• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • Konya 3 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Türk ekonomisi büyüyor mu?

Ufuk Karadavut

Bir kısım siyasetçiye bakarsanız Türkiye ekonomisi tarihinde hiç olmadığı kadar iyi durumda, ama bazı siyasetçilere de bakarsanız tam tersi. Yani Türkiye ekonomisi hiç olmadığı kadar kötü durumda. Net olarak rakamlar değil de popülist konuşmalar ve kalabalık sözler ortalıkta dolaştığı için kimin ne dediği tam anlaşılmıyor. Gerçek ortada dururken gerçekleri görmemiz engelleniyor. Her iki grupta aslında bizlerin gerçeği görme konusundaki isteğimizi bilinçli ya da bilinçsiz olarak engelliyorlar. Ama olaya dışarıdan bakan yabancıları pek etkileyemedikleri anlaşılıyor. Yurt dışından bakınca ekonomistlerin Türkiye ekonomisi hakkındaki görüşleri oldukça farklı. Bizim siyasetçiler gibi ne göklere çıkarıyorlar ne de yerin dibine geçiriyorlar. Oldukça gerçekçi yaklaşımları var. Mesela bize ihracatın rekor seviyede artığı hatta 150 milyar dolara yaklaştığı sürekli olarak söylenmekte. Televizyonlara çıkanlar bunu büyük bir başarı gibi anlatmaktadırlar. Bana göre de başarı azımsanacak bir şey değil. Yaklaşık 45 ülkeye doğrudan ya da dolaylı mal ihracatı yapmaktayız. Ancak ithalatın da daha büyük oranda artarak 250 milyar dolara yaklaştığını kimse ifade etmiyor. TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi ilk 9 aylık dönemde yüzde 2.6 büyüdü.  Birinci çeyrek büyüme hızı yüzde 3.4'ten yüzde 3.3'e revize edildi. İkinci çeyrek büyüme hızı yüzde 2.9'dan yüzde 3'e revize edildi. Sanayi üretimi ise beklentilerin çok altında gerçekleşince hesaplar tersine dönerek yeniden revize edilme ihtiyacı duyuldu.

İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye ekonomisinin büyümesinde “Altın satışı olmasaydı ekonomi resesyona girerdi” şeklinde bir yorum yapmış. Daniel Dombey imzalı makalede üçüncü çeyrekte kaydedilen yüzde 1.6 oranındaki büyümenin aslında Türk ekonomisindeki “patlama” sözünün abartısını ve gerçek dışılığını ortaya çıkardığını belirtmektedir. Türkiye bu yıl İran’a milyarlarca dolar değerinde altın ihraç ettiği, fakat aslında altın ithalatçısı olan Türkiye’nin, neden bu şekilde davrandığının da sorgulanması gerektiği belirtiliyor. Türkiye’nin bu yılki ihracat artışında altın satışının payının yüzde 60 olduğuna belirtmektedir. Yani altınımızı satarak kazanıyoruz. Elimizde avucumuzda bir şey kalmadı. Sadece altınlarımız vardı. Onları da elimizden çıkarıyoruz. Cari açık ise görmezden gelinen diğer acı gerçeklerimiz arasında yer alıyor. Ama ne hikmetse kimse ifade etmiyor. Uzmanların ifadelerine göre “Komşumuz Yunanistan Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın yaklaşık yüzde 8’i gibi bir cari açıkla iflasın eşiğinde olurken biz Gayri Safi Yurt İçi Hasılamızın yüzde 9,5 oranı cari açıkla şu anda dünyada en büyük orana sahibiz. Brezilya’da cari açık oranı yüzde 2.5, İtalya’da yüzde 3.5’dur. Üretmeyen bir ülke konumundayız. Cari açık için GSYH’nın yüzde 5’i kadar risk yoktur diyenler ile cari açığın finansmanı yapıldığı sürece risk yoktur diyenler, mutlaka bu cari açıktan beslenenlerdir.” demektedirler. Yetkililer Cumhuriyetimizin 100 yılında (2023 yılı için) GSYH miktarını artırarak dünyadaki ilk 10 ekonomi arasına girmek istemektedirler. Bunun içinde her ne kadar tüketiciye yansımasa da kişi başı milli geliri de 25 bin dolara çıkarmak istemektedirler. Türkiye 2001 verilerin göre 772.3 milyar dolarlık GSYH bakımından Meksika, Güney Kore ve Endonezya’nın dahi altındadır. Bunun nasıl gerçekleşeceği hiç konuşulmuyor. Belki de konuşulup tartışılması gereken asıl konu buradadır.

Son olarak kısa bir hikaye anlatalım: İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçen paspal, sevimsiz bir çocuk görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar; 'Bakın bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Seyredin şimdi...' Berber çocuğa seslenir: 'Ali, buraya gel!' Bunun üzerine çocuk sakince dükkâna girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, 'bakın şimdi' diye fısıldar ve bir elinde 5 liralık, diğer elinde 50 liralık bir banknot olduğu halde çocuğa sorar: 'Hangisini istiyorsan alabilirsin? 'Çocuk dalgın dalgın bir 5 liraya bir de 50 liraya bakar ve sonunda 5 liralık banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek: 'Gördünüz mü? Size söylemiştim.' der. Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden 50 liralık değil de, 5 liralık banknotu aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir: ' Eğer 50 liralığı alırsam ......oyun biter!' Eğer oyunu bitirmek istemiyorsak gerçekleri görmeliyiz. Halka da gerçekleri anlatmalıyız. Türkiye ekonomisi büyüyor gibi gözüken bir yapıda. Dünya sıralamasına baktığımızda alt sıralara inmekteyiz. 17. ekonomi iken 18. ekonomi olduk. Bunun nedeni açıklanmalıdır. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Alper Aşınmaz
06 Haziran 2014 Cuma 22:13
22:13
Yazınızı okudum ve büyük oranda katıldığımı belirtmek istiyorum.
95.15.197.36
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim