• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 0 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Turkey Analyst

Ufuk Karadavut

Türk basını hakkında ülkemizde de sürekli ve ciddi tartışmalar olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Yandaş basın, candaş basın ve yoldaş basın olarak çeşitli isimler alsa da yandaş basın kavramı son zamanlara oldukça yoğun konuşulmakta ve iktidara yakın medya kuruluşlarının sayısının nasıl arttığı ve kimler tarafından artırıldığı konuşulmaktadır. Daha ileri giderek bunların finansmanının nasıl sağlandığı dahi konuşulmaktadır. Yakın tarihimize bakarsak bu tür faaliyetlerin aslında pekçe yabancısı değiliz. Milli Şef döneminde basın tek elden yönetilmek istenmiş ve bunda ciddi başarı sağlanmıştır. Bundan sonra uzun bir süre aynı başarıyı gösteren olmamıştır. Ancak özellikle Turgut Özal döneminde bunun yoğun gayretini yaşadık. Ama Özal’ın bu derce başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Yaşasaydı belki başarılı olacaktı ama ömrü yetmedi.

Öyle önemli ülkeyiz ki özellikle ABD’de bu konuyla ilgili yazılar yayınlanır, yorumlar yapılır. ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesi’nin Orta Asya Kafkaslar Enstitüsü’nde ayda iki kez “Turkey Analyst” adlı bir dergi yayınlanmaktadır. Türkiye’deki gelişmeleri tartışan ve değerlendiren yazılara ve yorumlara yer veren derginin geçtiğimiz günlerdeki sayısında ise Türk basınının bir değerlendirmesi yapılmış. Yazının sahibi Enstitü’nün Araştırma Direktörü Svante E.Cornell olarak görülüyor. Özellikle Türk basınında yaşanan gazete-televizyon devirlerinin özetlendiği analizde basın kuruluşlarının ciddi anlamda sorunlar yaşadığı veya yaşatıldığı ve bu sorunları aşamayanlar basın yayın organlarının el değiştirildiğini belirtmişlerdir.

2007 yılına kadar büyük medya organlarının hükümetle oldukça samimi odlukları ama 2007’deki siyasi krizle birlikte medyada AKP’ye karşı yapılan eleştirilerin fazlaca yer alması nedeniyle medyada sahip değiştirmelerin hızının arttığı belirtmiştir. Özellikle politik islamın gelişmesi yönünde ciddi anlamda çalışmaların başlatıldığı ve bazı yardım örgütlerinin 16 milyon Avro’yu yönlendirerek iktidara yakın kişi ya da kurumlara aktardığı belirtilmiştir. Analizde bu gelişmeler sırasında hükümet yanlısı medya gruplarının TMSF’ye devirlerine karşı korunduğu, vergi müfettişlerinin bu gruplardaki kuralsızlık iddialarına aynı düzeyde ilgi göstermedikleri iddia edilmektedir.

“Etkiler” bölümünde ise: “Birlikte alındığında özetlenen olaylar, AKP ve müttefiklerinin kendi görüşlerine uygun yeni bir Türk medya ortamı oluşturma maksatlı iki uçlu bir kampanyası izlenimi vermektedir.” denilmektedir. İki uçlu kampanya da şu şekilde açıklanmış. Birinci unsur; kalan eleştirel medya organlarının yıldırılmasını sağlayacak şekilde büyük medya sahipliklerinin hükümet yanlısı gruplara sistematik bir şekilde transfer edilmesidir. İkincisi ise sürekli olmayan bir şekilde AKP’nin İslami muhafazakâr bakışını destekleyecek ve kimi durumlarda yasalara uygun olmayan şekilde finanse edilmiş gibi görünen hükümet yanlısı yeni medya organlarını büyütmektir.

Dergi ayrıca, hükümetin medya yayın organları üzerinde kontrol temin etmek suretiyle ideolojik hegemonyasını güvence altına alma yönünde bir girişimi bulunduğunu ve bunu adeta dayattığını ifade etmektedir. Medya görünümünün değişmesi Türkiye’de hâlihazırda var olan oto sansür uygulamasını ağırlaştırdığını ve kalan bağımsız medya organlarının editör ve sahiplerinin şimdi AKP’ye zarar ziyan verecek haberleri oluşturmadan önce derin bir şekilde düşünmek zorunda kaldıklarını belirtmektedir.

 “Sonuçlar” bölümünde ise “Batının basın özgürlüğü önemi hakkındaki mutabakatı göz önüne alındığında –basın özgürlüğünde bir düşüşün Türkiye’nin AB üyeliği beklentisi üzerinde büyük olumsuz etkisi açık olmasına karşın- Türkiye’deki gelişmeler karşısında sessizlikleri şaşırtıcıdır. Şu ana kadar AKP’nin medya politikaları vasıtasıyla, çoğulculuk ve demokratikleşmeye karşı çalışacak bir ideolojik hegemonya elde etme süreci içinde olduğuna kuşku yoktur şeklinde değerlendirmeler devam ediyor.

Yani anlayacağınız Türkiye yakından ve etkin bir şekilde birileri tarafından izleniyor. Ne yaparsak yapalım kayıt altına alınıyor ve günü geldiğinde bunlar lehte ya da aleyhe kullanılıyor.

Not: Önümüzdeki hafta Cuma günü Ramazan Bayramı olması nedeniyle gazetemiz çıkmayacak. Bayramınızı şimdiden hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan temenni eder saygılar sınarım.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim