• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Konya 7 °C
  • Ağbal: Taşeronlarla ilgili düzenleme yıl sonuna kadar Meclise gelecek
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • Ağbal: Taşeronlarla ilgili düzenleme yıl sonuna kadar Meclise gelecek
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak

Vakıf salonunu kapattıran Cuma

Murat Kayacan

Mehmet Pamak’ın başkanı olduğu İLKAV’ın konferans salonu aynı zamanda Cuma namazı kılındığı gerekçesiyle mühürlendi. Kapatılmasını onaylayan Ankara 7. idare mahkemesi kararı verirken Diyanetin görüşünü aldı. Aynı mahkemeye soralım dini bir konu Diyanete sorularak karara bağlanıyorsa, başörtüsü yasağını meşrulaştıran yargı üyeleri neden Diyanetin başörtüsünün farz olduğu görüşünü dikkate almazlar? Laiklik başörtüsü konusunda yürürlükte ama Cuma namazı kılınıp kılınmaması konusunda devre dışı. Ne iş?

Ne barış süreciymiş?

Ortadoğu Barış Görüşmeleri kapsamında Annapolis'te düzenlenen zirveye katılan İsrail ve Filistin liderleri, müzakereler için resmi sürecin başlaması doğrultusunda fikir birliğine varmış. Filistinlilerin meşru temsilcisi Hamas’tır. Dolayısıyla Mahmud Abbas’ın muhatap alındığı sürecin barış getirmesi mümkün değildir. Ne yazık ki, bu konuda AK Parti’nin tavrı ABD’ninkinden farklı olmadı. Siyonist terör devletinin cumhurbaşkanını TBMM kürsüsünden konuşturup seçimle gelen Hamas iktidarını yasadışı ilan eden Filistinli lider Mahmud Abbas ile barış görüşmelerinde bulunmaya teşvik etti. İleride şartlar değişir ve AK Parti’ye “atanmış” güçler yasadışı muamelesi yaparsa, AK Parti’nin Hamas’a diyebileceği bir şey var mı? Cevabı vereyim: Yok!

Sivil toplum örgütlerini bekleyen tehlike

AK Parti belli bir çekim merkezi haline geldi. Ağırlığına mukabil onu destekleyen bir sermaye kesimi oluştuğu gibi bu partiyi destekleyen vakıf ve derneklerin de varlığı inkâr edilemez. Sermayenin iktidardan palazlanma konusundaki “esnekliğini” biliyoruz ancak bir ideal uğruna hareket ettiğine vurgu yapan ve iktidarla iyi ilişkiler kuran sivil toplum örgütleri yarın bir gün iktidar merkezi değiştiğinde AK Parti’nin yöneticilerinin yanında yer almayı sürdürecek mi yoksa “Artık yeni şeyler söylemek lazım cancağızım!” diyerek pusulalarını yeni ağırlık merkezine mi yönlendirecek? Dikkat! Sivil olmak salt askeri olmamakla sınırlı bir eylemlilik değildir!

Başörtüyle mücadelesi tam tekmil!

Adana’nın Kozan ilçesinde Öğretmenler Günü dolayısıyla ilçe genelinde yapılan kompozisyon yarışmasında birinci olan imam hatipli kız öğrenci Tevhide Kütük'ün yapılan ödül töreninde başörtülü olduğu için Garnizon Komutanı Binbaşı Hüseyin Çopur ve Kaymakam Aydın Tetikoğlu'nun talimatıyla kürsüden indirilmesi olayı ne kadar trajikomik. Komutanın başkomutanının eşi örtülü. Aynı komutan önümüzdeki Kurban Bayramı’nda THK’nın “başörtülülerin ve ailelerinin kesecekleri kurbanların derilerine” musallat olmasına ne diyecek acaba? Bir soru daha sorayım: Bu kızımızın ağabeyi PKK ile girilen bir çatışmada hayatını kaybetmiş olsaydı söz konusu komutan bu anlamsız ve saçma duyarlılığını gösterir miydi?

Ya kaymakamın amir pozisyonunda olmasına rağmen idari “karizmasını çizdirmesine ne demeli? Madem sivil yönetim askeri taleplerin izinden gidecek ve makamında “kâim” olamayacaksa o zaman kaymakamlığa ne gerek var?

 Özbudun’dan yasakçıların gönüllerine su serpintisi

AK Parti’nin anayasa hazırlıklarındaki en önemli isim Prof. Özbudun, yasağın üniversitelerde kaldırılacağını, değişikliğin kamu sektörünü etkilemeyeceğini söylemiş. Bu nakaratı duyunca başörtülü olarak üniversiteye gidenlere liseyi ancak bitirebilenler arasında muhtemel diyalog şöyle olacak:

-Üniversitede okuyunca ne olacak?

-Üniversite mezunu olacağız?

-Mezun olunca ne olacak?

-Evde oturacağız.

-Ee, madem dönüşünüz yine eve, ne diye gidiyorsunuz üniversiteye?

Kur'an'ın Anlaşılmasında Yanlışlardan Arınmak

Sait Şimşek, Antalya Özgür-der’de 18 Kasım 2007 Pazar günü, başlıkta belirttiğimiz konuda bir konuşma yaptı. Programda Şimşek, Kurtubi’nin tefsirinin önsözünde, anlamını bilmeden Kur'an'ı ezberleyerek hafızlık yapanları kitap yüklü eşeğe benzettiğini söyledi. Kurtubi’nin yaklaşımı gayet isabetli. Benzer bir kayma “Kur'an okuyup da Kur'an’ın boğazından geçmediği kimselerden” bahseden hadis için de geçerli. Kur'an’ı anlamadan okuyanlarla ilgili olan bu hadis maalesef günümüzde Kur'an’ı anlamak için okuyanları zan altında tutmak için kullanılıyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
29 Kasım 2007 Perşembe 00:37
Çabuk Ol Ey AB
Makrofaşizmin boyutlarını hep birlikte izlemeye devam ediyoruz.
Namaz her yerde kılınır.Almancılarımız yıllarca hristiyan ülkelerde spor salonlarında cuma ve bayram namazları kıldılar ve salonları açık.
Ne diyelim yani? Yaşasın Almanya ........ .
Ne günlere kaldık.Osmanlı adaletiyle Balkanlarda ilerlerken hrıstiyan halk sabırsızlıkla Türkleri beklermiş...Ey AB çabuk ol da kurtar bizi makrofaşizmden
88.252.251.22
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim