• BIST 99.743
  • Altın 280,174
  • Dolar 5,7334
  • Euro 6,2978
  • Konya 22 °C
  • Kamuda çakara son! İşte çakar kullanabilecek protokol!
  • Bu nasıl buluşma
  • Söylediği 'hadis' olay oldu... "Hz. Muhammed saç ekimini yasakladı!"
  • Kamuda çakara son! İşte çakar kullanabilecek protokol!
  • Bu nasıl buluşma
  • Söylediği 'hadis' olay oldu... "Hz. Muhammed saç ekimini yasakladı!"

Ticaret savaşları

Mesut Ceran

ABD ile Çin arasındaki 2008 küresel finans krizinin sonrasında şiddeti giderek artan bir şekilde devam eden ticaret savaşları, artık teknik detaylar arasına gizlenmiş adımlarla değil, açıktan verilen siyasi mesajlar ve meydan okumalarla ilerliyor. Pekin ve Washington yönetimleri, karşılıklı olarak çokuluslu şirketlerin hedef alınmasına varan yeni-korumacılık eylemlerini devreye alırlarken özellikle yüksek teknolojili sektörlerde rekabet avantajlarını birbirlerine kaptırmamak için canhıraş bir mücadele içindeler. Finansal piyasalardaki aktörler ve uluslararası yatırım fonları için küresel ticaret ve teknoloji savaşlarının kısa vadeli sonuçlarını öngörüp buna bağlı yatırım tercihleri yapmak o kadar zor değil. Ancak ticaret ve teknoloji savaşlarının on yıllara yayılan uzun bir dönemde devam etmesinin küresel değer zincirleri, üretim ağları, bölgesel havzalar ve gerek kamu gerekse özel sektörün karar alma yapıları üzerinde ne tür zararlar oluşturabileceği henüz netleşmiş değil.

Zira ticaret savaşlarının tarihi, bize bu savaşların ani süvari saldırılarıyla ilerleyen bir defalık çatışmalar olmadığını; aksine, tarafların sabrını test eden ve enerjilerini tüketen siper savaşlarına benzediğini gösteriyor. Ticaret savaşlarına taraf olan tüm ülkeler bir miktar ekonomik kazanç ve refah kaybına uğrarken, bir tarafın kesin olarak zafer ilan edebilmesi de çoğu zaman mümkün olmaz. Ticaret savaşlarından uzun vadede galip çıkan ülkeler de yönetimlerin siyasi meşruiyetlerini en zor şartlarda bile koruyabildikleri, toplumların da sosyal ve ekonomik zorluklara dayanma eşiklerinin en yüksek olduğu ülkelerdir. Bu bağlamda dünyanın en büyük ekonomisi, en cazip pazarı, nitelikli insan sermayesi ve finansal güç anlamında en kapsamlı ulusal kapasiteye sahip aktörü olarak ABD’nin ticaret ve teknoloji savaşlarında sahip olduğu yapısal avantajlar kadar, önemli dezavantajlardan da bahsedilebilir. Örneğin ABD’deki yönetişim modelinde ekonomik verilerin piyasa kuralları gereği şeffaf olmasının, Çin gibi bilgi paylaşımında daha kontrollü olan rakiplerine ticaret savaşlarında ciddi bir “çoklu-hedef” avantajı sağladığı ortada. Zira misilleme yapılacak alanları tespit etmek için gerekli olan teknik bilgilere ve veri havuzlarına ulaşmak daha kolay. Ayrıca daha otoriter ve yekpare bir siyasi yapı içinde yönetimde birlik ve devamlılık sağlayabilen Pekin’e karşı, Başkanlık ve Kongre seçimleri gibi demokratik süreçlerle siyasi meşruiyetini sürekli tazelemek zorunda olan ABD yönetiminin ticaret savaşlarını uzun vadede bir devlet projesi olarak taşıması da teorik olarak daha zor. Ancak Başkan Trump bir kez daha seçilmeyi başarırsa en azından kendi görev süresi boyunca bu gündemi derinleştirip ileriye taşımaya çalışacağından emin olabiliriz. Dolayısıyla ticaret ve teknoloji savaşlarının orta vadedeki geleceğini büyük ölçüde ABD ve Çin ekonomilerinin bu süreçlerden makro düzeyde ne ölçüde etkilenecekleri ve kilit karar vericilerin siyaset sahnesindeki gelecekleri belirleyecek.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim