• BIST 108.392
  • Altın 143,460
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Konya 31 °C
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması

Toplumun çekirdeği aile

Saffet Yurtsever

Geçtiğimiz cumartesi günü “Ailenin Önemi- Boşanma Sebepleri-Sonuçları ve Çözüm Yolları” paneli kısa adı TEYAD olan Tüm Eğitimciler Yardımlaşma Araştırma Derneği taragından İl Halk Kütüphanesi Konferans salonunda  kalabalık bir dinleyici kitlesine sunuldu.

Aile problemleri; toplumun kanayan bir yarası günümüzde… Gerek Bakanlık nezdinde gerek Diyanet nezdinde gerekse ilgili sivil toplum kuruluşlarınca “aile” konusu sık sık gündeme alınarak çareler aranmakla birlikte kanayan bir yara haline gelen bu soruna bir türlü çözüm bulunamamaktadır. Bu konuda Allah(cc)’ın ve O’nun kutlu Peygamberi(sav)’nin koyduğu ölçülerin içselleştirilememesinden kaynaklanmakta olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.

TEYAD başkan vekili Nurettin Kılıç; dikey, yatay veya paralel hiç kimseyle direkt veya endirekt bağı olmayan, sadece yaratıcıya kul olmayı kendisine prensip edinen, aklını kiraya vermeyen bir neslin yetişmesine vesile olmak için bu derneği kurduklarını ve yaptıkları çalışmalardan özet bilgiler verdi selamlama konuşmasında.

Bildiğimiz gibi aile, toplumun temelidir. Güçlü toplumlar, güçlü ailelerle kurulur. Yeryüzünde insanın hayatı aile başladı ve aile ile de devam edecektir. Müslüman aile, Allah(cc)’ın ölçüleriyle kurulur ve ancak bu ölçüler muhafaza edilirse ayakta kalabilir. Aksi halde savrulmaya, yozlaşmaya, kokuşmaya, dağılmaya mahkûmdur.

Panel yöneticisi Ömer Lütfi Ersöz’ün giriş konuşmasında aile serencamını özetleyip ayet ve hadislerden örnekler vererek ailenin korunması noktasında TEYAD ve KADEM gibi sivil toplum kuruluşlarının önemli çalışmalarına dikkat çekti. Mutlu bir aile için karşılıklı sevgi, saygı ve sabrın elzem olduğuna vurgu yaparak eşitlikçi bir anlayış yerine adalet ve hakkaniyet anlayışının tahakkuk etmesinden yana olduğunu ifade etti.  

Konuya en can alıcı noktasından giren İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar, “Evliliğin önemi” başlıklı konuşmasıyla; aile hayatı ve mutluluğun ögelerini bir bir serdetti. “Kur’an ailesi” ifadesiyle dinî yaşamda birbirini tamamlayan müessese olarak niteledi aileyi. Evliliğin ilk gününden itibaren “Eşler birbirine baktığı zaman, Allah(cc) da onlara rahmet nazarıyla bakar. Eşler birbirinin elini tuttuğu zaman parmaklarının arasından günahları dökülür gider.” Peygamber sözünü kulaklarımıza küpe yapmamız gerektiğinin altını çizdi. Eşlerin birbirine rahmet nazarıyla bakmaları, yuvanın; sevgi, saygı, sadakat temeli üzerine kurulması gerektiği, eşlerin öncelikle dinde kardeş oldukları; bu dünyada başlayan evliliğin ahrette de devam edeceği gerçeğini hatırlattı. Daha sonra yuvayı ayakta tutan temellerin; iyi niyet, karşılıklı anlayış, sevgi ve saygı, bağışlama, takdir, teşekkür ve dua olduğunu; boşanmanın ise son çare olduğunu söyledi. 

KADEM Konya temsilcisi Dr. Kübra Solak; ailelerin boşanma nedenleri, sonuçları ve çözüm önerileriyle ilgili istatistikî bilgiler verdi. Durum, içler acısı. Son on beş yılda evlenme hızı azalırken boşanma hızı artıyormuş. Boşanmaların % 40’ından fazlası evliliğinin ilk 5 yılında… 

Şiddetli geçimsizlik, bencillik, sorumsuzluk, zina, cana kast, cürüm ve haysiyetsizlik, fena muamele, terk, maddi sıkıntı, kocanın akrabaları, kadının akrabaları, kocanın içki ve kumarı, cinsel sorunlar, dayak, kıskançlık, cimrilik ve hastalık vb. gibi boşanma sebepleri içerisinde ‘şiddetli geçimsizlik’ başı çekiyormuş.

Boşanma durumunda tarafların olumsuz etkilenmesi ve belli ölçülerde zarar görmesi kaçınılmaz. Boşanma, tüm aile üyelerini psikolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik yönden farklı biçimlerde etkiliyor. Boşanan kadının karşılaştığı güçlükler; ekonomik sıkıntı (%88.6), çevre baskısı (%80.8), velayet babadaysa çocuklara özlem duyma (%79), erkek tacizi (%77), aile baskısı (%73.2), ruhsal/duygusal sıkıntılar (%70).

Erkeğin karşılaştığı güçlükler ise; velayet annedeyse çocuklara özlem duyma (%71.6), ev ve kendi işlerini yapmakta güçlük (%62.6), ruhsal/duygusal sıkıntılar (%58.6).

Bu durumda boşanan kadının çözmesi gereken sorunları çok; ama gücü ve kaynakları o ölçüde sınırlı…

Çocuklar açısından durum daha da vahim. Küçük yaşlardaki çocuklarda altını ıslatma, parmak emme, içe kapanma, kâbus görme, saldırganlık ve hiperaktivite gözlenirken; daha büyük çocuklarda boşanmadan dolayı anne babayı veya kendisini suçlama, utanç duyma, birlikte olamadığı ebeveyne özlem duyma ve kimi zaman bundan diğer ebeveyni sorumlu tutma, boşanma sonrası yaşamında meydana gelen değişimler nedeniyle öfke ve kızgınlık hissetme, okul başarısında düşme, arkadaş ilişkilerinde başarısızlık, içe kapanma, söz dinlememe, inatçılık, isyankârlık gibi olumsuz davranışlar gösterme, kötü alışkanlıklar edinme…

Türk Geleneğinde Aile Yapısını anlatan Yrd. Doç. Dr. Ahmet Şimşek, Türk geleneğindeki aile yapısını Müslümanlık öncesi ve sonrası olarak iki bölümde sundu. Erkek evladın kız evlada göre daha değerli olmadığının, daha önemli olduğunun altını çizdi. Erkek evladın sorumluluklarının daha ağır olduğunu, hem ailesine hem de ebeveynlerine bakmak zorunda olduğunu, aksi takdirde Aksakallılar’ın toplanarak gerekli cezaya çarptırılacağının kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Şimşek, “Anne ise hem ailenin idaresi hem de çocukların yetiştirilip eğitilmesi sorumluluğunu yükleniyor. Zamandaşlarına göre en özgür kadın Türk kadınıdır. Tek eşlilik esastır. Kızlar da erkek çocuklar gibi ata binmeyi ok atmayı öğrenerek savaşçı gibi yetiştirilirlerdi. Tarihte Amazonlar olarak bilinen kadın savaşçılar, Saka Türklerinin kadınlarıydı.

Medyanın, televizyonun, bilgisayarın, cep telefonlarının aile içine girmesiyle savrulmaların, çözülmelerin önü alınamaz hale geldi. Çocuklarımızı örf ve âdetlerimize, inançlarımıza göre yetiştirmek en temel düsturumuz olmalıdır.” dedi.     

Selçuklu Halk Eğitimi Merkezi Müdür Yardımcısı Uz. Öğretmen Neslihan Adın; “Ey insanlar! Sizi bir tek kişiden yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun.” Âyeti ve “Evlenen kimse, imanının yarısını korumuştur.” Hadisi Şerifiyle söze başladı ve Cenab-ı Hakk’ın insanları diğer varlıklardan üstün kıldığını, başı boş bırakmadığını, evlilikleri de kurallara bağlayarak kutsal bir hüviyet kazandırdığını ifade etti. 

Neslihan Hanım özetle şöyle devam etti: “Rum Sûresi 21. Ayette ‘Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp, aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun varlığının delillerindendir.’ buyuran yüce Rahman, eşler arasında sevgi ve muhabbet lûtfetmiştir. İki gönlü kavuşturup kaynaştıran şüphesiz ki Allah’tır. Evlilik, insanın kendisine denk bir hayat arkadaşı bularak maddi manevi huzur mücadelesine girişmesi fakat bu mücadelede her şeye rağmen mutluluğu yakalayabilmesidir. Toplumun en önemli yapı taşı olan aile; doğru bir evlilikle kurulur. Doğru bir evliliğe atılan en önemli adım bu evlilik için hazırlanabilmektir.

Taşıtlarınızı kullanabilmek için ehliyetlerimiz var; fakat hayatımızın en önemli bölümü olan evlilik müessesinin mutlu ve huzurlu bir şekilde yoluna devam edebilmesi için ehliyetimiz yok. Evlilik araç kullanmaktan daha mı önemsiz? Elbette değil! 

Eli öpülesi kıymetli annelerimiz ‘kız beşikte, çeyiz sandıkta’ anlayışıyla evlenene kadar sürekli bin bir emek harcayarak el emeği göz nuru çeyizler hazırlıyorlar. Ama bu çeyizleri kullanacakları yuvaları için göz bebekleri evlatlarını niçin evliliğe aynı itina ile hazırlamıyorlar?

Evlilik öncesi eğitim; önce genci hayata hazırlayan aileye verilmelidir. ‘Kendini ezdirme kızım- oğlum’ zihniyetini ortadan kaldıran, olumluya, yapıcıya yönlendiren ebeveyn eğitimi almalıdırlar. Daha sonra bu eğitim evliliğe hazırlanan gençlerimize verilmelidir. Evlatlarımıza; eşlerinin onların rakibi olmadığı, ekibi olduğu bilinci verilmelidir. Evliliklerde eşler birbirinin rakibi değil ekibidir. Ekip arkadaşı ile iyi bir ekip ruhu yakalayan çiftler başarılı evlilikler yapabilmekte ve mutlu çocuklar yetiştirebilmektedir. Hayatlarının en önemli dönüm noktasına, ebedi mutluluğuna ya da mutsuzluğuna sebep olacak evlilik öncesinde de bilinçli bir bilgi hazırlığı yapılmalıdır. Bizi biz yapan millî ve manevî değerlerimizi günden güne yitirdiğimiz şu günlerde gençlerimizin elinden tutup, Efendimiz(sav)’in Sünneti, Rabb(cc)’imizin buyruğu olan evlilik kurumuna gençlerimizi en güzel şekilde hazırlamak toplumsal görevimizdir. Selçuklu Halk Eğitimi Merkezi ve TEYAD Derneği olarak el ele verip toplumumuzdaki bu soruna sahip çıktık. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızı yetiştirecek altın gençliğimizi kutsal yuvalarını kurmadan önce kurumumuza eğitim almaları için bekliyoruz.” 

Son olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Konya İl Müdürlüğü’nden Sosyolog Fatma Koca sunumunda ailenin, bireyin gelişiminde ve eğitiminde çok önemli olduğuna, etkili bir iletişimin aile içindeki gerekliliğine dikkat çekerek şöyle dedi: “Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak birbirlerinin düşüncelerini ve duygularını anlamalarına yardımcı olacağı gibi, uyum içinde yaşamalarına ve çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına da katkı sağlayacaktır. Çocuğa yöneltilen ve ona karşı takınılan davranış, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Bu dönemde çocuk toplumun bir bireyi olacağını öğrenirken aynı zamanda en küçük ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele de gereksinim duyar. Çocuk, toplumda alacağı rollere de bu dönemde hazırlanır. Karşısındaki ile empati kurma, onu anlama veya onu anlayamama gibi aile işlevlerinin sağlıklı veya sağlıksız olmasında çok önemli yeri olan davranışların temelinde iletişim vardır. İyi bir iletişim ailede kişilerin birbirlerini daha iyi tanımalarına, amaçların belirlenmesine, kişilerin kendilerine ve diğer kişilere saygı duymalarına imkân sağlar. Çocuğun aile üyeleri ile olan ilişkileri, diğer bireylere, nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırlar, benimsediği tutum ve davranışların temelini oluşturur. Hor gören, cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan anne ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olurlar. Anne-Baba-Çocuk ilişkisi, temelde anne ve babanın tutumuna bağlıdır. Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak büyüyen çocuklar, büyük bir sevgi açlığı gösterirler, bu açlık da bir takım davranış ve uyum bozukluklarına neden olabilir. Sağlıklı ailelerde aile bireyleri, birbirlerinin mutluluklarını ve ruh sağlıklarını destekleyen tavırlar sergilerler. Her aile zaman zaman hayatın güçlükleriyle karşılaşır. Sağlıklı aileler problemlerini daha kolay çözümleyebilir ve dengelerini koruyabilirler. Sağlıksız bir aile yapısı içerisinde yaşanan problemler ise ailenin dağılmasına bile sebep olabilir.”

Allah(cc) yâr ve yardımcımız olsun.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim