• BIST 83.067
  • Altın 146,397
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -5 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Türk ailesi ve tüketim alışkanlıkları - 1

Ufuk Karadavut

          İnsanın yaratıldığı günden beri var olan ve insanlık var oldukçada yaşayacak olan bir kurum niteliğindedir. Tanımını yapmak her ne kadar güç ise de yine de şöyle bir tanım yapılabilir: “Ana - baba, çocuklar ve tarafların kan akrabalarından oluşmuş ekonomik ve toplumsal bir birliktir”. 1950’li yıllardan günümüze değin Türk ailesi ise oldukça farklılaşmış, çeşitlenmiş bir görünüm kazanmıştır. Bununla birlikte yine de kendine özgü yönleri olan bir ailedir. Bu dönemde özellikle sanayileşme çalışmalarının hızlanması nedeniyle ciddi anlamda bazı değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Kentler sadece kentlerde yaşayan insanlardan değil aynı zamanda büyük bir göç dalgasıyla büyümeye başlamıştır. Böylece yoğun bir iç göç yaşanmıştır. Kırsal nüfus kentlere taşınmıştır. Kentlerin alt yapıları bu yoğun ve plansız göçü tam olarak karşılayamadığından metropol köyler oluşmaya başlamıştır. Metropol köylerde ne köylü neden kentli olan ama kendine özgü yeniş bir yaşayışı ve anlayışı olan bir kültür gelişmeye başlamıştır.

Yeni bir kültür ve bu yeni kültürle yetişen insanlar çoğalmaya başlamıştır. Aile yapısını bu yapı ciddi anlamda tehdit ederken çözülmesini de kolaylaştırmıştır. Benzer şekilde yurtdışı göçler de bir başka göç biçimidir. Özellikle altmışlı yıllardaki göç dalgası ile yurt dışına çok sayıda insanımız gitmiştir. Çok sayıda aile bölünmüş bir yapı içerisine girmiştir. Babasız yetişen çocuklar sahipsiz kalınca sahip çıkanlar tarafından yönlendirilmişlerdir. Kadınların çoğu ekonomik gereksinimler nedeniyle aile bütçesine katkıda bulunmak, aileye ikinci bir gelir kaynağı sağlamak amacıyla çalışmaya başlamıştır. Bu nedenle özellikle çocukların yetiştirilmesinde temel niteliklerden biri olan annelik müessesi tam olarak işletilememeye başlanmıştır. Günümüzde aile ilişkilerinde ve yapısında önemli değişiklikler olmasına rağmen önemini ve yerini halen korumaktadır.

Türk toplumunun temel yapı taşı olan aile kurumu için en önemli konuların başında yeni yetişen nesil üzerindeki kontrol gücünün kaybolması gelmektedir. Ekonomik olarak para kazanabilen kadın yada gençler hatta çocuklar bile kendi gelecekleri için kararlarını kendileri vermek istemektedirler. Bir aile içinde herkes kendi kararlarını kendisi vermeye kalkınca da ciddi anlamda huzursuzluklar ve aile içi çatışmalar yaşanmaktadır.  Özellikle televizyon kanallarında sürekli yayınlanan aile ve kadın programları kadınların aileleri ile ilgili düşüncelerini ve değerlerini değiştirmede etkili olmaktadırlar. Etkileşim genel olarak olumludan ziyade olumsuz yönde olmaktadır. Siz ne anlatırsanız anlatın karşınızdaki sizi anlamak istediği kadar anlayacak ya da yanlış anlayabilecektir. Bu sebepler yine aile içinde çözümü mümkün olmayan sorunların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bütün bunların dışında bir de bilgisayar gibi muhteşem bir teknoloji sanal âlemle evlerimize kadar girebilmiş ve hemen her kesi doğrudan etkisi altına alabilmiştir. Artık bilgisayar ve sanal âlem (İnternet)  vazgeçilmez bir konuma yerleşmiştir. Hatta bu konuyu o kadar ileri götürdük ki, sanal âlemde evlilikler yapabiliyoruz. Sanal âlemin kontrolünün oldukça zorlaştığı günümüzde bazı değerleri korumak artık mümkün de olmamaktadır. Çünkü, sanal âlemde istediğiniz yada istemediğiniz hemen her şey mevcuttur.

Büyük kentlerde yaşanan aile bozulmaları ve aile için huzursuzlukları anlamak için çok faktörlü bir yapıdan söz etmek yanlış olmasa gerek. Özellikle hızlı teknolojik, siyasal ve sosyal gelişmeler ailenin refahına olumlu etkiler yapmasının yanında ciddi olarak olumsuz etkilerde yapmaktadır. Ülke içindeki bölgeler arasındaki gelir dağılımındaki ciddi eşitsizlik ve dengesizlikler aile yapısını ciddi anlamda etkilemektedir. Medya aracılığıyla sürekli olarak tüketim araçlarının çokluğu ve farklılığını fark eden insanlar tüketmek için psikolojik olarak etkilenmeye başlıyorlar. İnsanların tüketim alışkanlıkları ciddi anlamda değiştirilmeye başlıyor. Değişen ihtiyaçlara ulaşmak için daha fazla para harcanması gerekiyor. Ancak gelirleri belirli olan insanların tüketim harcamaları da belirli olması gerekirken tam tersi bir durum yaşanmaya başlamaktadır. Gelirimize göre tüketmemeye başlıyoruz. Sonuç olarak ta bunalımlar yaşanmakta, aile yapısı zarar görmekte ve ölümler yaşanabilmektedir.  

            Günümüzde gelişmiş ülkelerinde üzerinde ciddiyetle durdukları aile bağlarının kuvvetlendirilmesi çalışmaları ülkemizde yapılmamakta ya da çok yetersiz kalmaktadır. Ailelerin güçlü ve sağlam temeller dayanması, ekonomik ve sosyal sorunlar ile yıpratılmaması ve dağılmasının engellenmesi gerekmektedir. Bunun için herkes elinden gelenli yapabilmelidir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim