• BIST 97.886
  • Altın 276,899
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Konya 14 °C
  • El Chapo’nun mirası: Meksika’da şiddet ve uyuşturucu
  • TMO buğday ve arpa satışlarına başlıyor
  • Ahmet Hakan'dan Arınç'ın damadının tahliyesine tepki
  • El Chapo’nun mirası: Meksika’da şiddet ve uyuşturucu
  • TMO buğday ve arpa satışlarına başlıyor
  • Ahmet Hakan'dan Arınç'ın damadının tahliyesine tepki

Uluslararası Topluma Adalet Çağrısı

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

İnsanlık tarihinde Fravun, belli bir şahsın ismi değil, tüm Mısır hükümdarlarına verilen bir sembol adlandırmadır. Fravun,  Allah’a isyanın, tuğyanın ve her türlü zulmün sembolüdür. Ayrıca o, tevhide dayalı Allah inancından toplumunu saptıran bir isimdir. Nitekim onun bu yönüyle ilgili olarak Kur’an’da: “Firavun, kavmini saptırdı ve onlara doğru yolu göstermedi” buyrulur. (Taha 20/79).

Maddi iktidarını putlaştıran ve kendisini de rububiyet makamında gören Firavun, hayatından Hz. Musa’nın İlahını çıkardığı gibi, insanların gönlünden de çıkarmak istemiştir. Bu sebeple o, rablık davasında bulunmuştur. İnsan bir defa temellük fikrine sahip oldu mu, hayata dair ne varsa özerkleştirir ve her şeyi kendi tasarrufunda görür. Bazen bu, iktidar gücü olur, bazen bu para gücü olur, bazen bu ilim gücü olur, bazen bu cinsiyet gücü olur. Artık onu sınırlandıran bir otorite yoktur. O, kendisini kontrolsüz bir güç olarak görür. Çünkü o,  kendisini,  Allah’a rağmen konumlandırmıştır.

Tarihte Firavunlar halklarını icat ettikleri bir “öteki/leştirme” üzerinden denetlemeye çalışmışlardır. “Sen ve öteki” diye halkı iki kampa, sınıfa ayırmak, halkın gücünü sınırlandırmak ve zayıflatmaktır. “Böl, parçala, yönet” stratejisi,   Firavun taktiğidir. Eski ve yeni bütün Firavunlar, hep yönetim tarzı olarak bu taktiği uygulamışlardır.

İslam düşüncesine göre,  elinde tuttuğu kamu gücünü adaletin sağlanmasında değil, zulmün koyulaşmasında kullanan her zorba,  Firavun zihniyetini benimsemiştir. Onlar, sınırsız gördükleri gücü, hiç kimse ile paylaşmak istemezler.. Bu güç, ister inanç, ister siyaset, ister servet, ister iktidar olsun,  fark etmez. Hepsini uhdelerinde tutarlar. Halk ise, sürü ve köle muamelesi görür. Onların nezdinde hiçbir değeri yoktur.

 Kadim dönemin Firavunları iktidarı için tehdit gördüğü bütün erkek çocukları öldürttüğü gibi, günümüzün çağdaş Firavunu da Mısır’ın gelecek vadeden temiz gençlerini hem kendi iktidarı ve hem de İsrail’in güvenliği için tehdit görmekte bu sebeple de onları idam etmektedir. Nasıl ki, kadim dönemlerin Firavun düzeni gençler tarafından zevale uğratılmışsa, bugünün çağdaş Firavunu da idam edilen genç kuşakların ardılları tarafından zevale uğratılacaktır.

Mısır’daki gençlerin idamlarının durdurulması ve insan hakları ihlallerinin sona erdirilmesi için bir farkındalık bilinci oluşturmaya ihtiyaç vardır. Bu sebeple Türkiye İlahiyat ve İslami İlimler Fakülteleri Konseyi ortaklaşa bir bildiri yayınladılar. Uluslararası Topluma Adalet Çağrısı adını taşıyan bu bildiriyi önemime binaen buraya alıyorum:
 

“Seçilmiş hükümete karşı yapılan darbenin ardından iktidara gelen Mısır hükümetinin “terör ve aşırılıkla mücadele” bahanesiyle, haksız tutuklamalarda bulunduğu, tutuklulara baskı ve işkence yaptığı ve adil yargılama hakkını sistematik olarak ihlal ettiği görülmektedir. Bu durum insan hakları örgütlerinin ve bağımsız uluslararası medya organlarının raporlarında açıkça tespit edilmiştir. İşkence altında alınan itiraflardan hareketle verilen idam cezaları ve ağır mahkûmiyetler, Mısır yargısının ve tarihin kara sayfalarına geçecektir. İslam hukukunun ve tüm dünya hukuk nizamlarının temel ilkeleri adil yargılama ve masumiyet karinesine dayanmaktadır. Buna rağmen Mısır hükümeti, adil yargılama hakkını ve masumiyet karinesini ihlal ettiği gibi, temel insan hakları ve hürriyetini de ihlal etmiştir.

“Bir insanı öldüren, bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” ilâhî buyruğu ve “Mazlumun âhı gökkubbeyi inletir” fehvasınca, insanlık vicdanını yaralayan bu büyük günahı işleyen yetkilileri bir an önce bu haksız ve adaletsiz uygulamalara son vermeye çağırıyoruz. Birleşmiş Milletleri ve Uluslararası toplumu, bu vahim ve insanlık dışı politikayı sonlandırması için Mısır Hükümetini uyarmaya, siyasi ve ekonomik yaptırımlar uygulamaya davet ediyoruz. 

İslam ülkelerinin yönetici ve yetkililerine de temel İslami değerlere ve insani erdemlere riayet etmenin, bu ve benzeri adaletsiz muamelelere son vermenin yüce dinimizin bir emri ve insânî değerlerin bir gereği olduğunu hatırlatıyoruz.”

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim