• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Konya 2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Toplum Kime Güveniyor

Ufuk Karadavut

Türkiye konumu ve yapısı itibariyle sürekli olarak içeriden ve dışarıdan rahatsız edilen, araştırılan ve üzerinde dikkatle durulan bir ülke olmuştur. Bu özelliğini mevcudiyetini koruduğu sürece de koruyacağı açıktır. Bunun en son örneği Avrupa Birliği tarafından yapılan “Türkiye’de toplum kime güveniyor” anketi olmuştur. Türkiye’de yaşayan insanların kime neden güvendikleri bu kişileri neden bu kadar ilgilendir diye sormayın. İlgilendiriyor. Çünkü üzerinde çalıştığınız ve türlü hesaplar yaptığınız toplumu değiştirmek ve dönüştürmek için bu gerekli bir adımdır.

Anket AP-GfK, 1 Kasım-11 Aralık tarihleri arasında Türkiye'deki 48 ilde yaşayan rastgele seçilmiş 18 yaş üstü 1200 Türk yetişkinle yapılmış. Ankete katılanların yüzde 60'ı şehir merkezlerinde, yüzde 40'ı ise köylerde yaşamaktadırlar. Çalışmayı yürütenler hata payının 3,5 puan olduğunu belirtişler. Ankette sorulan ve alınan bazı cevaplar şu şekilde;

- Araştırmaya katılanların yüzde 52'si Türkiye'nin NATO'da kalmasını istiyor. Ancak buna karşın katılımcıların yüzde 42'si AB'ye karşı. AB’yi destekleyenlerin oranı ise %50 civarında. Yıllar önce bu rakam %80’ler civarındaydı. Demek ki bu konuda ciddi bir güven zafiyeti oluşmuş ya da oluşturulmuş durumdadır.

- Araştırmaya katılanların yüzde 85'i dinin, yaşamları için “son derece” ve “çok” önemli olduğunu düşünüyor. Yüzde 63'lük kesim kadınların üniversitede başörtüsü takmakta özgür olması gerektiğini düşünüyor. - Dinin hayatlarında önemli olduğunu söyleyenlerin yüzde 65'i ise dini liderlerin siyasetten uzak durması gerektiğini savunuyor. Yüzde 17'si ise “Din adamları siyasette yer almalı” düşüncesinde. - Türkler, Filistin yönetimi hakkında da yüzde 37 oranında olumsuz fikir belirtti. Mevcut Filistin yönetimini destekleyen Türklerin oranı ise yüzde 22'de kaldı. - Türklerin yarısı İran'ın atom bombası geliştirmekte olduğuna inanıyor. - Türklerin yüzde 51'i Türkiye'deki Kürtlere daha fazla yasal ve siyasi haklar verilmesine karşı. - Türkler ABD ve Başkan Barack Obama hakkında da olumsuz görüşlere sahip. ABD hakkında olumsuz düşünenlerin oranı yüzde 55'ken, Obama hakkında ise yüzde 49. - Terörizm yaygın bir endişe kaynağı olarak baş köşede durmaya devam ediyor. Bu konuyu, “çok ciddi” bir sorun olarak nitelendirenlerin oranı yüzde 66. - Türk'ün Türk'ten başka dostu yok tabiri bir kez daha doğrulandı. Türklerin yüzde 84'ü “Başkasına güvenmem” düşüncesine sahip. - Öte yandan ankete göre, özellikle büyük ekonomik kaygılar taşıyanlar ülkenin yanlış yöne gittiği görüşünde. 2010'daki yüzde 7'lik ekonomik büyümeye rağmen işsizliği Türkiye'deki “gayet ciddi” bir sorun olarak nitelendirenler çoğunlukta bulunuyor. Türklerin yarısı “yüksek seviyede bir ekonomik büyümeyi” ülkeleri açısından çok önemli bir hedef olarak görüyor. - Ülkenin ekonomisini, “yoksul” ya da “çok yoksul” olarak nitelendirenlerin oranı yüzde 38. Gelecek 5 yılda kişisel ekonomik durumlarının iyileşmesini bekleyenlerin oranı ise sadece yüzde 34. Ekonomiyi “yoksul” olarak nitelendirenlerin yüzde 87'si ülkenin yanlış yöne doğru gittiğini savunurken, yaşamlarının gidişatından genel olarak memnun olduklarını belirtenlerin oranı ise sadece yüzde 34.

Şöyle söyleyelim, aynı ankette sorulan, “Türkiye’nin en güvenilir kurumu hangisidir?” sorulan en büyük cevap “ordu” oldu. Hükümet, ordu ile dört yıldır fiili olarak gerilim yaşamasına, birçok komutanın tutuklanmasına rağmen, halkın gözünde en güvenilir kurum gene ordu. Çok değil, daha geçen hafta 163 subayın tutuklanmasına rağmen, halk yine orduyu güvenilir buluyor. Ordunun ardından ise yargı geliyor. Yargıya güvenin yüksek yargıdan kaynaklandığını söylemeye gerek yok. Güven sıralamasında en altta kalan iki kurum ise Cumhurbaşkanlığı ve meclis.

Bir diğer önemli soru ise katılımcıların siyasi görüşlerini açıklamaları durumunda baskıya uğrayacaklarını düşünmeleri. Başbakan’ın, “Düşünceye baskı yok,” dediği şartlarda, anlaşılan kendini destekleyenler gözünde dahi ordunun güvenilirliğini kaybettiremedi. Siyasi baskılar olmadığına da kimseyi inandıramadığı ortaya çıkıyor. Ciddi anlamda bir baskı var ve insanlar görüşlerini dahi açıklamaktan çekiniyorlar. İleri demokrasi bu olsa gerek…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim