• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Konya 14 °C
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor

VAHYİN KALBİ

Ali Akpınar

VAHYİN KALBİ, ŞEHİRLERİN ANASI, TEVHİDİN MERKEZİ

ALLAH’IN EVİ MEKKE

Hac mevsiminin gölgesi üzerimize düşmüşken, bizler de çok yönlü ibadet olan ve her zaman hepimizi ilgilendiren bu kutsal ibadetle ilgili bazı bilgilerimizi birlikte tazeleyelim diye düşündük ve bayram sonrasına kadar bu konu üzerinde durmayı uygun gördük.

Kur’ân-ı Kerim’de Peygamberimizin ve vahyin doğduğu şehir için, Mekke yanında Bekke ismi de kullanılmıştır. Beke kelimesinin başındaki 'bâ' harfinin 'mim' harfinin yerine geldiği söylenmiştir. Ölüleri içine çekip aldığından, günahları gideren kutsal bir şehir olduğundan, suyu az olduğundan, dağlarından sel suları çekilip toplandığından yahut dört bir yandan insanları kendisine çektiğinden yahut da yeryüzünün merkezi, özü kaymağı olduğundan şehre bu anlamlara gelen 'mekke' kökünden Mekke denmiştir.

Başındaki 'bâ' harfinin kelimenin aslından olduğunu savunan görüşe göre ise, kibirlilerin boynunu kırıp zelil ettiğinden yahut tavaf nedeniyle izdiham yeri olduğundan Bekke denmiştir.

Mekke isminin harem bölgesinin adı, Bekke isminin ise sadece mescidin olduğu yerin adı olduğu söylenerek iki kelime arasındaki farka dikkat çekilmiştir.

Mekke, farklı isimlerde pek çok Kur’ân ayetinde adı geçen şehirdir. Bütün bu kullanımlarda Mekke’nin şu temel özellikleri öne çıkmaktadır: Mekke insanları kendisine çeken, yeryüzü merkezidir. Kibirlilerin burnunu kıran, Allah’ın kullarının ibadette yoğunlaştıkları merkezdir. Mekke, şehirlerin anasıdır, rahmet kaynağı, vahyin gözbebeği, peygamberlerin vatanı, beldelerin en güzeli ve Yüce Allah’a en sevimli olanıdır. Ekin bitmeyen vadi gibi görünse de Mekke vadisi, tarih boyunca maddî ve manevî pek çok güzelliklerin doğup yetiştiği bir merkez olmuştur.

Mekke, yeryüzünün en eski ve en kutsal beldesi, medeniyetin beşiği tarihî bir şehirdir. O, hac ibadeti sayesinde farklı kültürlerdeki insanların kendisine akın ettiği bir şehir olmakla, tarih boyunca kültürlerin buluştuğu bir merkez olmuş ve olmaya da devam etmektedir

Evrenin Kalbi Mekke, Mekke’nin Kalbi Ka’be

Ka’be, ululuk, büyüklük anlamına bir kelimedir. Rivayetlere göre, Yüce Allah, gök halkının Beyt-i Ma'mûru tavaf ettikleri gibi, yeryüzü halkının da tavaf ve ziyaret etmeleri için, Beyt-i Ma'mûrun yerde bir örneği olmak üzere meleklere Ka'beyi inşa ettirmiştir. Ka'be, ikinci kez Hz. Âdem tarafından, daha sonra da Nuh tufanındaki yıkılışından sonra Hz. İbrahim tarafından yeniden yapıldı. Daha sonra çeşitli dönemlerde yeniden inşa edilmiş yahut tamir görmüştür.

Ka'benin arka duvarlarının uzunluğu 12 m., diğer iki duvarının uzunluğu 10 m., yüksekliği ise 15 m. dir. Mekke'nin etrafını kuşatan dağlardan getirilmiş siyah taşlardan yapılmıştır. Dört köşesinden kuzey köşesi 'er-Ruknü'l-Irak', güney köşesi 'er-Ruknü'l-Yemânî, batı köşesi 'er-Ruknü'ş-Şâmî, doğu köşesi ise kutsal taş Hacerü'l-Esved'in bulunmasından dolayı 'er-Ruknü'l-Esved' diye adlandırılmıştır.

Ka'be'ye Allah'ın evi anlamına  Beytullah, azat edilmiş ev anlamına Beytü'l-Atîk, kendisiyle alay edenleri yakıp mahveden anlamına Hâtime, zulüm ve isyanda bulunanları sürüp çıkaran anlamına Bâsse, haram ev anlamına Beytü'l-Haram, kutsal-mübarek anlamına Kadîs  adları da verilmiştir.  Ona verilen bu isimlerle, onun farklı yönlerine ve taşıdığı yüklü anlamlara dikkat çekilmiştir.

Ka’be kare şeklinde kübik bir yapıdır. Kübik form, müteaâl (aşkın) olanı simgeler. Kübizmde metafizik bir öz vardır. Ka'be, bir kıblegah olmaktan öte, Yüce Allah'ın yeryüzündeki bir alameti, bir nişanıdır. Buna göre Ka'be, mutlak istikrarın en altta, yeryüzündeki yankısıdır. Ona yönelmekle dikey ve yatay olmak üzere ikili bir hareket gerçekleşir:  Dikey hareketle ölümlünün ölümsüze, sonlunun sonsuza yönelişi; yatay hareketle ise insanın insana yönelişi simgelenir. Zaten Ka'beye 'Atîk Ev' denilerek, onun bir hürriyet abidesi/simgesi olduğuna dikkat çekilmiştir.  Gerçektende hac ve umre ibadetini yerine getirenler o özgür beytin etrafında dönerek, namaz kılanlar da o özgürlük abidesine yönelerek Allah'tan başkasına kul olmaktan kurtulup hakiki özgürlüğe kavuşmuş olduklarını bayraklaştırmış olurlar.

Yeryüzünün ilk evi Ka'be'nin kübik formu ilk kurulan evleri etkilemiştir. İnsanlar Ka'beye hürmeten evlerini dairevî, Ka'beden alçak ve ona belli mesafelerde yapmaya özen göstermişlerdir. Ka'benin 'ilk ev' oluşu, onun ilk yapı olmasından öte; hidayet, bereket ve özgürlük kaynağı/sembolü/anıtı olması nedeniyledir. Kur'ân ayetlerine göre Ka'be, hidayet, özgürlük, güven, düzen, dirlik, birlik, istikrar kaynağıdır. Nitekim onun ilk ev olduğunu bildiren ayette, onun alemlere hidayet sembolü mübarek bir ev olduğuna özellikle dikkat çekilmiştir. Ayetlerde, Onun için 'kıyam, mesâbe, emn, mübarek, hidayet' kelimeleri kullanılarak bu anlamlar vurgulanmıştır. Ka'be, Necip Fazıl'ın dizelerinde şöyle ifade edilir:

"Ka'be, Allah'ın Evi; bir nokta yere konmuş.

Ötelerin pertevi, Maddeye vurup donmuş.

Mücerretten bir alem, Mikap şeklinde bir sır.

O alemle bu alem arasında bir sınır.."

Mekke'de bulunan Ka'be'ye, orada avlanma, ot ve ağaçlarının yolunup kesilmesi yasaklanarak hürmetli /kutsal bir yer kılındığı için, başka bir deyişle diğer yerlerde yasak olmayan bir takım şeylerin orada Allah tarafından haram kılınmasından dolayı beytü’l- haram ismi verilmiştir.

Mekke ve Ka'be'nin Allah Teâlâ tarafından 'haram bölge' kılınmasının temel esprisi, kulları Allah'ın ölçülerine göre yaşamaya hazırlamak, barışı sağlamaya ve çevreyi korumaya onları alıştırmaktır. Nitekim on iki aydan dördünün Haram ay olarak nitelendirilmesi ve Hz. Peygamber tarafından Medîne'nin de harem bölge ilan edilmesinin temel hedefi bu olsa gerekir.

Sonuç olarak insanlık dün olduğu gibi bugün de Mekke/Ka’be’den aydınlanmaya devam etmektedir. Yönünü Ka’be’ye çevirenler dün olduğu gibi bugün de kurtuluşa ve cennete yönelmişler demektir. Zira Ka’be’ye giden yol, cennete ve Yüce Allah’a ulaşmaktadır. Özgürlük ve Tevhid anıtı olan Ka’be’ye yönelmek ise, beş vakit namazda kıbleye dönmekten ibaret olmamalı, Ka’be merkezli bir hayata yönelmekle tamamlanmalıdır.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim