• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Türkiye Nereden Nereye?

Ufuk Karadavut

Ülkemizdeki politikacıları hepiniz iyi bilirsiniz. Konuşmaya başladılar mı lafı onların ağzından alıp bir çift laf dahi konuşamazsınız. Anlatır da anlatırlar. Çoğunun anlattığı incir çekirdeğini dahi doldurmazken, bazılarının ne anlattığını anlamazsınız bile. Ama yine de konuşmadan bıkmadan sizi esir alırlar ya da almak isterler. İçlerinden çok azı ise iyi hatiptir. Doğruyu da yanlışı da size öyle bir anlatır ki onu dinlemek size zevk verir. Yine bazı politikacılar da karşıdakini hipnoz edercesine etkiler. İşte Türkiye’deki politikacılarımız bu çerçevede yer almaktadırlar. Halkı etki altına almak ve onlardan seçim zamanı oy alıp daha sonra yine bildikleri gibi davranmaya devam etmek.

Son günlerde Konya’nın ilçelerini köy köy geziyoruz. Oralarda köylülerle sohbetler yapıyoruz. Aslında Türkiye’yi genel olarak köylerden izlemek daha kalıcı ve yapıcı olabilir diye düşünüyorum. Şehirlerdeki yaşam ile köylerdeki yaşamı kıyaslamanız mümkün değil. Hemen her şeyleri farklı. Ülke için düşünceleri dahi farklı. Bu farklılığı yaratan en önemli faktör ise buraların daha tam bozulmamış olmasındandır. Ancak televizyon her odaya girmiş. Buralarında bozulması oldukça yakın. Son zamanlarda dikkate ediyorum köylerde uydu anteni sayıları oldukça fazlalaşmış. Bir anlamda iyi ama genel anlamda televizyonun Türk aile yapısını ve sosyal yaşamı ciddi anlamda tehdit ettiğini ifade etmek isterim. Her neyse konuyu dağıtmadan devam edelim.

Bir köyümüzde yapılan toplantıda sohbet ederken ülkenin genel durumunun iyi olmadığı ifade edildi. Hatta bazı çiftçiler ürünlerini 4-5 yıl önce sattıkları fiyattan bugün satamadıklarından yakındılar. Bazılar ise ülkenin durumunun çok iyi olduğunu ifade ettiler. Ama genel olarak baktığım da siyasi olarak düşünerek bu konuşmaları yaptıklarını gördüm. İktidar partisinden olanlar kayıtsız şartsız ülkenin durumunun iyi olduğunu ifade ederlerken, muhalefetteki partileri tutanlar ise bol bol eleştiriyorlardı. Adeta takım tutar gibi parti tutuluyordu. Bu şekilde parti tutulması gelecek açısından oldukça tehlikeli ve çok sağlıksız bir durum. Ülke gerçeklerini ve ülke geleceğini düşünmeden belki günlük menfaatler ya da kişisel çıkarlar için yanlış ta olsa iktidarın yapmış olduğu uygulamaları kayıtsız şartsız kabul etmek ne kadar büyük yanlış ise, tam tersinden baktığımızda muhalefetin her dediğini kayırsız şartsız kabl etmekte yanlış olacaktır. Önemli olan olaylar ve kişiler sağlıklı ve sağduyulu olarak bakabilmektir. Bu konuda çok eksiğimizin olduğunu gördüm. Elbette bu sadece köylerimiz için geçerli olan bir olgu değil. Ülke genelinde hemen her yerde rastlayabileceğimiz bir hastalık. Kendi menfaatlerimiz uğruna ülkenin hemen her kaynağını har vurup harman savurmak. Bu israfın, talanın ve vurgunun nereye kadar gidebileceğini hiç düşünen yok. Her kes biraz daha fazla rant elde etmenin peşinde. Bu kaynakların bir gün gelip bitebileceğini kimse düşünmüyor.

Aslında ülke kaynakları tamamen taşıma su ile dönüyor gibi. Diğer bir anlatımla ülke kaynakları kurumuş ya da kurutulmuş. Dışarıdan su getirerek işimizi yürütmeye çalışıyoruz. Ekonomik göstergelere baktığımızda bunu daha net bir şekilde görebiliyoruz. 2002 yılında Toplam kamu iç borcu 89.1 miyar dolar iken bu gün bu rakam 201.4 milyar doları geçmiş durumda. Yine aynı şekilde kamunun dış borcu 2002 yılında 85.1 milyar dolar iken bugün 85.3 milyar dolar olmuş. Diğer bir deyişle devletin içeriye ve dışarıya olan borcu 2002 yılında 174.1 milyar dolar iken bugün 286.7 milyar dolara ulaşmış. Özel sektör de devletten farklı değil. Özel sektörün toplam dış borcu 2002 yılında 44.6 milyar dolar iken bugün 121.3 milyar dolara yükselmiş. Dış ticaret açığı yine 2002 yılında 15.5 milyar dolar iken günümüzde bu rakam 52.8 milyar dolar, cari işlemler açığı da yine 2002 yılında 1.5 milyar dolar iken günümüzde 31.7 milyar dolara çıkmış.

Bu rakamlar devletin kendi resmi rakamları. Kısaca emanet usulü yaşıyoruz. Kendimize gelmemiz gerekiyor. Bu rakamlar ülkenin bütün önemli tesisleri satılmasına rağmen, arazı satışları devam etmesine rağmen oluyorsa durumu çok daha ciddi düşünmek ve daha kalıcı tedbirler almak gerekmektedir. Bu konu şu ya da bu partinin işi değildir. Bu bütün ülkenin ortak geleceğinin bir sorunudur. Ortak geleceğimiz için mutlak surette bir şeylerin yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde yarın çok geç kalabiliriz. Sen ben ayrımı yapmadan birlik içersinde sorunların üstesinden gelinebilir. Ülke yeniden yükselişe geçebilir. Bu konuda yetişmiş eleman ve yeterli bilgi birikimimiz bulunmaktadır. Hadi hayırlısı…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim