravgalara ulaşmak için acele ediyorlardı. Sözlüğü aç bir bak gıravganın karşılığına, ne demek istediğimi anlarsın.

Başkalarının verdiği zarar yanında Yörüklerin ormana verdiği zarar deryada bir damla bile değil. Sevgili Fahri sen garip göçerleri karşına alacağına 2Byasası ile turizmi teşvik yasasını inceleyip “Bu kadarı da olmaz” diye haykırabilseydin bir gazeteci olarak. İnterneti bir tıklasan ve “Ülkemizde orman talanı” diye girsen milyonlarca dönüm orman alanının nasıl yağmalandığını görürdün. Toroslar maden ocaklarıyla, taş ocaklarıyla delik deşik, farkında mısın?

Tarla açmak için güzelim ormanları yakanlar göçerler miydi? Seydişehir ormanları nasıl yok edildi hiç sordun mu? Sakın o ormanlar leblebi imalathanelerinde yanmış olmasın?

Yörük obalarının bulunduğu hiçbir yerde yangın çıkmadığını sanırım duymadın. Sen bu oba kelimesini de karıştırmışsın.”ben diyeyim beş bin oba siz deyin dört bin oba” diyorsun. Günümüzde göçer oba sayısı en fazla 200 kadar, bu kadar da abartılmaz ki. Oba, göçerlerin konak yeri ve bu konak yerinde yaşayan aile demektir. Kaldı ki göçerler kalabalık olmazlar. Genellikle bir oba en fazla iki oba bir arada yaylaya çıkarlar. Hem aileler arasında sorun çıkmaması hem de otlakların idareli kullanımı için gereklidir bu.

Bizim hükümetin işi ve senin yazdıkların Şu okullar olmasa eğitimi ne güzel idare ederdim” diyen adamın işine benziyor. Yasakla olsun bitsin. Erozyonun baş nedenlerinden biri yoğun otlatmadır, bizim dağ köylerimizde yoğun bir otlatma vardır, onları da mı yasaklayacağız? Zaten gelen bütün hükümetler küçükbaş hayvancılığın anasını bellediler, bari koyunculuğu da keçilerin peşinden yasaklayalım kökten çözülsün sorunlarımız. Öyle mi?

Toroslardaki köy evlerinin yapı sistemine bir bak, Seydişehir dağlarındaki ulu ardıçların nerelerde kullanıldığını görürsün

Bir yazar olarak senin görevin, torosların gıravgalarını kıskanmak değil, göçerliğin hepten yasaklanmasını istemek hiç değil. Ortada bir sorun var, sen bu soruna kafa yormak, çözüm önerilerinde bulunmak mevkiindesin.

Maalesef bu insanlar istedikleri gibi at oynatmıyorlar, dağlar bizim havasında hiç değiller. Muhtarlar, ormancılar, jandarmalar ne derse o oluyor. İtilip kakılıyorlar. Yazın yaylada, kışın kışlakta kaldıkları yerlere para ödüyorlar. Ürettikleri ürünlerin büyük bir kısmı buralara gidiyor. Kalanla bir yıl idare etmeye çalışıyorlar.

Sana son bir soru Fahri, devletin verdiği eve oturmayıp da evin yanı başına çadır kurup içinde barınmak nasıl bir duygunun sonucu olabilir?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
toktamış
10 Temmuz 2008 Perşembe 17:38
helal
ben akkiseli bir gencim.bizim köyümüzede hala yörükler gelir.onların yayladıkları yerler hala yem yeşil ama sadece köylülerin yayladığı döllük denilen yerler çok seyrek ağaçlarla kaplı ve böyle giderse 15-20 yıl içinde konyadaki dağlar gibi çıplak olacak.anlatılanlara göre 25-30 yıl önce akkisenin tüm dağları sık ormanlarla kaplıymış.akkisedeki evlerin tavanlarındaki iki insan kalınlığındaki ağaları görürseniz anlarsınız ormanları göçerlerin yok etmediğini
88.252.250.103
Ahmet Kus
08 Temmuz 2008 Salı 02:01
Fahri Bey`in Talihsiz Yazisi...
Fahri Bey`in Yorukler konusundaki olumsuz tavrini anlamak mumkun degil. Ulkemizin orman kitligini sadece yoruklere ve zavalli kecilere baglamak son derece yanlis bir tavir. Bence Fahri Bey Yorukler meselesini bir daha arastirip, sakin kafayla tekrar bir dusunsun. Belki o zaman yanlis yaptiginin farkina varir...
87.238.209.101
vatandaş
05 Temmuz 2008 Cumartesi 01:34
Memleket'e zul 2 kişi
Gazetenizde yetersiz görünen 2 kişi var:
1.M.Fahri KUBİLAY
2.C.Ali KOÇAK
212.175.131.233
kelebek
03 Temmuz 2008 Perşembe 14:20
helal sana zeki ağa
çoluk çocuk bilmez o dediklerini ağa. kulaktan dolmadır öğrendikleri. kasabada yitmişlerdir. aleyhinde yazdığı göçerlere sormuş mudur, bir derdiniz var mı diye? çayırda piknik yap, evdeki bilgisayarda yazı yaz. olur mu hiç?
212.175.112.167
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim