• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya -1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Türk Olmak…

Ufuk Karadavut

Günümüzün en zor işi Türk olmak ve Türk olduğunu söylemek. Adeta suçlanıyorsunuz. Büyük bir suç gibi ‘Türküm’ derken sesinizi kısıyor ve etrafınıza bakınıyorsunuz. Nedeni gayet belli. Türkiye’nin neresinde bir olay olsa ilk suçlanan Türkler oluyor. Suçlanan, aşağılanan ve bunaltılanlar. Baksanıza Malatya’da olan bir olayda bile nereden ve nasıl çıktığı belli olmayan bir şekilde  Türkler suçlandı, tahkir edildi. Birileri büyük bir mutlulukla naralar attı. Ama olsun. Ne söylerlerse söylesinler, ne yaparlarsa yapsınlar eğer Türk’seniz asla utanmayız.

Bazı duygular vardır ki tarifi zordur. Eğer, İstiklal Marşı çalarken, içinizde köpük gibi kabaran bir duygu ile ay yıldızlı bayrağa bakıp bütün benliğinizle “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” diyebiliyorsanız, siz Türk’sünüz.

Eğer törenlerde ve geçitlerde önünüzden belli bir intizam içerisinde akıp giden Mehmetçiğe bakıp içinizden gurur duyuyor, heyecanlanıyor ve gurur duyuyorsanız, siz Türk’sünüz.

Bu vatan için canını vermekten çekinmeyen atalarımızı hatırladıkça onların yapmış oldukları özveri ve gayretleri büyük bir hayranlıkla anıyor ve onlara layık olmak için çalışıyorsanız, binlerce yıllık şanlı bir geçmişin sahibi olduğunuzun idrakinde olarak ne yapmanız gerektiğinin farkındaysanız ve tarihiniz ve atalarınızla gurur duyuyorsanız, bu ülkeyi seviyor ve bu ülke için gerektiğinde göz kırpmadan fedakarlık yapabileceğinize inanıyorsanız, hemen her yerde Türk olduğunuzu gurur duyarak ifade edebiliyorsanız siz Türk’sünüz.

Ülkemizin hemen her karışında yapılan her güzelliği büyük bir zevk duyarak alkışlıyorsanız, ülkemizin içinde yaşanan yada yaşatılan her olumsuz olaya üzülüyor, olumlu olaylara canı gönülden seviniyorsanız, ne olursa olsun ister fakir topraklardan ister zengin topraklardan gelin geldiğiniz köyü, kasabayı, şehir seviyor ve bundan utanmıyorsanız, toplum içerisinde ne olduğuna bakmadan her türden her gruptan insana sevgi ile bakabiliyor ve onları yaratılandan ötürü sevebiliyorsanız, ne olursa olsun insanların yaptıkları her şeyde iyi yönler bulabiliyorsanız, bir bilim adamımızın yapmış olduğu bir çalışmanın dünya çapında kabul edilmesi sizi heyecanlandırıyor ve gururlandırıyorsa, hemen her fırsatta ülke için neler yapabileceğinizi düşünüp en azından yapabileceklerinizi yapabiliyorsanız, örneğin bir milli maç çıkışı galip olduğunuzda sevinip, yenildiğinizde içinizde burukluk oluyorsa, bu ülkenin tarihine mal olmuş bazı marşları hiç bıkmadan aynı heyecanla dinleyebiliyorsanız, kökünüzün nereden geldiğine bakmadan, inançlarınızdaki farklılığı görmeden “Ne mutlu Türküm” diyebiliyorsanız, siz Türksünüz ve siz bu ülkenin gerçek sahibisiniz...

Bunları neden mi yazıyorum. Son günlerde hızla artarak devam eden milli devlet yapısı ve milli olan bütün değerlere karşı bazı merkezlerden ısrarla yapılan saldırılar nedeniyle üzülüyorum. Bu faaliyetler o kadar sistematik ki bunun yıpratma faaliyeti olduğunu anlamak oldukça güç. O kadar akılcı hareket ediliyor ki, yapılan eleştirileri bir süre sonunda sizde farkında olmadan kabul ediyorsunuz. Bazı eleştiriler, kamuoyunu aydınlatmak ile yıkıcı olmak, hainlik etmek, zarar vermek arasındaki ince çizgiye çok dikkat edilmesi gereklidir. Bunlar arasında çok ince nüans farkları mevcuttur. Bu farkları göremezsek, bunların arkasındaki kişileri ve grupları teşhis edemezsek yanlış yapmaya ve yanlış inanamaya devam ederiz. Bu nedenle yapılan yayınların arkasında kimlerin olduğunu iyi araştırıp ona göre itibar etmeliyiz. Kışkırtmalara, spekülasyonlara, komplo teorilerine kanmayın. Biraz muhakeme yeteneğinizi kullanırsanız bunların bir çoğunun arkasında psikolojik savaşın karanlık yüzünü teşhis edebilirsiniz. Hatalar kişilere mahsustur, hataları milli müesseselerle bütünleştirmeyin. Unutmayın ki milli müesseselerimiz sağlam ve sağlıklı olduğu müddetçe, ülkemiz de sağlam ve istikrarlı olacaktır. Milli müesseselerimiz bizim birer parçalarımızdır. Bu parçaların birbirinden ayrılmasına ve ayrı tutulmasına asla izin vermeyin. Onlar bizimle aynı hamurun parçaları, onlar bizim yansımamızdır.

Unutmayın ki milli olan müesseseler yoksa, biz de yok oluruz, onlar zayıflarsa bizde zayıflarız. Bu topraklarda yaşayan, bu toprakları seven, bu ülkeye bağlı insanlar arasında etnik yapılarına ve inançlarına göre ayırım yapmayın, yapmaya çalışanları aranızda barındırmayın. Bunları aranızda barındırmak onları desteklemek ve Türkiye'yi bölmeye, kargaşalık çıkarmaya çalışanların işine yarar. Alt kimliği ne olursa olsun, kendini Türk olarak kabul eden herkes bizim kardeşimiz, vatandaşımız, bizim kadar bu ülkenin sahibidir. Sizler bu ülkenin gerçek sahibisiniz. Başkalarından, çarpık ideolojilerden, aşırılıklardan medet ummayın. Bize bizden başkasının faydası olmaz. Biz sağlam oldukça, bölünmedikçe, "Bu şafaklarda yüzen al sancağı" kimse söndüremez. Ne mutlu ki Türküm, ne mutlu ki Türküz.

Ne mutlu bize ki, büyük bir tarihi birikimi ile tarihin hemen her çağını yaşamış, belli bir medeniyet geliştirmiş, uygarlıkları yerleştirmiş, eşsiz bir milletiz. Bunun farkında olarak kendimizi küçük görmemeli ve büyüklümüzün gerektiği gibi davranmalıyız.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim