• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • Konya 20 °C
  • Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne savunma yaptı
  • Ahmet Turan Alkan savunma yaptı: Bildiğim olsa itiraf ederim
  • Personeline elden ücret veren işveren yandı
  • Zaman gazetesi yazarı Mümtazer Türköne savunma yaptı
  • Ahmet Turan Alkan savunma yaptı: Bildiğim olsa itiraf ederim
  • Personeline elden ücret veren işveren yandı

Ürdün'de iki gün - 3

Adem Alemdar

Ürdünlü Şeyh’in Fethullah Hoca hayranlığı…


Lut Gölü’nden ayrıldıktan sonra Amman’a doğru yola çıktık, ama akşam namazı için durmamız gerekiyordu. Yol kenarındaki bir köye durup akşam ve yatsı namazlarımızı burada kıldık. Caminin altında bizdekilere benzer bir imam lojmanı vardı. İmamla biraz sohbet ettik. Türkiye’den geldiğimizi öğrenince heyecanlandı ve biraz tedirgin de olsa dert yandı bize. Bir çocuğu olduğunu ve 200 euro maaş aldığını öğrendik. Lojmanının darlığından şikayetçiydi…

 

Biz akşam namazından sonra yatsı namazını da kılıverelim diye oyalanırken şoförlerimiz ise otobüslerin bagajından nargile teşkilatlarını çıkartıp Bahreynleri püfürdetmeye başlamışlardı çoktan. Namazdan sonra tekrar yola koyulduk ve Amman’da büyük bir binanın önünde durduk. Burası Darül İman isminde Fethullah Hoca’nın üslubunu kendisine yol seçen mübarek bir zatın vakfıydı. Türklerden çok etkilenen ve geçtiğimiz aylarda Konya’yı da ziyaret eden bu Şeyh Hüsnü Hasan Hayreddin El Şerif, kalabalık olmamıza karşın heyetimizin tamamına akşam yemeği ikram etti. Yemekten önce ise duygu yüklü bir konuşma yapan Şeyh Efendi pek çoğumuzun gözlerinin yaşarmasına sebep oldu. Kur’an Kursları, yetim yurtları, Fakirlere yardım kuruluşları kurmuşlar evvela. Son olarak da okullar açmışlar ve Türk okullarını bire bir taklit ediyorlarmış.

 

 

Hatta anlatıldığına göre durumu Fethullah Hoca’ya anlatmış ileri gelenler, Hocaefendi de yardım edilmesi hususunda talimat buyurmuş. Bize gezimizde rehberlik yapan Faik Bey bu cemaatle çok samimi olmuş, Şeyh efendinin konuşmasını da bize o tercüme etti. Şeyh efendi konuşmasında Türklerle dinimiz, mezhebimiz ve itikat mezhebimiz hep aynı. Sizleri Allah için seviyorum derken şu hadisi şerifi de referans gösterdi. “Mahşer günü güneş yaklaştırıldığında Allah'ın gölgelendirdiği 7 sınıf insan vardır. Bunlar; âdil imam, ömrünü ibadet neşvesi içinde geçiren genç, mescidlere kalbi bağlı olan kimse, Allah için sevişip, Allah için bir araya gelen ve Allah için birbirinden ayrılan iki insandan her biri, makam ve cemal sahibi bir kadının talep ağında (nefsine başkaldırıp) “ben Allah’tan korkarım” diyen adam, solundakine infak ettiği şeyden, sağındaki bir şey hissetmeyecek şekilde sadakasını gizli eda eden ve yapayalnızken Allah’ı anıp da gözleri yaşlarla dolan.”

 

 

İşte bu hadisteki ‘Allah için sevişip, Allah için bir araya gelen ve Allah için birbirinden ayrılan iki insandan her biri’ maddesine atıfta bulundu. Sonra Fethullah Hoca’nın siyasete karışmadan İslami çalışmalar yapmasını da kendileri için örnek aldıklarını söyledi. Türkiye’ye; Konya’ya yine gelmek istediğini çünkü Konya’nın kendisine Medine şehri gibi göründüğünü ve Konya’yı çok sevdiğini anlattı. Dünya hayatının gelip geçici olduğunu, önemli olanın bu kısa hayatta iyi şeyler yapmak olduğunu hatırlattı. Konuşma kimseyi sıkmayacak kadar tatlı ve uzunluktaydı. Ardından kürsüde Türk heyeti adına Sait Koçer hoca söz aldı ve iltifatlara teşekkür ederek, kardeşliğe vurgu yaptı.

 

Duygu yüklü konuşmaların ardından oluşan mistik havayı güzel bir koku bozdu nihayet. Bu güzel koku Ürdünlüler’in milli yemeği Mensef’ten geliyordu. 8’er 10’ar kişilik masalarla bizim düğün yemeği pozisyonunu düşünün her masaya bir tepsi geldi. Tepsilerdeki yemek soğumasın diye alüminyum folyo kaplıydı. Açtığımızda karşımıza sarımtırak bir renge bürünmüş pirinç pilavı ve üzerinde kuzu etinden yapılmış bir haşlama vardı. Ayrıca her masaya birer de ekşi ayran çorbası bırakıldı. Bu çorba veya sos pilavın üzerine dökülüyor ki tadına tat katsın diye. Damak tadımıza oldukça uygun bu yemekle herkes karnını bir güzel doyurduktan sonra hızlıca çay servisi yapıldı. Tüm Arap ülkelerinde olduğu gibi burada da çaylar bol şekerliydi. Bize hizmet eden Leys adındaki avukat gence şekersiz çay isteğimizi ilettik, derhal geldi. Çayların ardından da ikramdan dolayı teker teker ev sahiplerinin ellerini sıkıp mekandan ayrıldık…

 

 

Nihayet sabah erkenden Konya’dan çıktığımızdan beri dinlenme fırsatı bulacağımız otele doğru yola çıktık. Heyetteki hemen herkes yoğun tempo karşısında yorgun düşmüş, dinlenmek zaruret haline gelmişti. Amman’ın merkezi bir yerinde 4 yıldızlı otelimizdeki odalarımıza girmemizle yatağımıza kıvrılıp uyumamız bir oldu. Deliksiz bir uykuyu hak etmiştik…

 


Rakamlarla Ürdün’ü tanıyalım

 

Resmi adı: Ürdün Haşimi Krallığı

Başkenti: Amman (Nüfusu: 2.5 milyon)

Diğer önemli şehirleri: Zerka, İrbid, Akabe, Salt.

Yüzölçümü: 90 740 km2.

Nüfusu: 6 milyon. % 70'i şehirlerde yaşamaktadır.

Etnik yapı: % 98 Arap, % 1.2 Çerkes, % 0.7 Türk, az sayıda da Kürt vardır. Arapların önemli bir kısmı Filistin asıllıdır.

Dil: Arapça.

Din: Resmi din İslam'dır. Halkın % 95'i sünni Müslüman, % 5'i hıristiyandır. Ancak parlamentoda hıristiyanlara % 10 oranında kontenjan tanınmaktadır.

Para birimi: Ürdün dinarı.

Kişi başına düşen milli gelir: 4 bin dolar.

Coğrafi durumu: Bir Ortadoğu ülkesi olan Ürdün, kuzeyden Suriye, doğudan Irak, güneyden Suudi Arabistan, güneybatıdan Kızıldeniz, batıdan da Filistin ve Lut Gölü ile çevrilidir. En yüksek yerleri Ram dağı (1754 m.) ve Asur tepesi (1016 m.)'dir. İşgal altındaki Filistin topraklarıyla Ürdün toprakları arasında bir sınır teşkil eden ve Doğu Yaka'yla Batı Yaka'yı birbirinden ayıran Ürdün Nehri (diğer adıyla Şeria Nehri)'nin sularından kısmen yararlanmaktadır. Yermük Nehri'ne de kıyısı vardır. Ürdün'ün yararlandığı göller Taberiye ve Lut gölleridir. Lut gölünün sadece doğu kıyısı Ürdün'ün elindedir. Batı kıyısı siyonist İsrail yönetiminin işgali altındadır. Topraklarının önemli bir kısmı çöllerden ibaret olan Ürdün'ün tarıma elverişli arazisinin oranı % 10 civarındadır. Tarıma elverişli arazisi daha çok, Gavru Ürdün olarak da adlandırılan ve Ürdün Nehri'nin doğu kıyısı boyunca uzanan Doğu Yaka'dadır. Gavru Ürdün deniz seviyesinin altındadır.

Yönetim şekli: Ürdün parlamenter sisteme dayalı krallık rejimiyle yönetilmektedir. 1992'de çıkarılan bir kanunla siyasi partilerin kurulmasına izin verildi. Üyeleri dört yılda bir gerçekleştirilen seçimlerle belirlenen 80 üyeli bir parlamentosu, 40 kişilik de bir senatosu (üst meclisi) var. Seçimler daha önce nispî temsil sistemine göre yapılıyordu. Ancak ülkede İslami hareketin güçlenmesi üzerine bu hareketin parlamentoda çoğunluğu elde etmesine karşı bir tedbir olarak seçim kanunu değiştirildi. 8 Kasım 1993 genel seçimlerinden kısa bir süre önce ABD'nin Amman büyükelçisi tarafından önerilen ve yönetimce yürürlüğe konan yeni seçim kanununa göre seçmenler kendi bölgelerinde bir siyasi partinin sunduğu adaylardan oluşan listeye değil bu listenin içinden sadece bir kişiye oy verebiliyorlar. Ancak parlamentoda kabul edilen yasaların yürürlüğe girebilmesi için kral tarafından da onaylanması gerekiyor. Kral parlamentonun aritmetik yapısını göz önüne alarak herhangi bir kişiye hükümeti kurma görevini verebiliyor. Kralın hükümeti görevden alma ve parlamentoyu feshetme veya tatil etme yetkisi de var.

İdari bölünüş: 8 ille, 44 ilçeye ayrılır.

Ekonomi: Ürdün ekonomisi her bakımdan dışa bağımlıdır. Bu durum ülkenin bağımsız bir dış politika izlemesini de önlemektedir. Ürdün ekonomisi genelde tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım ürünlerinden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hâsıladaki payı % 7'dir. Çalışan nüfusun % 5'i tarım alanında iş görmektedir. Ürettiği tarım ürünlerinin başında tahıl, muz, turunçgiller ve çeşitli meyve ve sebzeler gelir. Fosfat ve potasyum hidrat dışında az miktarda demir ve bakır rezervine sahiptir. Fosfat genellikle Ölü Deniz olarak da adlandırılan Lut Gölü'nden çıkarılmaktadır. Maden gelirlerinin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 8'dir. Ürdün'de eğitim düzeyinin yüksek olmasına rağmen işsizlik % 20'yi bulmaktadır. Bazı Arap ülkeleri Ürdün'e yaptıkları yardımları, Ürdün'ün 1988'de Batı Yaka'yla ilişkisini kesmesinden sonra kısmen, Körfez savaşında Irak'ın yanında yer almasından sonra da tamamen kestiler. Yardımları yeniden başlatmaları ise ancak uzun süren bir uzlaşma sürecinden sonra oldu. ABD de Ürdün'e verdiği kredileri İsrail'e karşı uzlaşmacı bir politika izlemesi için bir baskı aracı olarak kullanmaktadır.

Dış ticaret: İhraç ettiği ürünlerinin başında işlenmiş yapıtaşı, asbestli çimento, doğal fosfatlı gübre, sebze, meyve, baharat, canlı hayvan, kumaş, iplik ve ilaç malzemeleri gelir. İthal ettiği malların başta gelenleri de ham petrol, mineral yakıtlar, mekanik araçlar ve bunların yedek parçaları, demir - çelik, motorlu taşıtlar, elektrikli ve elektronik araçlar ve metal ürünleridir. Dış ticareti daha çok Suudi Arabistan, ABD, Japonya, İngiltere, İtalya, Irak, Hindistan, Romanya, Pakistan ve Kuveyt'ledir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ramazan Akbaş
13 Ocak 2011 Perşembe 11:27
Ayna Programına döndü köşeniz.....
Adem bey kenya-1 fas-2 ürdün-3 valla sizde ayna programına çevirdiniz köşenizi güncel haberleri yazsanız artık diyorum.......
95.7.94.33
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim