• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -6 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Türkiye'siz Kıbrıs Dönemi

Ufuk Karadavut
Mehmet Ali Talat Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhurbaşkanı oluşuyla birlikte Avrupa da, Amerika da ve bunların yoğun etkisiyle ülkemizde de ‘Kıbrıs ta yeni bir dönemin başladığı’ görüşü ağırlık kazanmaya başladı. Özellikle de Talat’ın göreve geldikten sonra yapmış olduğu icraatlara bakıldığında oldukça yeni bir dönem olduğu söylenebilir. Bunun en son örneğini 29 Ekim Cumhuriyeti kutlama şenliklerinde törenlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti davet edilmemiştir. Bunun üzerine Türkiye’nin davet edilmemesi üzerine sorulan sorulara Talat’ın verdiği ‘Türkiye yakışmıyordu’ cevabı gerçekten düşüncesini ve niyetini açıklar nitelikteydi. Türkiye bu ülkenin bağımsızlığını elinden alan bir sömürge devletimidir?. Türkiye bir terörist devlet midir? Türkiye ve dolayısıyla Türkler binlerce yıldır yaşadıkları toplumlara barışı ve hoşgörüyü öğretmemişler midir?. Bunları beğenmeyen yada kabul etmeyenlerin Türkiye yi bir yerlere yakıştırmaması normaldir. Ancak gerçek niyetlerini de millet olarak anlamamız gerekmektedir.Sayın Erol Manisalı Talat dönemi için ‘Bu yeni dönemin temel özellikleri Türkiye’nin Kıbrıs adasından tasfiye sürecinin başlaması ve tasfiye edilen Türkiye’nin yerini Rumların, Yunanistan’ın ve Batı’nın almasıdır’ ifadelerini kullanmaktadır. Bu yeni dönem uzun zamandan beri sürekli olarak Türkiye’nin dışında bazı senaryolarla bu güne getirildi. Hatırlarsanız 1992 yılında Rumların Avrupa Birliği’ne başvurusu kabul edildi. Bu bir dönüm noktasıydı. Bu tarihten itibaren Kıbrıs ta ciddi anlamda olaylar tersine dönmeye başladı. Öyle ki, artık Kıbrıs ciddi bir şeklide kimlik değiştirmeye başladı. Aslında Kıbrıs Rum Kesiminin AB’ye bırakın üye olması müracaat etmesi bile Uluslararası anlaşmalara aykırı idi. Hatta Türkiye’nin onayı olmadan bunu yapması mümkün değilken bu yapıldı. Beklide gizli onay alındı bunu bilemiyoruz. 1995 yılında Avrupalı dostlarımız (!) Ege ve Kıbrıs sorunlarının çözülmesi konusunda Türkiye’nin gerekeni yapmadığı ve yapması gerektiği konusunda bir karar alarak bunu bir şart haline getirmesi, bundan sonra yapılan her toplantıda ve özelliklede katılım belgelerinde bunu ısrarla vurgulayarak Türkiye üzerinde baskı kurmaları bu yeni dönemin oluşturulmasına yönelikti.Ancak yapılan bütün çabalara rağmen Kıbrıs Türkiye’nin elinden alınmaya yetmemiştir. Özellikle bir önceki DSP-MHP hükümetinin bu konudaki tavizsiz tutumu kendi sonunu hazırlamaya yetmiştir. 3 kasım 2003 seçimlerinden sonra ise ülkemizde Kıbrıs konusunda köklü değişiklikler yaşanmaya başlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu güne kadar Kıbrıs konusunda alınan bütün kararların tersine kararlar alınmaya başlandı. Kayıtsız ve şartsız olarak ‘Annan Planı’ desteklenmeye başlandı. Anan ise işi Brüksel’e havale etti. Bu arada Rumlar bütün hukuk kuralları ihlal edilerek AB’ye alındı. En üzücü olanı bu konuda Türkiye’den bir ses çıkmamasıdır. Ses çıkaranlar ise ‘muhalif’, ‘bölücü’ yada ‘Türkiye’nin kazanmasını istemeyenler’ olarak nitelendirildi.Avrupalılar işi o kadar ileriye götürdüler ki, Verhaugen seçim öncesine seçime doğrudan müdahale ederek ‘M.A.Talat seçilmezse seçimi meşru saymayız’ diyecek cesareti bulabilmiş ve Avrupalıların hamurunda olan emperyalist ve Hitler yada Mussolini tavırlarını bir daha sergileme imkanını bulabilmiştir. Bugün artık Denktaş adada yok. Muhtemelen bir daha olmayacak. Yaptıkları hataları inşallah görmüşlerdir. Adada bu tür olaylar olurken ve ada yavaş yavaş elden giderken Denktaş ailesinin neler yaptığını sormak elbette hakkımız. Ada bugün Talat gibilerin eline düştüyse Denktaşların hatası affedilmezdir. Yıllardan beri uyguladıkları yanlış ve yanlı politikalar Kıbrıs’ın bugünlere gelmesine yardımcı olduğu açıkça belli olmuştur. Nereden nereye geldik. Irak, Kıbrıs derken sıranın sanki bize geleceğini birileri bize hissettirmek istiyorlar. Kıbrıs Kıbrıslılara bırakılmayacak kadar değerlidir. Kıbrıs’ın geleceği Talat gibi Kıbrıslılara bırakılamaz. Kıbrıs ta şehit olanlar bu ülkenin çocuklarıdır. Adanın geleceğini de bu ülkenin çocukları belirlemelidir. ‘Türkiyesiz Kıbrıs’ düşüncesi Kıbrıs’ın tamamen elden çıkması düşüncesidir.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim