• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -8 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Türk Ailesi ve Tüketim– 2

Ufuk Karadavut

Türk Ailesi ve Tüketim Alışkanlıkları – 2

Türk aile yapısındaki değişimler özellikle 80’li yılların ortalarından itibaren başladı. 90’lı yıllardan itibaren ise değişimle birlikte ayrışmalarında başladığı görüldü. Her değişim ve ayrışma aynı zamanda yaşam kültürü ve tüketim alışkanlıklarını da etkiledi. Küçük yerleşim bölgelerinde büyük aile olarak yaşamaya alışkın olan aileler göçle birlikte büyük şehirlere alışma döneminde sıkıntılı bir geçiş dönemi yaşadılar. Genel olarak bu geçiş döneminin sürdüğü söylenebilir. Geçiş döneminde kendisini gösteren en önemli etken ailelerin küçülme eğilimine girmiş olmalarıdır. Küçülme eğilimi ile birlikte aileler kendilerine yeten bir yapı olmanın ötesine çıkarak tüketim birimi haline dönüşmeye başlamıştır.

Aileler toplumsal yaşam içerisinde değişime karşı önceleri direnç gösterseler bile daha sonraları değişime tamamen açılmışlardır. Değişimle birlikte ailelerin yaşam biçimleri ve beklentileri de değişmeye başlamıştır. Özellikle beklentiler önceleri küçük ölçekli olurken daha sonraları erişilmez denilen noktalara kadar ulaşabilmiştir. Beklentilerin karşılanmaması ise ruhsal bunalımlara ve ciddi anlamda aile içi sorunların yaşanmasına sebep olmuştur. Bunların başında çocukların nasıl yetiştirileceği sıkıntısı yer alırken, aynı zamanda aileler ister istemez kontrol mekanizmalarının kendi ellerinden hızla kaydığını gördüler. Sadece çocuklar bakımından değil genel hayat düzeni olarakta kontrolün kendilerinin elinden çıkması tehlikesi ciddi anlamda insanlarımızı etkiledi. Kontrolden çıkanların sayısı hızla artıyor. Boşanma sayısının hızla artması bunun en belirgin göstergesi sayılabilir.

Türk ailesi değişimin etkisini köklü bir şekilde değişim geçirerek yaşamıştır. Sosyal sorunların ağırlığı nedeniyle kadınların iş hayatına girmesi, kadın ve erkeğin paylaşım ve sorumluluk alanlarının eşitlenmesi eğilimleri başlamıştır. Elbette bu eğilimin derecesi aile yapısı ve tüketim alışkanlıklarının hızla değişmesine neden olmuştur. Özellikle gelirlerinin üzerinde tüketim harcamaları isteği ailelerin sosyal ve ekonomik yapılarını ciddi anlamda tehdit eder hale gelmiştir.

Son yıllarda küreselleşme sürecinde özellikle basılı ve görsel basının etkisi ile tüketim eğilimleri içerisine bir de marka özentisi oluşmaya başlamıştır. Ailelerinin geçimlerini karşılamakta zorlanan aile reisleri çocuklarını basılı ve görsel yayınlar ile arkadaş gruplarının psikolojik basısından kurtaramaz hale gelmiştir. Bu durum aynı zamanda birlikte geçirdikleri zamanında azalmasına neden olmaktadır. Birlikte geçirilen zamanın azalması ile aile içindeki anlaşmazlıklarda artmıştır. Konuşmayan birbirini anlamayan ailelerin birliktelikleri de zora girmiştir. Aile büyükleri dershanelerde yada televizyon dizileri ile baş başa kalan çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramamaktadırlar. Bunun sonucunda da aile içinde çocukları alması beklenen değerler verilememekte ve çocuklar almaları gereken değerleri televizyon dizilerinden, arkadaşlarından edinme yoluna gitmektedirler. Bu çocukların karakterlerini ciddi anlamda etkilerken aynı zamanda tüketim alışkanlıklarını değiştirmektedir. Değişen alışkanlıklar doyumsuz bir noktaya ulaşınca da aile içi tartışmalar ve anlaşmazlıklar başlamaktadır. 

Ailenin tüketim harcamalarına yönelik eğilimleri sosyal konum (statü) yada özenti boyutlarındaki içi boş özelliği yeni nesli emek sarf etmeden kazanma, hep kazanma, olabildiğince güçlü olma, kazanılanların değersizliği gibi değerlendirilmesi noktasına gelmesi nedeniyle aile yapımızın tüketim eğilimlerini ciddi anlamda etkilerken, aile bütünlüğümüzü tehdit eder nitelik kazanmaya başlamıştır. Son dönemlerdeki gelir dağılımındaki düzensizlikler ailelerin tüketim harcamalarını yönlendirmede etkili olmaya başladığı görülmektedir. Oluşan çarpıklığın etkisinde kalan ailelerde genel olarak içsel huzursuzlukların yaşanmasına, hayattan gereğince tad almamaya başlanmasına sebep olurken, gençler arasında suç oranlarının artmasına neden olmaya başlamıştır. Suça yönelen çocukların aile yapıları dikkatle incelendiğinde aile yapılarındaki bozulmanın temeklinde beklentilerin yüksekliği ve bu beklentilerin karşılanmamasının yattığı görülebilir.

Sağlamlığı ile sürekli olarak övündüğümüz aile yapımız tüketim tehdidi altındadır. Gerekli ve yeterli sosyal politikalar oluşturulamadığı taktirde orta vadede aile yapısından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Boşanmaların artması, evlenmekten ziyade birlikte yaşamaların çoğalması, çocukların kendilerine güvenleri gelsin diyerek başıboş bırakılmaları, doğrudan tüketim alışkanlıklarını etkilemektedir. Sonuç olarakta aile kurumu yok olmaya doğru gitmektedir. Ailenize sahip çıkın. Emin olun hayattaki en değerli varlığını aileniz…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hacı
09 Şubat 2008 Cumartesi 10:20
yazık
siz gazeteci olmuşsunuz amma toplum adamı olamamışsınız.Bu Ülke sizin gibi insanlar yüzünden geriliyor.Sizi mütedeyyin insanlar adına kınıyorum..
88.231.247.250
huriye tekin önür
08 Şubat 2008 Cuma 14:41
muhalif
kadının çalışması sadece ekonomik nedenlerden mi?ne kadar materyalist bir bakış açınız var? Sonra, kadın ve çocukların ailede alınan kararlara katılmasından niye rahatsızlık duyuyorsunuz ki!yoksa düşünen, konuşan ve çalışan kadından rahatsız mı oldunuz?!
193.255.51.13
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim