• BIST 98.317
  • Altın 239,423
  • Dolar 6,2099
  • Euro 7,2991
  • Konya 30 °C
  • Üç dev firmadan çalışanlarına erken zam!
  • Otomotiv sektörüne ÖTV düzenlemesi
  • Pakdemirli: Kimyevi gübrede yüzde 15'lere varan indirim sağlanacak
  • Üç dev firmadan çalışanlarına erken zam!
  • Otomotiv sektörüne ÖTV düzenlemesi
  • Pakdemirli: Kimyevi gübrede yüzde 15'lere varan indirim sağlanacak

"Türkiye'nin gizli ajandası yok, ne söylüyorsa onu yapıyor"

"Türkiye'nin gizli ajandası yok, ne söylüyorsa onu yapıyor"
Güvenlik politikaları uzmanı Yarar:- "(Zeytin Dalı Harekatı) Eğer gizli ajandanız yoksa, açıkçası çok şeffaf olursunuz. Gizli ajandası olanlar şeffaflıktan uzak dururlar. Çünkü Türkiye'nin toprak elde etmek gibi bir kaygısı yok veya bölgede başka bir etni

KARABÜK (AA) - ERSİN TURAN - Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin, "Eğer gizli ajandanız yoksa, açıkçası çok şeffaf olursunuz. Gizli ajandası olanlar şeffaflıktan uzak dururlar. Çünkü Türkiye'nin toprak elde etmek gibi bir kaygısı yok veya bölgede başka bir etnik gurubun yaşaması için, diğerlerinin süpürülmesi gibi bir çabası yok." dedi.

Yarar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Afrin'deki durumun Fırat Kalkanı Harekatı'yla aynı paralellikte ilerlediğini söyledi.

Fırat Kalkanı Harekatı'nın tamamlanmasının ardından AFAD, Kızılay ve devletin ilgili kurumlarıyla bölgenin kalkındırılması, tekrar ayağa kalkmasıyla ilgili süreçlerin başlatıldığını anımsatan Yarar, "Silahlı Kuvvetleri bir taraftan bölgedeki el yapımı patlayıcıları, mayınları ve teröristleri temizlerken aynı zamanda artık 'yer altı şehirleri' diyebileceğimiz yerleri teker teker bulmaya çalışıyor. Çok daha ilginç yerler çıkabilir. Bulduklarımızın ölçütlerine baktığımızda bin kişilik bir terörist sığınağının anlamını bugün pek anlamayabiliriz. Ama bin kişilik terörist sığınağı olan bir yerde, bunların malzemesinin depolanacağı mühimmat depoları da olması gerekir. Önümüzdeki dönemde bunlara da sıklıkla bölgede rastlayabiliriz." diye konuştu.

Fırat Kalkanı Harekatı sonrasında özellikle temsiliyet anlamında komiteler kurulduğunu aktaran Yarar, şöyle konuştu:

"Yani bir bölgenin nüfusu neyse o kadar çok temsilci olur. Bunlar içinde Arap, Kürt ve Türkmen nüfustan hatta o bölgede yaşayan Hristiyan nüfustan da varsa onların da katılımıyla bölge komiteleri kuruluyordu ve onlar yönetiyorlardı. Şu anda o süreç hayata geçirilmiş durumda. Seçildi onlar ve Afrin bölgesinde de normalleşmeye başladılar. Etkilerini önümüzdeki dönem göreceğiz.

Fırat Kalkanı Harekatı ilk başladığında insanlar ilk önce 'Her şey normalleşiyor mu?' diye bakıyorlar. Fırat Kalkanı Harekatı'nda 160 bin kişi geri dönmüştü, bugün için Afrin bölgesine geri döneceğini beklediğimiz insan sayısı yaklaşık 200 bine yakın. Hatay, Kilis bölgesine gelmiş olan Suriyelilerin geri döneceğini düşünüyoruz. Belki üçüncü aşamasında bu gerçekleşecek."

- "Türkiye'nin toprak elde etmek gibi bir kaygısı yok"

Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı'nı "kim ne söyleyecek?" diye değil, normal insanlığın yapması gereken bir harekat tarzıyla icra ettiğini anlatan Yarar, "Yoksa gerçekten 'O ne yaptı, bu ne yaptı?' diye çekinmedi. Başından beri söylediği şey şu: 'Ben bölgeye insani yardım ve teröristlerin temizlenmesi için gidiyorum.' Eğer gizli ajandanız yoksa, açıkçası çok şeffaf olursunuz. Gizli ajandası olanlar şeffaflıktan uzak dururlar. Çünkü Türkiye'nin toprak elde etmek gibi bir kaygısı yok veya bölgede başka bir etnik gurubun yaşaması için diğerlerinin süpürülmesi gibi bir çabası yok. O yüzden herkesin gelebileceği bir ortam yarattı." şeklinde konuştu.

Yarar, süreçteki şeffaflığa dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Anadolu Ajansı'nın bulunduğu yerlerde yurt dışından gelen birçok ekip de oradaydı. Yani şeffaflık burada başlıyor. Önce basına kapatmadı alanı. İkincisi, bölgeden sosyal medyanın servis edilmesine devam etti. İnsanların iletişim kanallarını kesmedi. Telefonlar bu olaylar başladığı andan itibaren açıktı. Siz bundan farklı daha ne yapabilirsiniz? Onların hiç alışık olmadığı şeyler bunlar. Türkiye'nin hiç gizli ajandası yok, ne söylüyorsa onu yapıyor."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Zeytin Dalı Harekatı ve Hakurk'ta etkisiz hale getirilen teröristlerin sayısını birlikte verdiğini hatırlatan Yarar, şöyle devam etti:

"Biz şöyle bir sıkıntıyı yaşıyoruz. Artık o kadar derinlikte operasyon yapma özelliğini konuşmaya başladık ki Hakurk bölgesi, bir sınır ötesi operasyonu olmasına rağmen diğerlerinin yanında küçük kalmaya başladı. Nereden bakarsanız bakın 15 kilometre derinliğine inilmiş ve Kandil'e doğru üç üs kurulmuş durumda. Bu operasyonun Zeytin Dalı Harekatı'ndan farkı yok. Türkiye, Kandil'e doğru bir operasyon icra ederken, aynı anda Afrin bölgesinde de normalleşme faaliyetlerini, İdlib'te gözlem noktaları kurma faaliyetini, Fırat Kalkanı Harekatı bölgesinde de mültecilerin ülkelerine geri dönme organizasyonlarını yapmaya devam edebiliyor. Bu dördünü bir şekilde sürdürüyor. Bu da AFAD, Kızılay, Silahlı Kuvvetler ve o bölgenin koordinatör valilerinin ne kadar uyumlu çalıştığını da gösteriyor."

-"Astana sürecine yönelik bir şeydi"

ABD, İngiltere ve Fransa’nın Esed rejimine operasyonunu değerlendiren Yarar, Türkiye, İran ve Rusya tarafından Ankara'da yapılan toplantının ardından "Artık siyasal çözüme gidecek süreci başlatabiliriz." denildiğini kaydetti. Yarar, "Tam o anda bu bombalama faaliyetleri başladı. Bu, tamamen Astana sürecine yönelik bir şeydi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 'artık ağzından mı kaçırdı' diyelim, 'bunu söylemekten çekinmediler mi' diyelim, 'Rusya ile Türkiye'nin Suriye'de arasını açmak için yaptık.' şeklinde bir ibare kullandı. Cumhurbaşkanı çok önemli bir konuya değindi. Artık Suriye'de Türkiye'nin içinde olmadığı çözüm sürecinin ilerlemesi mümkün değil." ifadelerini kullandı.

- Yunanistan'ın açıklamaları

Yunanistan'ın Türkiye karşıtı değerlendirmelerine de değinen Mete Yarar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Beklediğimiz bir şeydi aslında. Ama Türkiye'nin bir özelliğini zaman zaman unutuyorlar. Türkiye'nin savunma doktrini, orta ölçekli bir terörle mücadelede sınır ötesi operasyonu yaparken, aynı zamanda kendisine saldıracak bir ülkeyle de baş edebilme üzerine kurulu. Eğer Türkiye'yi buradan sıkıştıracaklarını veya Avrupa Birliği sürecinde farklı noktaya götüreceklerini düşünüyorlarsa Türkiye sakin tavrıyla bu gerilimi de çözecektir. Türkiye'nin savunma sanayinde gelmiş olduğu, hem ekonomik anlamda gelmiş olduğu boyut, tüm sorunları çözer.

Bunun cevabını aslında Yunanlıların Savunma Bakanı, biliyorsunuz ateşli bir milliyetçidir, hatta şahin kanadı dediğimiz kanadından gelir. Onun söylediği bir cümleyle verelim; 'Türkiye'nin ekonomik gücü, büyüklüğü, askeri ve teknolojik kabiliyeti arasında bizim çok da yapabilecek bir şeyimiz yok. Dış alımdan başka bir şey yapamayız.' şeklinde bir açıklaması var. Bu işi ne kadar zor olduğunu bizden daha iyi biliyorlar. O bile söylüyorsa başka bir şey söylemeye gerek var mı bilmiyorum?"

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim