• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Konya 16 °C
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması

Teşekkürler ve Sitemler-5

Şakir Tuncay Uyaroğlu

 

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMAK / ÖZEL YAYIN KURUMLARI

TRT hariç bütün yayın kurumlarının vazgeçilmezi. Aracın alkollü olması, ancak iki şekilde mümkündür:

1. Rusya’da ve Sibirya’da kış çok çetin geçtiği için -araçların yakıtı donmasın diye- depolarına votka konurmuş. Meğer Ruslar, araçlarını millî içecekleri votkadan mahrum (!) bırakmıyorlarmış.

2. Sarhoş tiplemesi yapılan parodilerden bir sahne: Aracının direksiyonunda bir sarhoş sürücü; bir yandan araba sürüyor, bir yandan da elindeki içki şişesini tepesine dikiyor. Tam biz bu olayı şaşkınlık içersinde izlerken, o da ne…

Sürücü aracından iniyor ve yalpalaya yalpalaya aracın benzin deposuna gidiyor. Güç bela depo kapağını açarak, elindeki içki şişesinin yarısını da depoya boşaltıyor. Bu işi yaparken de depoyla dertleşiyor ve şunları söylüyor:

“Biliyorsun, ben seni hiçbir zaman ihmal etmedim, kendim için ne yapıyorsam senin için de yapmalıyım.” Ve sonuç: Alkollü araçla, alkollü sürücü… Korkunç (!) uyumlu (!) bir ikili.

Elbette bu iki vaka çok istisna… Normal şartlarda alkollü bir araç olamayacağına ve ancak alkollü bir sürücü olabileceğine göre, bu cümlenin doğrusu; “Alkollü olarak (iken / hâlde / hâldeyken / durumda / durumdayken) araç kullanmak şeklindedir.”

TOPTAN FİYATINA PARAKENDE

2005’in ortaları... O sıralar Fatih Mahallesi’nde oturuyorum. Kampüs dönüşü Kule Site tarafından eve gelirken, bir baktım hummalı bir kalabalık var.

Yeni bir iş yeri açılmış. Ne türde bir iş yeriymiş diye merakla, yolumu biraz da uzatarak söz konusu kalabalığa yaklaştım. (Maksadımız elbette pasta-börek yemek ve bir şeyler içmek değildi.)

Sanki içime doğmuşçasına, önce iş yeri ismine baktım. Hata aramaya ihtiyaç yoktu, ben buradayım diye feryat figan bir ses geliyordu kulağıma. “....... Toptan Fiyatına Parakende Sebze-Meyve (İş yeri adını unuttuğum için yazmadım, sakın başka sebep aramayın lütfen.)

İş başa düşmüştü, konuya müdahale etmek gerekiyordu. Kalabalığın arasından sıyrılarak içeriye girdim. Kasada nezih, nazik ve nazenin bir beyefendi duruyordu, gelen herkesi güler yüzle hoş sözlerle karşılıyor ve ikramların yapılmasını sağlıyordu.

“Selamün aleyküm, hayırlı işler efendim, hayırlı olsun.” diyerek başladım söze. Karşı taraf selamımı alıp teşekkürlerini ilettikten sonra, üniversitemdeki görevimi söyleyip malum konuyu dile getirdim. Yapılan yanlışı, doğrusunun ne olduğunu...

Beyefendi; ilgimize, dikkatimize ve özellikle bu konuyu görüşme lûtfunda bulunuşumuza teşekkür ederek üzerine düşeni yaptı. Bir de söz verdi, en kısa zamanda iş yeri levhalarını hazırlayan reklamcıyı arayacak ve yanlışı düzelttirecekti.

Teşekkür ederek oradan ayrıldım. Ertesi gün, daha sonraki gün... Yolumu uzatarak hep oradan geçiyordum, acaba bir değişiklik var mı diye. Bir gün, iki gün, bir hafta derken baktım değişiklik yok, bir ziyaret artık şart olmuştu.

Tekrar o güler yüzlü babacan beyefendiyi rahatsız ettim. Beni görünce mahcubiyetten rengi attı. Biraz hâl hatır sorma, çay, muhabbet, özür derken yine söz verildi. Ben de, teşekkür edip ayrıldım. Bu sefer biraz daha ümitliydim. “Mutlaka değişecek.” diyordum.

Yine büyük bir hevesle, bin bir ümitle dönüp dönüp bakmalar... Ve maalesef sonuç: hüsran. Aradan tam altı ay geçti ve “parakende”nin “a”sı bir türlü “e”ye dönüşmedi. Meğer ne kadar zormuş bu dönüşme, zannedersiniz malzeme uzaydan (!) gelecek.

Bir gün, sitemle son kez bir daha bakayım dedim. Ne göreyim? İş yeri kapanmıştı. Ama hâlâ camdaki o yazı ve o güzeller güzeli (!) “parakende” duruyordu.

Birkaç gün sonra da orayı başka bir esnaf kiraladı. Allah’tan olacak ya, yeni işletmeci, çok şükür toptan fiyatına parakende sebze meyve satmayacaktı. Bu sayede rezillikten kurtulduk. Camdaki yazı silinmiş, yerini imla yanlışı yapılması çok zor olan ifadeler almıştı.

NORMAL ÖĞRETİM / BÜTÜN ÜNİVERSİTELER…

Üniversitelerimizin vazgeçilmezi: “Normal Öğretim”… Bu da neyin nesi; eğitimin anormali var mı ki, normal nitelemesini kullanalım?

Biraz mukayese yapılsaydı ve mantık yürütülseydi; bu tuhaf yakıştırma hiç devreye girmeyecekti. Örgün öğretimin akşam saatlerinde yapılan şeklinin adı ne: İkinci Öğretim…

Niçin İkinci Öğretim, birincisi var da ondan… O hâlde, nasıl “Normal Öğretim” şeklini onaylayacağız? Biraz, akıl, feraset, insaf ve iz’an lütfen… Değilse; “Normal Öğretim”de okuyan çocuklarımız “normal” iken, “İkinci Öğretim”de okuyan çocuklarımız ise “anormal” (!) olacaklar, benden söylemesi.

CAİLLOU / YUMURCAK TV

Şüphesiz ki, çocukların en çok sevdikleri karakterlerden biri Caillou. Ancak bu dizinin Türkçe seslendirmesiyle ilgili çok önemli bir kaygımız var: Dizinin bütün bölümlerinde Caillou büyüklerine hitap ederken, isimlerinin önüne “Bay” ve “Bayan” sözlerini ekliyor; “Bay Herry” ve “Bayan Suzan” diye.

Çünkü, dizinin aslında böyle bir yapılanma var. Her ne kadar, Batılı çocuklar büyüklerine böyle hitap etseler de, bizim çocuklarımızın böyle bir tercihte bulunmaları imkânsızdır.

Tercümede ve seslendirmede küçük bir düzeltme yapılsa ve “Herry Amca” ve “Suzan Teyze” diye hitap etmesi sağlansa, çocuklarımız üzerindeki etkisi arzu ettiğimiz şekilde olur ve geleceğin mimarlarının; amcalarına, teyzelerine, ağabeylerine ve ablalarına isimleriyle seslenmelerinin önüne geçilebilirdi.

Bir hatırlatma: Yumurcak Televizyonu’nun Batı kökenli dizilerinde tercih hep aynı.

BİR BAYAN ALANA, BİR ERKEK BEDAVA. / BAZI GİYİM MAĞAZALARI

Malzemeden öyle bir çalma söz konusu ki, insanı ipe götürecek bir durum ortaya çıkıyor. Eksik olan sadece bir kelime: “kıyafet” Ancak öyle sıkıntılı bir durum ortaya çıkıyor ki, “Böyle de cümle kurulur mu?” demekten kendimizi alamıyoruz.

Oldu olacak, bir de “… çocuk da bizden hediye” deyin de aileyi tamamlamış olalım. (!) Pes doğrusu…

Demek ki, bu cümleyi kuran sadece beyaz kadın ticaretiyle yetinmemiş, beyaz erkek ticaretiyle de iştigal ediyor. (!) Ticarî kaygı ya da reklam amaçlı bile olsa, bu tür kepazeliklere müsaade edilmemeli.

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Parakendici
06 Nisan 2015 Pazartesi 00:02
00:02
Hocam algollü araç gullanmak başgalarına da zarar verir bunu Rusyada var neden bizde yog diye övmene sidem duydum dorusu ayrıca parakendici esnafdan alıp veremediyin nedir doptancı insanda parakendici insan deyilmi yani.para-kendici yani parayı kendi ve aylesi için kazanan demek.cahillik ogumagla gidmiyor demegki hocam
178.245.113.214
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim