• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Türk aile yapısı nereye gidiyor?

Ufuk Karadavut

Televizyon dünyanın her ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de insanların zamanlarını ciddi anlamda çalan bir faktör olarak görülüyor. Hatta öyle bir hal aldı ki bazı insanların yaşam tarzı haline geldi. Televizyonsuz yaşayamam diyenlerin sayısı azımsanacak gibi değil. Yapılan araştırmalarda görülen o ki, ülkemizde yaşayan insanların tamamına yakını günde ortalama 4-5 saat televizyon izliyor. İlk bakışta küçük bir zaman dilimi gibi gelebilir. Ama aslında öyle değil. Oldukça uzun bir zamanı oluşturuyor. Bu sürenin özellikle akşam saatleri olduğu düşünülürse ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılacaktır. Ailenin bir araya geldiği, konuşması ve dertleşmesi gereken saatlerde televizyon karşısına geçerek aile içi iletişimini terk etmiş oluyoruz. İzlenen dizilerde kendimizi arayarak, ya da kendimizi bulduğumuz dizilere bağlanarak hayatımızı devem ettirmeye gayret ediyoruz. Ama buna karşın bazen de aşırıya giderek dizilerdeki sahte kahramanlara özenerek hayatımızı onlara göre ayarlamaya ve onların yaşam tarzlarına göre belirlemeye gayret ediyoruz.

Özellikle son birkaç yılda televizyon kanallarında yayınlanan programlar Türk aile yapısını kökünden değiştirilmekte ve dönüştürülmektedir. Her yerde olduğu gibi kadınlar sömürünün aracı ve oyuncağı, aile ocağımız ise birbirini anlamayan ve dinlemeyen sadece birilerini çekiştirenlerin yuvası haline getirilmektedir. Aile temel olarak insanı kendi bünyesine alan ve onu koruyan ilk ve en önemli sosyal çevredir. Bu sosyal çevrenin sağlamlığı, toplumunda sağlamlığını ortaya koyar. İlk çevre ne kadar güçlü ise toplumda o kadar güçlüdür. Tersi olması durumunda ise yine toplum o derece zayıflar. Bir süre sonra ise benliğini ve kişiliği kaybeder. İnsanı insan yapan, onu hayata hazırlayan, onu sosyalleştiren, mensubiyet duygusu aşılayan hep insanın ilk sosyal ve kültürel çevresi olan ailedir.

Aile içinde insanı insan yapan şahsiyet oluşumunun temeli atılır. İnsan, burada ahlaki temel değerleri, milli ve manevi değerleri, geleneklerini, kısaca insanı insan yapan insanı toplumda “birey” yapan bütün kavramları aileden alır. Ancak sağlıklı bir aileden alır. Ama üzülerek ifade etmek gerekiyor ki, aile yapımızın sağlık durumu ciddi anlamda sorgulanmaktadır ve sorgulanmalıdır. Maalesef bugün özellikle televizyon kanallarında bilinçli bir şekilde ama içten içe aile yapımız çökertilmeye çalışılmaktadır. Televizyonlarda bu tür programları yayınlatan zihniyet aile yapımız dâhil olmak üzere, toplumdaki milli ve manevi değerlerde tam anlamıyla bir yozlaşma ve soysuzlaşma politikası izlemektedir. Yurt dışında ailenin öneminin farkına varılarak aileyi koruyucu ve yaşatıcı gerekli bütün tedbirler alınırken, ülkemizde aileyi ve toplumu koruyacak tedbirleri almak bir kenara, aksine çözülmeyi kolaylaştıracak yasaları, “AB’ye uyum” adıyla çıkartarak bu sürece ivme kazandırılmaktadır.

Yapılması gereken bellidir. Şimdi yapılanların tam tersi yapılarak Türk aile yapısı korunmalıdır. Aile yapısının korunması aynı zamanda ülkemiz üzerinde hain emelleri olanlara karşı bir emniyet tedbiridir. Geleceğe daha sağlam adımlarla uzanmak demektir. Ancak her ne hikmetse televizyonlarımız ayrıştıran, bölen ve aileyi yok eden bir politikaya hizmet etmektedirler. Bu işlemlerin tesadüfen yapıldığını ya da maddi kaygıları ileri sürmek ya cahillikten ya da hainlikten kaynaklanabilir. Yapılanlar tamamen bilinçli ve planlıdır. Türk toplumunun yok edilmesi için ailenin ne demek olduğunu keşfeden güçler güçlü bir şekilde aile kurumuna saldırmaktadırlar. Kısa zamanda gerekli koruyucu tedbirler alınmazsa başarılı olacakları aşikardır. Çünkü biliyorlardır ki; güçlü aile, güçlü toplumun, güçlü toplum da güçlü milletin teminatıdır. Aile yapısı güçlü olan milletlerin ve devletlerin yıkılması ve tarihe gömülmesinin mümkün olmadığını bilenler şimdi olduğu gibi gelecekte de ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerdir. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Ama bizi asıl şaşırtan ve endişeye sokan ülke içinde buna sınırsız bir şekilde izin verilmesidir. Mesela radyo ve televizyonları denetleyen kurum olan RTÜK. Bu üst kurulun üyeleri maaş almanın dışında ne yaparlar merak ediyorum…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim