• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Konya 10 °C
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...

Valiler yetkilerini devrederse

Murat Kayacan

Cumhuriyet Üniversitesi İslâm Tarihi öğretim üyesi Ünal Kılıç’ın “Şehir Yönetimi ve Valilik” adlı çalışması vali seçimi ve denetlenmesinde Peygamber (s) ve ilk halifeler döneminden güzel örnekler aktarıyor. Kitapta anlatıldığına göre, gerek Peygamber (s) gerekse ilk iki halife, istisnalar dışında idarede yakınlarına görev vermedi. Hz. Peygamber, Hâris b. Nevfel el-Hâşimî’yi vali tayin etmedi. Onun izinden giden Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de kabiledaşlarını idarî görevlere getirmekten şiddetle kaçındılar.

Hz. Peygamber, Bâzân’ın ölümünden sonra Yemen’i idarî bölümlere ayırarak her birisine bir vali tayin etti. Bu bölgede görev yapan valilerin denetimi, idarî işlerde içinden çıkamadıkları konularda yardımcı olunması ve dinî prensiplerin öğretimi için Muaz b. Cebel’i muallim olarak gönderdi. Muaz, organizatör vali gibi değerlendirilecek bir tarzda bölgedeki vilayetleri dolaşıyor, görevleriyle ilgili valilere gerekli ikaz, tavsiye ve istişarede bulunuyordu.

İlk halife Hz. Ebû Bekir’in ardından Müslümanların yöneticisi olan Hz. Ömer, valilerin denetimi için Muhammed b. Mesleme’yi görevlendirmiş o da kadrolu bir müfettiş gibi valileri denetlemişti. Bununla birlikte kendisi de valileri valilik yaptıkları vilayetlerde bizzat teftiş etmişti. O, önceden haber vermeksizin valilerin evlerine gider günün herhangi bir vaktinde ziyarette bulunurdu. Bu sayede onların lüks ve israf içinde olup olmadıklarını öğrenmeye çalışırdı. Onun döneminde bazı valilerin lükse kaçması, halk tarafından hoş karşılanmamış ve tepki görmüştü. Nitekim Kûfe’de inşa edilen ve muhtemelen az da olsa lükse kaçan valilik binası halk tarafından “Sa’d’ın Sarayı”  olarak nitelendirilmeye başlanmıştı. Sa’d b. Ebî Vakkas’ın çarşıdan gelen gürültüler sebebiyle rahatsız olduğu bu sebeple de kapıların kapatılmasını istediği de söyleniyordu. Bu durumdan haberdar olan halife Ömer, valilik kasrının kapısını gönderdiği bir adam ile yaktırdı.

Görüldüğü gibi, Hz. Peygamber ve ilk dönem halifelerinin şehir yönetimi ve valilik sistemi bize güzel/ilginç örnekler sunmaktadır. Müslümanlar tarafından geliştirilen şehir yönetimi ve valilik kurumunun nevi şahsına münhasır olduğu söylenebilir. Zira valilerin hem dinî hem siyasi ve idarî yetkilerinin olması, onları diğer toplumlardaki valililiklerden, dolayısıyla bu dönemdeki valilik sistemini de söz konusu toplumlardaki valilik sisteminden ayırmakta ve şehir yönetimine rengini vermektedir. İslâm devletinde görev alan valilerin sadece devlet başkanlarına değil halk ve Hakka karşı da sorumlulukları söz konusudur.

Anlattıklarımız, kısmen de olsa günümüzde uygulanan pratikler olabilir. Zira Türkiye’de valilerin denetlenmediğini iddia etmek mümkün değildir. Bu durumda “Bayram değil seyran değil sen bunları bize niye anlattın?” diye sorabilirsiniz. Cevabı haksoz.net adresinden okuduğum bir haber ile vereyim: “Jandarma'nın polis bölgesinde yaptığı operasyonlar Meclis'te bile tartışılırken, Jandarma 30 ilde şehir içi operasyon izni istedi. Jandarma Genel Komutanlığı, başta Doğu ve Güneydoğu illeri olmak üzere Ankara, İzmir, Konya, Muğla, Mersin, Elazığ ve Rize’nin de aralarında bulunduğu 30 ilde, operasyon yapma yetkisi istedi. Talebi, İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlık’a aktaran valiler kararsız kaldı. İzmir ve Konya’nın da içinde yer aldığı 16 ilin valisi operasyon yetkisine izin verirken, 14 ilin valisi karşı çıktı.”

Hükümetin işi, sadece vali tayin etmekle bitmiyor. Aksine, vali denetlemeleri sırasında şunları da teftiş etmesi gerektiğini düşünüyorum: Gönderilen vali, insan haklarını mı önceliyor, güvenliği mi? İktidarı elinde tutabiliyor mu yoksa seçilmişleri bırakıp, atanmışlara mı meylediyor? Şehri korumakla görevli olanların yetkilerini şehrin emniyeti için muhafaza mı ediyor yoksa “sınırları korumakla görevli olanları” davet edip kendisini konağına mı hapsediyor? 28 Şubat’ın izlerini silmeye mi çalışıyor, tahkim etmeye mi?

Vali denetlemelerinde bu soruların da cevapları aranmazsa, devletin adı değişecek haberiniz olsun! Siz hâlâ TC’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu söylemeyi sürdürebilirsiniz ancak artık internet var ve yönetsel yapının dışarıdan nasıl tanımlandığını görmek hiç de zor değil. 14 ilin valisini tebrik ediyorum.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim