• BIST 73.562
  • Altın 593,15
  • Dolar 2,1235
  • Euro 2,9385
  • Konya 15 °C

Tevfik İleri..

Yaşar Çalışkan

TEVFİK İLERİ BİR DEVRİN ACIKLI HİKAYESİ -III-

 

Malum, 27 Mayıs sabahı DP’liler evlerinden alınıp meclisin karşısındaki Harp Okuluna doldurulurlar. Korkunç birşayia burası bombalanacaktır. Panik, korku ve tedirginlik içinde Tevfik İleri köşeye çekilmiş namaz kılmaktadır. Üniformalı bir albay öfke ve hınçtan ağzı köpürerek bağırır: ‘Tevfik İleri nerde?’ İşaret ederler. Küfürlerle kıyamda, rükûda, secdede tekmeler, küfreder. Görgü şahitlerine göre namaz sonu yakasından tutup: ’Seni öldüreceğim’ diye kin kusar.

Uçağa bindirdiklerinde ‘hepiniz imha olacaksınız gibisinden tehditler’ ile yüreklere korku salınır. İndirirken tekme, tokat, yüzlerine tükürürler, hakaret ve küfürler havada savrulur. Tevfik İleri küfredip tekme atan subaya dönüp: ‘Ayıptır beyler, önce üniformanıza bakın’ diye bağırır.(s.248) Daha sonra Tevfik İleri ailesine bir mektup yazar ve pantolonunu gönderir.  ‘Pantolonumu saklayın, yıkamayın, orada tekme izleri var’ der.

Yassıada’da “Beni en çok yaralayan, ihanet-i vataniyye ile suçlanmak” der.

Darbeden dört gün sonra, Yassı adadan hanımı Vasfiye Hanıma yazdığı mektupta şu cümle yer alır: Ömrüm boyunca kendi kendime veremediğim istirahata kavuşmuş gibiyim…” İşin başında böyle der ama sonu hiç umduğu ve beklendiği gibi çıkmaz.

Yine Yassıada, Tevfik İleri :‘Başsavcı başımızla oynamaktan hoşlanıyor. Varsın oynasın. Ama şeref ve namusumuzla oynanmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Son nefesimizde dahi namuslu olduğumuzu iddia ve isbat edeceğiz.’ Der.

Davadan taviz yok, izzetini korumada titiz. Yassıada… Tahkikat Komisyonunun oylamasında imza ve reyinin olmadığını belirten Hakim Tevfik İleriye dönüp: ‘Burada imzanız yok. Siz de bizim gibi düşünüyordunuz herhalde?’ deyince Hakime ‘Asla sizin gibi düşünmüyorum. Teklif meclise sunulduğunda yurtdışında bulunduğum için oylamada bulunamamıştım. O teklifin altına şimdi imzamı atmak isterim ve reyim evettir,’  karşılığını verir.

Baba Yassıada’ya düşünce aile senelik ödenen evin kirasını ödeyemez. Sevenleri gelip ‘Vasfiye abla müsaade ederseniz kendi aramızda bir şeyler toplayıp kiranızı ödemek istiyoruz’ derler. Vasfiye Hanım kabule yanaşmaz ama çaresizdir, mecburen kabul eder. Bakan Tevfik İleri Yassıada’dayken kirayı Kenan Rifai dervişlerinden Cemil Bey’in üstlendiğini görürüz.

Yassıada’ya Tevfik İlerinin çocukları Cahit, Cahide ve Ayşe babalarını ziyarete giderler. İkinci görüşme, hemen yanlarında Fatin Rüştü Zorlu ve ailesi var. Fatin Rüştü’nün işkenceden gözleri mosmor olmuştur..Çoçuklar tanıdıkları ve hürmet ettikleri bakanın ellerini öpmeye yeltenirler ancak askerler mani olur. Salim Başol’un ifadesiyle: “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor.”  Genç subaylar başbakan, cumhurbaşkanı ve bakan ayırt etmeden yüzlerine tükürüp sille tokat girişiyormuş.

Hapisteyken Sıhhiyedeki evlerinin kirasını ödeyemeyen ailenin geçim sıkıntısı… İleri’nin küçük kızı işe girer,  ilk maaşını babasına gönderir. Babası Tevfik İleri bu parayı öpüp başına kor, sevgiyle karşılar…Göz yaşlarını mürekkep edip sevgi cümleleriyle kızına seslenir.

Harbiye ve Yassıada’da verilen yemeklerin parasını ödemeleri için mahkumlardan imza alınır. Sebati Bey herkese beşer yüz lira vererek ödenir. s. 201. Askerler mahkumlara varlık beyannamesi yazdırır. Tevfik İleri’nin  cesaret, şeref ve dürüstlükten başka varlığı yoktur ki…

Bakan Tevfik İleri’nin lügatinde ‘ben’ yoktur. Türkiye lehine ise kendisinin zarara uğramasının, tenkit edilmesinin hiç önemi yoktur. Makamı milletine hizmette vasıta görür. ‘Bakan olduğumu imza tarken hatırlıyorum’ der. 27 Mayıs’a kadar Çocukları okulda ve mahallede kim olduklarını gizlerler, kimseye söylemezler. Cahit, Cahide ve Ayşe’nin Bakan Tevfik İlerinin kızı olduğu bilinmez. Giyim kuşamları sadedir. Okul önlüklerini birkaç sene giyerler. Anneleri kızların eteğinin boyunu biraz uzun tutar, içine katlar,  kızlar boy verdikçe söker uzatır. Ütülese de izi belli olur ama bu bir kompleks olmaz ve evde asla konuşulmaz. Bakan kızı olup üç yıl okulda dert etmeden aynı formayı giymek nasıl bir gönül dünyasını gerektirir? Çocukların kışın bir elbisesi yazın bir elbisesi vardır. İkisiyle idare edilir. Ancak hapse atıldıktan sonra Tevfik İlerinin kızı veya oğlu olduklarını gururla ve babaları ile övünerek söylerler. 

Tevfik İleri imam hatip okullarının babasıdır. İstanbul’da Celal Hoca diye sevilen bir zat var. Asıl kurucu o. Cumhuriyetin ilk yıllarında imam hatip okulları var, ama 1926’da talebesizlikten kapanır.1948’de imam hatip kursu açılır, devam etmez. Bu günkü imam hatip liseleri Celalettin Ökten hocanın eseridir. O kendisi İstanbul’da bir Kuran kursu açar, 20 talebesi olmazsa kapatılacaktır. Oranın hademelerini, çaycısını kaydeder. Kurs olunca yaş sınırı yok. 40-50 yaşında adamlar devama başlar. Hocanın şahsi itibar ve bilgisiyle devam eder. Celal Hoca hem medreseli hem fakülteli sevilen, tanınmış bir insan, hem medresede hem Darülfünunda okumuş. Tevfik İleri, Milli Eğitim Bakanı olunca Nurettin Topçu’nun arkadaşı Cahit Okurer, Bakanın kalem-i mahsus müdürü olur. Celal Hoca, Nurettin topçu vasıtasıyla Tevfik İleriye: İmam hatip okullarını kurs durumundan kurtarıp, okul haline getirelim” diye bir haber gönderir. Tevfik İleri de Celal Hocaya: Hoca bir program hazırlasın, görelim” diye haber gönderir. Programı hazırlayıp Ankara’ya gönderince Tevfik İleri  “Gelsin görüşelim” der. Bakanlıkta görüşür, evlerde hususî toplantılar yaparlar. Hoca Ankarada da büyük itibar görür. Tevfik İleri işe el koymadan Talim Terbiye imam hatipler 10 ay mı kalsın 2 sene mi olsun münakaşasındadır. Diyanet fen, matematik ve sosyal dersleri istemez. Talim Terbiye Arap harfleri Arapça öğrenilmesin yeni harfler kullanılsın der. Tevfik İleri bakan olarak ağırlığını kor, 7 sene olacak diye kararını verir.  Programını Celal Ökten Hocanın hazırladığı bu günkü anlamda imam hatip okulu kurulur. Hoca, Diyanetin armut kafalı hocaları ile Talim Terbiyenin zındık üyelerine laf anlatmakta zorlandığını itiraf eder.. Celal Hoca kimdir diyecek olursanız Prof. Dr Saadettin Ökten’in babası…

Tevfik İleri ‘memuriyeti milletine hizmetkârlık olarak telakki ederdi.’ Çocukları biz babamızdan böyle gördük derler.

Çanakkale’de 18 Mart Çanakkale zaferi için ilk defa halkı toplayıp şehitliklere götüren Tevfik İleridir.(Törenler tabir caizse onun sünneti.)

İlkokulda din dersini programa koydurttu.Onun için terbiye çok önemliydi. Çocuklarımıza din bilgisini mekteplerde vermek milletimize en büyük hizmetti.

İstiklâl Marşı çalınırken ayağa kalkılması(Milli marşa saygı) onunla başlar.

Hanımına her zaman en nazik kelimelerle seslenir.

Yalnız hanımına mı? Bütün hanımlara iltifatla davranır. Yüzüğünün taşından tokasının rengine sitayişle söz eder. Vefatından sonra hanımlar onu ‘Tevfik abi gitti, bize güzel sözler edecek kimse kalmadı’ anlamında yadederler.

Tevfik İleri müebbet, ömür boyu hapis cezasıyla Kayseri cezaevine gönderilir. Hastalanır, hızla zayıflamaya başlar. Doktorlar ‘bir şeyin yok nazlanma ‘ diye azarlarlar…

Haberleşme mektuplarla olur.  Mektuplar elli kelimeyle sınırlıdır. Cahit mektubunda: ‘Baba seninle iftihar ediyorum’ diye yazar. ‘Oğlun neyi ima ediyor’ diye hapishanede babaya işkence edilir.

Zindandan Hanımına yazdığı mektubundan birkaç cümle: Saat 4.30’da uyandım. Hemen kalktım, abdestimi aldım, namazımı kıldım.Ve Allah’ımızın lütfu olan bu güzel ve alacakaranlık sabahta pek aziz memleketimiz, yuvalarımız, çocuklarımız için dua ve niyazda bulundum. Her zamanki duama şunları ekledim. Yarabbi sen memleketimizi ve milletimizi her türlü ıstırabtan, her türlü kötülük ve çöküntüden koru Allahım…” Mektup çok uzun…

Yazara kızı Tevfik İleri’nin hapishanede namaz kıldığı seccadeyi gösterir. ‘Namazda alnını koyduğu secde ettiği yer erimiş…’

Kayseri hapishanesinde ailesi ziyaretine gelir. Baba yüreğidir oğlu Cahidi çok zayıf bulup oğluna: Neden? Üzülecek ne var ki? Diye sorar. Oğlunun verdiği cevap kalbi yaralı babayı hem utandırır hem ağlatır: Neden ne demek?

Hemşinli Tevfik idealist mühendis, yayla kızıyla yoksulluğun kavurduğu köylere harcırah almadan geziler yapar,  hizmete koşar. On yıl bakanlık..Kayseri cezaevinde ağır hastadır. Doktor kapıdaki görevli askere durumu ağır, üşüyor kapıyı kapatın diyor. Üstünde sadece bir battaniye. .. Tevfik İleri: Üşüyorum diyor. Tir tir titriyor. ‘Lütfen kapıyı kapatınız.’ ‘Hayır efendim, emir böyle’ diyorlar. Merhametle kendisine battaniye veren hemşireye çıkışan askeri görevliye hemşire: ‘Ben mesaimle size bağlıyım, vicdanımla değil’ diyerek zulmü adeta tokatlar.

90 kilo olarak girdiği Kayseri cezaevinden 40 kilo olarak Ankara Hastanesine taşınır.Hastalığının son demlerinde sürekli ‘Allah’diyor. Ölüm esnasında Allah diyebilmek, dilini buna alıştırmak istiyor.

Tevfik Beyin babası sakallı bir hafız, hanımının  babası ise  hafızlığı medrese alan biri..Baba 90 yaşında vefat ediyor. Oğul Tevfik vefatında 49 yaşındadır.

!960’ta sapasağlam 90 kilo olarak tutuklanan Bakan Tevfik İleri çektiği sıkıntı ve azab sonu hastalanır 1961 yılının son günü erimiş tükenmiş 40 kilo ile Ankara Hastahanesi’nde  dünyaya veda eder.(31 Aralık 1961)

Yeni yılın ikinci günü mahşeri bir kalabalık. Naaşı bayrağa sarılı. - Sonra aileye bayrak konusunda soruşturma açılır.- Hacı Bayramda cenaze namazı… Cebeci asri mezarlığına defnedilir… Enişteleri Nazım Kurşunlu ona ‘memleket aşkıyla’ “büyülenmiş adam” derken sonra bu cümle “büyüleyen” olur.

Kocatepe Camiinin karşısında bahçesinde büyük bir kaysı ağacı yer alan Vefa 38.Uzun yıllar bakanlık yapmış Tevfik İlerinin ailesi kiradadır. Onları kira sıkıntısından Tevfik Bey’in vefalı dostu, Karayolları Genel Müdürü Fevzi Ataç kurtarır. Aileyi kiradan kurtaran vefalı dostlar hatırına binaya “Vefa Apartmanı” adını verirler. Muhterem Bakan Hüseyin Çelik ve yazar Sadık Yalsızuçanlar Beylere selam olsun. Bu isim Tevfik İlerinin mektup ve aile hatıralarını toplayarak bir devre ayna tutan belgesel romanın da adıdır. Konu daha birçok roman, tiyatro ve senaryolara gebedir.

Hakk’a inanan, Hak yolunda hakkıyla hizmet edenlerin mekanları cennet olsun.

Ruhlarına El-Fatiha!...

Zindan iki hece Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam, boynunda yafta...

Insanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Mehmed'im, sevinin , başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir

Tövbe yâ Rabbi hata yoluna gittiklerime,

Bilip ettiklerime, bilmeyip ettiklerime…

  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Tevfik
02 Ocak 2012 Pazartesi 15:17
İNsan utanır...
gazeteci balbayı öven Konyalı rumuzlu kişi... Hiç Allah'tan utanman mı sen yaa. Tevfik İleri gibi harikulade bir insanın hayatının anlatıldığı yazının altına yazdığın isme bak... kim bu balbay dediğin kişi yaaa.... sıradan bir muhabirdi. hiç bir özelliği olmayan, gâvur kafalıların büyüttüğü güya solcu bir gazeteci. darbe olsun diye askerin kıçında gezinen darbe sever birisi. dinle imanla alakası var mı sen daha iyi bilin... balbayı överken bari Konyalı rumuzunu kullanma. Konyaya ayıp. her kimsen artık. bu yazdıklarım seni hırçınlaştırmıştır, ama unutma öleceksin. kurtuluşun yok, öleceksin. hesabını veremeyeceğin şeyler yapma. Allah'tan korkamayan adamları savunma...
88.225.216.72
aa
02 Ocak 2012 Pazartesi 15:12
Allah'tan korkan insanlara ihtiyaç var!
Yaşar Bey Allah razı olsun... Tevfik İleri'yi bir kez daha hatırlattınız bizlere... kısacık öründe olağanüstü hizmetlere vesile olan muazzam bir ADAM'ın hikayesi... Gözyaşları içerisinde okudum yazıyı...
88.225.216.72
Konyalı
30 Aralık 2011 Cuma 23:58
Dem Bu Dem
O zaman öyleydi ,bu zaman böyle.Rövanş macı gibi. Tek kişilik hücrede gazeteci Balbay...
78.161.72.241
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim