• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • Konya 19 °C
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Tankın içinden çıkan emniyet müdürüne istenen ceza belli oldu
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor

Türkan Saylan’a mektup…

Mustafa Yiğit

Gecikmiş bir mektup bu aslında…

Çok önceleri yazacaktım…

Ama bir türlü cesaretimi toparlayıp yazamadım…

Hakkında  o kadar çok şey söylendi ve yazıldı ki, benim yazdıklarım hafif bile gelebilir diye düşünüyordum..

Ancak sanırım sırası geldi…

Bu yazı, her şeyden önce ailemin ve benim  sana vefa borcum

Ben seni  herkesten  farklı tanıdım Türkan teyze...

Gazetelerde yazılanlar, televizyonlarda konuşulanların çok dışında bir dünyada tanıdım seni…

Hayatımın en kritik döneminde tanıdım seni…

Senin  hakkında yapılan ideolojik ve marjinal yorumların dışında biriydin…

Sen  laik medyanın da, anti laik medyanın  da sunduğu Türkan Saylan imajının dışında biriydin benim için.

O yüzden senin hakkında yazılan ve çizilenlere hiç itibar etmedim ve müstehzi bir şekilde güldüm yanlızca…

Çünkü ben seni yazılanlardan ve çizilenlerden farklı tanıdım…

Evet…

Genç ve parasız, bütün imkansızlıkları iliklerine kadar  yaşayan Anadolu çocukları ve gençleri için bu konuşulanların hepsinin dışındaydın…

Her şeyden önce sen, on binlerce genç ve çocuk  için hayata tutunmak anlamını taşıyordun…

Okumak ve büyük adam olmak arzusundaki Anadolu çocuklarının bu amacına ulaşmasında çok mühim bir mihenk taşıydın…

Adını  ilk kez lise son sınıfta duymuştum…

Yalnızca bağ-kur emekli aylığıyla geçinen aileme yük olmadan nasıl  üniversiteyi okuyacağım diye kara kara düşündüğüm bir sırada dünyama girivermiştin.

Kardeşim TRT’de görmüştü  ve sana bir mektup yazmıştı …

Yani  bir mektupla başlamıştı tanışıklığımız…

Mektuba gecikmeden cevap vermiştin…

Bizleri tanımak istiyordun…

Babasız, on çocuklu bir ailenin hayata tutunma iradesinden çok etkilendiğini söylemiştin…

Zor durumdaki öğrencilere burs veren bir kuruluşun başındaydın.

İnsan hayatında önemli anlar vardır bunlardan birini de o gün yaşamıştım..

Mülkiyeyi kazanmıştım ve  çok sevinmiştim, ama üniversiteyi kazanmak  kadar önemli bir şey daha vardı ki, okul hayatım boyunca burs alacaktım, mektuba cevabında öyle söylüyordun…

Evet, bu tarihten sonra, milliyetçi muhafazakar bir olmama rağmen, yani ideolojik olarak hep farklı bir yerde durduğum halde, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği bursunu okul bitene kadar almıştım..

Hiçbir baskı görmeden…

Hiçbir karşılık beklenmeden burs almıştım..

Burs aldığım için benden ne namaz kılmamı istemiştin, ne de bağış toplamamı..

Ne laiklik mitinglerine katılmamı istemiştin, ne de modern yaşam ayinlerine katılmamı…

Evet, senin hakkında bilinmeyenlerden biri de buydu…

Farklılıklara saygın vardı, nezaket sahibiydin…

Yoksunluklar ve yoksulluklarla mücadele ediyordun…

Hem de kendi çabaların ve imkanlarınla…

Senin gibi gönüllü arkadaşlarınla…

Bunu bizzat yaşayanlardan biri de bendim…

Okul sömestriydi sanıyorum…

Beni İstanbul’a davet etmiştin ve ilk kez İstanbul’a geliyordum…

İlk kez denizi görüyordum…

İlk kez Sultan Ahmet’i, Topkapı’yı, boğazı görüyordum…

Ve İstanbul’daki ilk namazımı da Kandilli’de senin evinde kılmıştım…

Senin ve benim dünya görüşüm üzerine çok uzun bir de sohbet yapmıştık…

Çok keyifli ve çok doyurucu bir sohbetti..

Benden yalnızca okumamı istiyordun…

Okumamı ve faydalı bir adam olmamı…

Sohbet sırasında gördüğüm şey, öyle bazılarının söylediği gibi senin oruçla ve namazla da  bir sorunun yoktu…

Çünkü  burs verdiğin, namaz kılan, oruç tutan kızlar vardı senin de okuduğun ve hayatının sonuna kadar destek verdiğin Kandilli Lisesinde…

Sen, cehalet ve sömürü düzenini geleneksellik ve töre adı altında sürdürenlerle mücadele ediyordun…

Özellikle de kız çocuklarının bundan bir an önce kurtarılması gerektiğini düşünüyordun…

Bu yüzden de,  dünyadaki doğru olan nadir feminist bir hareketin öncüsüydün

Erkek karşıtlığı değil, ezilen kadının her platformda savunulmasını arzulayan bir anlayışa sahiptin…

Küçük kızlar, küçük yaşta hayatlarının baharında solmasın diye büyük bir çaba sarf ediyordun…

Bir ara, kadının mağduriyetinin devamını isteyen laik ve anti laikler, uzun yıllardır rantını yedikleri başörtü meselesi  girdabına  seni de çekip  bu çabalarına gölge düşürmek istediler…

Ancak sen itibar etmedin…

Çünkü  senin kadınlar için yaptığının  laiklik ya da laiklik karşıtlığıyla bir ilgisi yoktu.

O yüzden ne laiklik yanlıları ne de laiklik karşıtları seni doğru anlayabilmişti..

O yüzden “ne şeriat, ne darbe” dediğinde de anlaşılamadın…

****

Bir mektupla tanışmıştık ve yine bir mektupla vedalaşıyoruz Türkan teyze…

Ne tesadüftür ki, en çok sevdiğin ve hayatının büyük bir bölümünü uğruna harcadığın gençlerin bayramında toprağa veriliyorsun..

Hakkını helal et …

Varsa bizim hakkımız,  helal olsun…

Allah mekanını cennet eylesin…

Oğullarına ve torunlarına sabır versin…

 

Yorumlar
Hunter
26 Mayıs 2009 Salı 12:54
anti çydd
çoçuk ve gençleri namaz kılması yerine balaye teşvik ederek zaten kendisini tanıtmışdır.Dini sömüren bu kişiler ne kadar az öğrencimize burs verirse bu okadar iyi algılanmalıdır bu dernek dini inkar eden misyonerler tarafından kurulmuşdur.cenaze namazında kendilerini tam anlamıyla ispatlamışlardır. İnanç yoksa gerisi boşdur.
78.165.184.35
Özgür İrade
22 Mayıs 2009 Cuma 12:19
Teşekkürler
Teşekkürler diyorum, yüreğinizi cesurca açıp gerçekleri yazdığınız için. Teşekkürler diyorum, birilerinin yaptığı gibi ölü bir insanın arkasından sırf size karşıt fikirlere sahip olduğu için, küfür dolu web siteleri yapmaya kalmayacak kadar gerçek mülüman olduğunuz için. Teşekkürler, muhafazakar ve milliyetçi olmanıza ramen ideolojilerin gözünüzü kör etmediği ve gerçekleri söyleyebilecek yüreğiniz olduğu için.
85.96.139.103
C Ozatay
21 Mayıs 2009 Perşembe 21:38
At gözlüğü
Öncelikle yorumun yazıya değil yapılan yorumlara olduğunu söyleyeyim; muhteşem bir yazı yazmışsınız yorum yapmaya gerek kalmamış. Ama bazı yorumcular olaylara; dümdüz bir bakış açısıyla baktıkları için cahilliklerini ortaya koymuşlar. çağdaş yaşam baleden, içki içmekten mi ibarettir? Dînimiz olan İslâm bizim modern dans gösterileri müziklerden yoksun mu olmamızı ister? Hem sizin gözünüzde MODERN dans veya bale yapmak bir insana en büyük hakaretlerden biri mi sayılır?
88.230.149.155
Şadi
21 Mayıs 2009 Perşembe 19:36
Allah Rahmet eylesin
Türkan Hanımı tanımazdım ama cenazesi son yıllarda gördüğüm en kalabalık cenaze töreniydi. Ve işin enterasan tarafı cenaze törenine gelenler bir şekilde yolları Türkan Hanım ile kesişen halktan kişilerdi. Siz ne söylerseniz söyleyin hiç bir ideolojik yaklaşım insana zorda kaldığı zamanlarda yardıma koşmaz.Ama Türkan Hanım koşmuş olsa gerek ki cenazesi vefa borcunu ödemeye gelen gençler ve aileleri ile doldu taştı.Onlar Türkan Hanımdan razı Allah da razı olur inşallah.İnsan yaptıklarıyla iyilikleri ile insandır işte tam da bu nedenle ellerinize sağlık gönlünüzün enginliği başka insanlara da nasip olur inşallah.
88.252.95.183
Mustafa Gülbay
21 Mayıs 2009 Perşembe 18:18
Anadolu'dan umut kesilmez
Merhabalar Sayın Mustafa Yiğit,

"Türkan Saylan'a mektup..."unuzu okudum. Çok duygulandım. Burnumun direği sızladı... ağladım. Sizin gibi insanlar var oldukça ülkemizi bölmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Yazınız, Nihat Genç'in 'Anadolu'dan umut kesilmez' sözüne olan inanacımı bir kez daha doğruladı. İçtenliğinizden dolayı sizi yürekten kutluyorum.

En içten saygı ve sevgilerimle,
195.177.206.66
tuncay özgünen
21 Mayıs 2009 Perşembe 17:53
Allah Razı Olsun Mustafa kardeşim,
İslam'ın yüce kurallarını hepimize bir kere daha derinden hatırlatan, vefa, sadakat ve iyilikle meşbu yazın için sana teşekkürlerimi sunarım. Ne zamandan beridir nankör ile kafir sözlerinin aynı kökten geldiğini unuttuk. Ne zamandır, bilmediğimiz, tanımadığımız insanlar hakkında işkembeden atma ithamları doğru beller olduk. Rabbimize visalden önce son sözü Hz.Resullulah efendimizin Veda Haccındaki helalleşmesi ile aynı olan merhume hocamızı tüm Ümeyye soyuna tanıtan yazın için sağ ol, var ol.
Prof.Dr.Tuncay Özgünen
78.169.115.95
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim