• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -8 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

‘Türk’ Kelimesinden Korkanlara

Ufuk Karadavut

Türk Milleti yaklaşık üç yüz yıldır yaşadığı fikir tartışmaları, olayları, olumsuzlukları, sıkıntıları, ihanetleri unutmuşmuş bir şekilde yeniden yaşamaya başladı. Çabuk unutan bir millet olduğumuzu hemen her sosyolog ve psikolog ifade ediyor. Bunda haksız oldukları söylenemez. İçinde bulunduğumuz dönem dikkatle incelenirse Cumhuriyet öncesi sıkıntılı dönemleri aynen yaşadığımız anlaşılır.

Başımızda hemen her konuda uzman birileri var. Bu insanlar hem devlete hem de insanlarımıza sözüm ona yol göstermekle meşguller. Yaptıkları sadece emirler vermek yada tavsiyelerde bulunmak. Bunun ötesinde somut bir şeyler üretemiyorlar. Ama ülkeyi iyi karıştırabiliyorlar. Bu yetenekleri tartışılamaz bile. Genel karakterlerine bakarsanız bunların genel olarak ‘Türk’ olmadıklarını görebilirsiniz. Nüfuz cüzdanlarında Türk oldukları yazar, ama savundukları fikirleri iyi analiz ederseniz Türk düşmanı bir Avrupalıdan daha kötü düşüncelere sahip olduğunu kolayca anlayabilirsiniz. Bunların karşısında olanlar ise -onlara göre- hiçbir şeyden anlamayan, görgüsüz, eğitilmesi ve hatta yontulması gereken insanlar yani halk, yani Türk halkı.

Nedendir bilinmez ama bu ülkenin ekmeğini yiyerek büyüyen, bu ülkede kazananlar bu ülkeye ciddi anlamda zarar veriyorlar. Yüzyıllardan beri bu tür insanların vermiş olduğu zararı telafi etmeye çalışarak vaktimizi harcıyoruz. Fakat sonu gelmiyor. Rahat durmuyorlar. Konuşmaları, hareketleri, tavırları hep sıkıntı. Halkın kafasını karıştırmak, düşüncelerini bulandırmak ve huzurlarını kaçırmak için her türlü çalışmayı başarılı bir şekilde yürütebiliyorlar. Arakalarına aldıkları çok uluslu şirketlerin ve ülke içindeki işbirlikçilerinin desteği ile her türlü melaneti ve pisliği toplumun her katmanına bulaştırmayı başarabiliyorlar.

Bu coğrafyada bir aydın sınıfı var ve kabul edilen bu aydın sınıfın arasına girebilmeniz için temel bir şart var; ‘Türk’ sözünden uzak durmak. Mümkün olduğunca bunu kullanmamak. Hatta hakaret edebilir yada aşağılarsanız ayrıca artılarınız olur ve değeriniz artar. Ama bunları yapmaz,  ‘Türk’ kelimesinden uzaklaşmaz ve aksine yakınlaşırsanız sizden kötüsü toktur. Siz isteseniz de istemeseniz de artık bir ‘Irkçı’sınızdır, ya da ‘Faşist’sinizdir, daha da ileri götürenlere göre ‘İlkel kabileci’sinizdir. Ama şuna dikkat edin eğer ‘Türk’seniz ve Türk kimliğini savunuyorsanız bu sıfatlara layıksınızdır. Ama bunun dışında hangi kimliği taşırsanız taşıyın, hangi eylemi yaparsanız yapın  o zaman yaptığınızın içeriği değişiyor ve ‘Demokratik hak arayışı’ oluyor. Eğer Türk’üm derseniz faşistsiniz ama bilmem neyim derseniz ‘İnsan hakları savunucusu’ oluveriyorsunuz.

‘Türk’ kelimesinin duyulmasını istemeyenler aslında bundan fazlasıyla korkuyorlar. Onlara göre bu kelimeyi yok sayarken yerine neyin konulacağının bir önemi yoktur. Önemli olan bu kelimenin kullanılmamasıdır. Kullanan olursa da ellerinde bu insanları susturacak pek çok araç var. Hemen devreye sokuyorlar. Pek çok basın ve yayın kurumu ellerinde. Ellerinde olmayanları da  almaya güçleri yetiyor. Türk kimliğine sıkıca sarılmak isterseniz hemen sizi aşağılamaya çalışıyorlar. AB projelerinden faydalanamayacağınızı, AB’den para alamazsak kendi ayaklarımızın üzerinde duramayacağımızı, milliyetçiliğin (Vurgulamak istedikleri Türk Milliyetçiliğidir), bayrak yada vatan sevgisinin karın doyurmadığını ve gerçekçi olmak gerektiği vurgulanarak bu düşüncelerden ilk fırsatta kurtulmak gerektiği ifade ediyorlar. Huzur ve mutluluk isteniyorsa AB gibi yanı başımızda duran fırsatı iyi değerlendirmemiz ve bizden her istenen şeyi yapmamız gerektiği söyleniyor. ‘AB’nin her istediği iyidir. Eğer AB’ye girmek istiyorsanız ‘İlkel kabileciliği’ bırakarak küreselleşmeli ve ‘Dünya vatandaşı’ olmanız gerekir’.

Bu tür düşünceler yalnızca bu kesimlerde değil son zamanlarda üzülerek görüyoruz ki, kendisini Müslüman kabul eden insanlar dahi yaşadıkları bu ülke insanına ‘İslam’ ve ‘din’ adına hakaretler yağdırabilmektedirler. Maalesef onlar içinde önemli sorun;‘Türk’ ismidir. Başka kimliklerin bir önemi yoktur. Başka kimlikler kültürel zenginliğimizdir. Ama ‘Türk Kimliği’ bölücülüktür. Ümmetçilik adına açıkça Türk düşmanlığı yapılmakta ve taraftar bulabilmektedir.

Türklük ve Türk milliyetçiliği karşısında o kadar büyük bir propaganda yapılmaktadır ki, aydın denilen sınıfın içerisine her nasılsa sızmış olan bazı kişiler adeta günah çıkarırcasına ‘Türk olmadıklarını, milliyetçiliğin ülkeye zarar verdiğini’ belirterek adeta günah çıkarmaya çalışmaktadırlar. Hatta bunu yaparken tarihin bütün gerçekliğini ters yüz edecek şekilde yalanlar dahi söyleyebilmektedirler. Aldıkları üç beş alkış ve tebrik onlar için daha önemli olmaktadır.

Son olarak şunu söylemek istiyorum; Türk kelimesinden korksanız da korkmasanız da Türkler bu ülkenin gerçek sahipleridirler. Dün vardılar, bugün varlar. Allah’ın izni ile yarın da var olacaklardır. Çünkü, bu millet ihaneti de, gafleti de yaşadığı binlerce yıl içinde görmüş ve her türlü balayı etkisiz hale getirebilme tecrübesine sahiptir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim