• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 17 °C
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • FETÖ'den yeni tehdit: 2 buçuk ay sabredin!
  • Bakan açıkladı: 'Ramazan ayının ilk haftası...'

Ulusçuluk çıkmazı ve Kürtler

Murat Kayacan

Ulusçuluk çıkmazı ve Kürtler

AK Parti hükümetinin demokratik açılımı bağlamında Kürt vatandaşların sorunlarına çözüm arayışı gündem oluşturmaya devam ediyor. Haliyle Kürt sorunun dününü ve bugününü bilmek bu konuda kafa yoran herkes için epeyce öneme sahip. Bu bağlamda Türkiye’de İslâmcılığın Kökleri ve Türkiye’de İslâmcılık ve Özeleştiri adlı kitaplarından tanıdığımız Haksöz Dergisi yazarı Hamza Türkmen’in Ekin Yayınları’ndan yeni çıkan Ulusçuluk Çıkmazı Kürtler ve Çözüm Arayışı adlı eseri konunun kavranması ve Müslümanca adalet arayışı açısından kayda değer. Kitapta Kürt sorununun Türkiye Cumhuriyeti’ndeki dünü ve bugünü üzerinde oldukça nitelikli ve detaylı değerlendirmelerde bulunulmuş. Ancak biz bu yazıda söz konusu eserden Osmanlı Devleti’nin sona ermesiyle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin filizlenmeye başladığı ve sahneye çıktığı ilk dönemde Kürtlerle ilişkilerine dair bölümlerden kesitler sunacağız.

Eserde belirtildiği üzere, 22 Ekim 1919 tarihli Amasya Tamimi’ndeki, Kürtlerle ilgili protokolün I. Maddesinde “Kürtlerin milli ve içtimai (toplumsal) haklarının tanınacağı” ifadesine yer verilmekte. Hatta İsmet İnönü Lozan görüşmelerinde Kürtlerin azınlık değil Türkler gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin ana unsurları olduğunu söylemekte. İnönü’ye göre yeni kurulan hükümet hem Türklerin hem de Kürtlerin hükümetidir. Mustafa Kemal, Ankara Hükümetini oluştururken Kürt Teali Cemiyeti Diyarbakır Şubesi Başkanına şu ifadeleri içeren bir mektup da göndermiş: “Devletin tam bağımsızlığıyla bekası, saltanat ve hilafetin yok olmaktan korunması uğrunda katlanmaya hazır bulunduğunuz fedakarlık derecesine ve bana karşı olan sevgi ve itimadınıza emniyetim tamdır. Kürtler ve Türkler birbirlerinden koparılmayı kabul etmez öz kardeştirler.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tesis edilmesinin ardından Kürtlerle ilişkiler açısından hava pek de uzun sayılmayacak bir süre içinde değişmektedir. Bakanlar Kurulu kararı ile hazırlanan 24 Eylül 1925 Şark Islahat Planı Kürtleri Türkleştirme veya türdeş vatandaş haline getirme gayretlerinin bir ürünü olarak görünmektedir: “Şarka mefkureli, muktedir Türk görevliler gönderilecek, ikinci derece memurluklara da Kürt memur atanmayacaktır.” Yine bu plana göre Türk olan fakat Kürtlüğün etkisinde kalan bölgeler ile Siirt, Mardin ve Savur gibi halkı Arapça konuşan bölgelerde Türk Ocakları ve okulları açılacaktı. Hamidiye Alayları ile beraber Ermenilere karşı yürütülen operasyonlarda Kürtlerin elde ettikleri Ermeni arazilerinin tamamına yakınına el konularak buralara Türk nüfus yerleştirilecekti.

10 Eylül 1930 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yer alan dönemin Adalet  Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un cüretkar beyanına göre bu memlekette Türk olmayanların sahip olabileceği hak Türklere hizmetçi ve köle olma hakkı idi. Yine 1930’lu yılların Diyarbakır’ında çarşı ve caddelerde Türkçe konuşmayanları takip ve kontrol için jandarma görevlendiriliyordu.

Eserde 13 Şubat 1925’te gerçekleştirilen Şeyh Said kıyamına da değinilmekte ve Türk ulus devletinde, tebaada oluşturulmak istenen Türk ulus kimliği karşısında Müslümanların örgütsüz mahalli direnişleri yanında Kürt bölgelerinde İslâm’ın veya Şeriat’ın tasfiye edilmesine ve bir alt kimlik haline getirilmesine karşı çıkan Müslümanların direnişinin en büyüğü Şeyh Said kıyamı olduğu ifade edilmekte. Bu kıyam bastırılırken Yunanlılarla yapılan savaşta kaybedilen askerlerin iki katı insan öldürülmüş olmasının da üzerine düşünülmesi gerekir. Mete Tuncay’ın ifadesine göre ise, bu kıyamı bastırmak, Kurtuluş Savaşından daha maliyetli olmuştur.

Yazımızı bir soruyla sonlandıralım: Olumlu veya olumsuz olanlarıyla bu yaşanan olaylar ve yaklaşımlar Kürt sorunu konusunda günümüzde karşılaştırdıklarımızdan çok mu farklı?

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
M.Aydoğan KARAKAYA
25 Aralık 2009 Cuma 08:03
YANLIŞ TEDAVİ HASTAYI ÖLDÜRÜR
Murat bey kardeşim.Bu,ne talihsiz bin yazı olmuş. Asıl siz ve sizin gibi düşünenler yüzünden bizler bölünüyoruz.Dört çapulcunun cahil halkı kışkırtmasıyla gelinen şu noktada, sizin gibi yarayı kaşıyanlar yüzünden bu ülkeyi felaketler bekliyor.Ben, kürt olduğu için öldürülenleri görmedim, duymadım ama Kürt olmadığı için otobüsten indirilerek öldürülen çok vatandaşımızı gördüm ve duydum.Elbette Kürtler vardır. Yok farzedelimezler. Elbette bu insanların varlığı bizleri rahatsız etmez ve Kürtçe konuşmak da haklarıdır. Ancak M.K.Atatürk'ün çizdiği ulus devletten uzaklaştığımız an, emperyalistlerin tuzağına düşerek bu ülkeyi parçalarız.Dünyayı yöneten sermaye babalarının enerjilerin üzerine hükmetme oyununun bir parçasıda siz olmuşsunuz. Üzüldüm. Çok üzüldüm.
88.228.104.70
İSMAİL FURKAN ANLAR
24 Aralık 2009 Perşembe 15:43
GÜZEL KONU
EVET GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR KONUYA DEĞİNMİŞSİNİZ TEBRİK EDERİM
88.225.218.138
yazıkk
23 Aralık 2009 Çarşamba 23:54
kürtçülük bu
pes doğrusu resmen kürtçülük yapmışsınız.Keşke yazdıklarınız doğru olsaydı bugün o bölgeler Türkleşirdi.Memleket değil welat okuyor gibi oldum.
78.161.146.195
Muhammet Akay
23 Aralık 2009 Çarşamba 19:33
Sorun TÜRK Sorunu
Olay kürt sorunu değil Türk sorunudur. Biz vergi verelim üretelim. Onlar durmadan üresin. Biz onların çocuklarını yeşil kartlarla bakalım. Onları YİBO larda okutalım onlarda bu milletin bayrağını taşlasın. Bu milletin çocuklarını katletsin sonrada Türkler bize şunu yaptı iftiralarını atsın. EVET BU SORUNU ÇÖZMEK GEREK. ARTIK HERKES ÜRETTİĞİ KADAR HİZMETLERDEN FAYDALANSIN. BİZ HAİN BESLEMEKTEN BIKTIK. Ayrıca Ş. said adlı vatandaş kıyama kalktı diye yüceltilmeye çalışıyor. İngilizlerin gazı ile ihanet etmiştir. Devlette asmış ve gereken cezayı dünyada bulmuştur. Öbür taraftada bulacaktır. Zira bugün Irakta birbuçuk milyon insan öldürülmüştür. Şayet o topraklarda Türk otoritesi hakim olsaydı o kadar Müslüman'ın kanına girilmezdi. O kadar Müslüman hanım tecavüze uğramazdı. Ş.said denilen hain ihanet ettiği için Türkiye o toprakları İngilizlerin insiyatifine bırakmak zorunda kalmış. Günümüze kadarda birçok insan oradaki hainler yüzünden ölmüştür. Sorun hainler sorunudur. "ŞAYET SİTE YÖNETİCİSİ ARKADAŞ DEMOKRATSA YAYINLAR" SAYGILAR-pardon yazara değil site yöneticisi ve diğer okurlara.
94.120.39.141
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim