• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Vali gitti, sıradaki hazırlansın!

Ufuk Karadavut

Hakkari’de gerçekleşen ve niteliği tam olarak belli olamayan, ancak belli çevrelerce kasıtlı olarak saptırılan, şüpheli bombalama olayından sonra oldukça ilginç ve bir o kadar da ürkütücü gelişmeler olmaya başladı. Bütün basın organları, siyasi partilerin sayın sözcüleri ve sivil toplum örgütleri sanki sözleşmişçesine tek bir ağızdan, özellikle devlete ve üstü açık ya da örtülü olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne saldırmaya başladılar. Bunu da bir kampanyaya dönüştürmeyi başardılar. Hemen herkes olayın arkasında ‘Derin Devlet’ olgusu olduğu vurgulayarak Susurluk olayını öne sürdüler. Biz ise aslında bunun planlı bir şekilde PKK ve taraftarlarının aklanması operasyonunun bir provası olduğunu ısrarla ifade ettik. Bunda da haklı olduğumuzu yaşanan son olaylar bize gösterdi.

Aslında bu tür konulara çok dikkat etmek ve dikkatli yorumlar yapmak gerekmektedir. Zira bugün ‘Derin Devlet’ olgusunda ısrar edenler ve bunun arkasında devlete ait kurum ve kuruluşları yıpratmaya çalışanlar yarın bir gün bu olayların arkasından terör örgütleri ya da uluslararası bağlantıları olan gizli örgütler çıkarsa buna nasıl cevap vereceklerdir? Bunun için ön yargılı ve art niyetli olmadan devlet organlarını yıpratmamaya özen göstermeliyiz. Devlet bizim devletimizdir ve bu devlete ait kurumlar da bizim kurumlarımızdır. Ancak yapılan, yapılmakta olan ya da ileride yapılabilecek olan yanlışlar bizi yanlışa ve yanlış yapmaya yönlendirmemelidir. Çünkü bu tür kurumlar halkın en çok güvenmek istediği ve güvendiği kurumlardır. Bu güven duygusunu sarsarak insanları bunalıma ve boşluğa sürüklemek iyi değildir ve cahillik değilse art niyetlilikle açıklanabilir.

Türkiye genelinde böyle bir psikolojik harekat sürerken PKK, Hakkari’de sokağı tamamen ele geçirmiş gözüküyor. Devletin güvenlik güçleri ise olay çıkmasın diye olayı sadece havadan izlemekle yetindi. Bunu ‘devletin karadan silinmesi’ olarak değerlendirerek sevinenler olduğu gibi fazlasıyla üzülenler de oldu. Ama sonuçta güvenlik güçleri son çıkan yasalarla önemli ölçüde engellendiği için fazla bir şey yapamaz oldular. Olan oldu ve PKK şehri fiilen ele geçirdi. Aslında bu bir ‘Kalkışma eylemidir’ denilebilir. Bunun devamı gelebilir mi? Bunu bilemiyoruz. Bu denemenin sonucunda istediklerine ulaşabilirlerse devamı da gelebilir. Aksi taktirde zor gözüküyor. Ancak en son yaşanan ‘Valiyi Görevden Alma Operasyonu’ ile bu işin kısmen başarıldığını ifade eden uzmanların sayısı az değil. Bir grup insan valinin görevden alınmasını istedi ve alındı.

Aslına bakarsanız böyle bir valinin bu tür özel öneme sahip yerlere atanması bile ilginçtir. Bu konuda Sayın Ümit Özdağ  ‘Aslında Hakkari Valisi hiç Hakkari’ye atanmaması gereken bir bürokrattı. Çünkü, ilerlemiş yaşına rağmen Hakkari onun ilk valilik makamı olmuştu. Ne valilik tecrübesi vardı, ne de Hakkari gibi Türkiye’nin en sorunlu bölgesinde görev yapabilecek fiziksel güç. Son görev yeri Ankara’da Keçiören Kaymakamlığı olan yaşlı bir adamı Hakkari’ye atamak aslında iyi niyetli bir tayin de değildi.’ Sabah gazetesinden Perihan Mağden ise ‘Valiler dedik de, ‘Valiler’ yok. Vali var. The Vali. Hakkari Valisi. Çarşamba akşamı Yüksekova’da günümüzün ilk yemeğini yerken görevden alındığını öğrenip çocukça bir mutluluğa kapılan, bir o kadar umuda kapıldığımız müthiş vali’ şeklindeki açıklaması ile bu valinin olaylar karşısındaki tavrını açıklamaya çalışmıştır.

Aslında vali, valiyi istemeyenler tarafından bir tehdit unsuru değildi. Belki hoşlarına bile gitmiştir. Ancak, valinin bir sembol olmasıdır. Devlet ile mücadeleye girdiğini düşünerek kin kusanların aslında güç gösterisidir. Burada valiyi görevden aldırmak için yaptıkları gösteriler ile güçlü olduklarını ve istedikleri an istedikleri yetkilileri görevden aldırabileceklerini göstermiş oluyorlar. Böylece kazanmış olarak ileride daha büyük başarılar için motive oluyorlar. Olayları izlerken, Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı ‘Yeniçeri’ kitabı aklıma geldi. Kitabı okuyanlarının hatırlayacaklardır, yeniçeriler devlet ile güç mücadelesine girmişler ve istediklerini başa getirip istediklerini görevden aldırabiliyorlardı. ‘İstemezük’ sesleri sıs sık yükselmiş ve gerçektende başarılı olmuşlardır. Ancak şu da bir gerçek ki, yaptıkları bu aşırılık kendi sonlarını da geti5rmiş ve İkinci Mahmut zamanında tarih olmuşlardır. Tarih oldular olmaya, ama kalıntılarının bugün bile oldukça çok olduğunu görme imkanına sahibiz. Bugün vali alındı yarın kim alınacak acaba. Sıradaki hazırlansın… Dün valiye ‘İstemezük’ diyenler yarın başka bir bürokrata ‘İstemezük’ diyebileceklerdir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim