• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Uygur Türkleri Uygur Kürtleri Olsaydı…

Ufuk Karadavut

Geçtiğimiz günlerde İngiliz televizyonu Channel 4 öz yurtlarında insanca yaşamaları çok görülen Uygur Türklerinin trajedisini haber yaptı. Aslında kendilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Çünkü böyle bir haber yapmasalardı bu olayı bizim medya kesinlikle vermeyecekti. Türklere karşı bir saldırganlığı olan ve onları yok görmeyi bir özellik olarak göre bazı medya organlarımız söz konusu Türk olunca dilleri susuyor ve gözleri görmez oluyor. Ancak İngiliz televizyonu bunu atlamıyor ve tüm Dünya’da görmüş oluyor. Toprakları işgal edilerek ellerinden alınan, dini baskılara maruz kalan Uygur Türkleri kurtuluş için çareyi Türkiye'de arıyor. Kanalın haberine göre, 300 Türk'ün umuda yolculuğu Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'dan kaçışla başlamış. İnsan kaçakçılarının yardımıyla önce Tayland'a geçiyorlar. Daha sonra ise ölümden kaçmaya çalışan Uygur Türkleri Malezya'ya ulaşmaya çalışıyor. Sığınmacıların çoğu kadın ve çocuk. Oradan bir yolunu bulup Türkiye'ye geleceklerdi. Tayland polisi onları 9 ay önce ormanda aç ve susuz halde buldu. Eğer Çin vatandaşı oldukları anlaşılırsa Tayland, 300 Türk'ü Çin'e geri gönderecek. Bu da ölüm demek. Tek istedikleri Türkiye'de yaşamak. Çünkü artık Doğu Türkistan'da şansları kalmadı.

            Aslında haberi dinlerken aklıma, kaçanların bir an için Türk değil de Kürt olduklarını varsaydım. Acaba neler olurdu diye düşünmeye başladım. Eminim ülke olarak en üst düzeyden açıklamalar yaparak olayı kınardık. Olayı gerçekleştiren ülke için her zamanki gibi somut bir şeyler yapamasak bile en azından bağırır çağırırdık. Daha sonra ülke içindeki PKK ve yandaşları ile ne kadar kürtçü varsa hepsi sokağa çıkar ve bu kişilerin kurtarılması için Aynel Arap (PKK diliyle Kobani) ta yaptıkları gibi ülkeyi yakıp yıkarlardı. Yöneticilerimizde her zaman i gibi teröristlere değil de diğer vatandaşlara sükûnet telkin eder ve yakıp yıkanları bir anlamda ödüllendirirdi. Ülke yöneticilerimiz ve bazı sivil gruplar el birliği ederek diğer ülkelere konuyu anlatmaya çalışırlardı. Hatta Cuma namazlarında hutbede bu konuyu bile işletirlerdi. Ardından bu kişiler için para yardımı toplanırdı. Toplanan para bu kişilere gider mi bilemem ama eminim toplanırdı. Bakanlar kurulu acilen toplanarak konu hakkında neler yapılacağın görüşür ve bir kara varırdı. Hatta bunun üzerine bu kişileri getirmek için özel uçak gönderilir ve ülkemize getirilirdi. Bununla da bitmezdi. Bu kişiler mağdur oldukları için kendilerine ev verilir, iş verilir ve maaşa bağlanırlardı. Hemen her gün yandaş ve yalaka medyada televizyonlara çıkar ve yaşadıkları zulüm ve eziyetleri anlatırlar bu şekilde rant elde etmeye çalışırlardı. Hatta seçim yaklaşıyor oy alma kaygısı ile bunların arasından birisini milletvekili bile yaparlardı. Söylediklerimi abartı olarak algılamayın. Eğer o insanlar Uygur Kürdü olsaydı bunlar ve daha fazlası aynen yaşanırdı. Ama yaşanmıyor neden mi bu kişiler Uygur Türkü de ondan.

            Bunu neden anlattığımız gelince; İkinci Dünya Savaşı başladığında, Rusya, Türkiye’nin savaşa girme ihtimaline karşı sınıra yığınak yapıyormuş. Azeri Türkleri sürekli olarak Türkiye sınırını geçerek Türk karakollarına teslim oluyorlarmış. Azerilerden başka, Ermeniler, Gürcüler hatta Ruslar bile sınırı geçip Türk karakollarına sığınırlarmış. Sayıları gittikçe artmış. Bu sığınmacılar Yozgat’ta kurulan bir kampta toplanırlar ve iade edildikleri 1945 yılına kadar burada kalırlar. 1945 de Savaşın sona ermesi üzerine, Türkiye Mültecilerin Rusya’ya iadesine karar verir. Sebebi sorulduğunda Ankara’dan gelen emir böyle denilir. Adları okunanlar önce cemselerle Yerköy istasyonuna, oradan da trenle Kars’a götürülür. Mülteciler, kendilerine serbestlik verileceği ümidiyle yaşarken, Rusya’ya iade edilmeleri onları kahreder. Iğdır’ın ilerisindeki Boraltan Köprüsü üzerinde Ruslara teslim edilen mültecilerin sayısı 200 kişi kadardır. Türkler boraltan köprüsünü geçmeye dahi fırsat bulamadan Rus askerleri tarafından kurşuna dizilirler. Hepsi katledilir. Şimdi benzer şeyler Uygur Türkleri için geçerli.

Kendi huzur ve istikrarını tehlikeye atmak pahasına sayıları 3 milyona yaklaşan Arapları, Kürtleri, Yezidileri, Süryanileri, Teröristleri Suriye’den kabul eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, aynı dili konuştuğu, kendi ırkından, kendi kanından ve kendi canından olan 300 soydaşını topraklarına kabul etmemesi, ne Allah katında, ne tarih nezdinde, ne de vicdanlarda kabul edilemeyecektir. Aynı zamanda kara bir leke olarak kalacaktır.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim