• BIST 107.700
  • Altın 144,091
  • Dolar 3,5280
  • Euro 4,1445
  • Konya 29 °C
  • FETÖ, darbeci askerler için fon oluşturmuş
  • Teröristbaşının sapkın din anlayışı: Öldü, dirildi, geldi...
  • Milyonlarca çalışana zam müjdesi
  • FETÖ, darbeci askerler için fon oluşturmuş
  • Teröristbaşının sapkın din anlayışı: Öldü, dirildi, geldi...
  • Milyonlarca çalışana zam müjdesi

Teknoloji, falcılığın hizmetinde..

Ramazan Altıntaş

İslam öncesi câhiliyye döneminde yaygın inançlar arasında kâhinlerin gaybı bildiklerine inanılırdı. Kur’an kâhinlere “cibit” ismini vermektedir. (Nisa 51).  İslamî terminolojide cibit kavramı, büyücülük, müneccimlik, gelecekten haber verme ve kehânet gibi anlamlara gelir. Hz. Peygamber hadislerinde cibitlikte bulunmanın niteliklerini şöyle saymıştır: “Cibit; kuşu huylamak, kuşu uğursuz saymak ve çakılları yere vurup hat çizmektir.” (Ebu davud “Tıp” 23).. İşte kâhinler burada sayılan eylemlerden gelecek hakkında, insan veya toplumların kaderi hakkında bir takım iddialarda bulunuyor, insanlar da onların bu sözlerine, vahiymiş gibi inanıyorlardı.

Kehânet, gaybtan haber vermek, falcılık ve bakıcılık yapmak; kâhin ise, tahmin yoluyla gizli bir sûrette geçmiş olaylardan haber veren kimsedir. Kâhin gibi, gelecekle ilgili olaylardan haber veren kimseye de “arrâf” adı veriliyordu.  Câhiliye Araplarında kâhin veya arrâf, bir bakıma tanrılık, bir bakıma peygamberlik taşıyan bir şahsiyet olarak görülürdü. Gaybtan haber verme temeli üzerinde oturan bu meslek, vahye ya da nübüvvete alternatif olarak görüldüğü için Hz. Peygamber (a.s) kâhinlere başvurmayı şiddetle yasaklamıştır: “Kim bir kâhine gider de onun söylediklerini tasdik ederse, Muhammed’e indirilen şeyden  (vahiyden) uzaklaşmış olur.” (Ebu davud “Tıb” 21).

Hz. Peygambere ilk vahiy geldiği zaman evine döndüğünde “beni örtünüz, beni örtünüz” dediği, İslam kaynaklarında rivâyet edilir. Peygamberimizin bu sözünden yola çıkan müşrikler, onu kâhinlerle eş tutmaya kalkışarak, kâhin; Kur’an’ı ise, kâhin sözü olarak nitelendirmişlerdir. Yüce Allah: “O (Kur’an) kâhin sözü değildir, ne az düşünüyorsunuz” (Hâkka 42)  buyurarak, onların câhili tanımlamalarını reddetmiştir. Bu âyetten anladığımız kadarıyla câhiliye insanının mantığında kehânette bulunma, vahye; kâhinlik ise, nübüvvete bir alternatif olarak telakki edilmektedir.

Câhiliye devrinde müşriklerin kendilerine ulûhiyet ve kutsallık nispet ettikleri bir takım kimseler vardı. Bunlardan birisi de Amr b. Luhay idi. Mesleği kâhinlikti. İnsanlar kâhinlerle cinler arasında bir ilişki kurarlardı. Onların mantalitesine göre, nasıl ki gaybî bilgi türü olan vahyi çoğu zaman bir melek,  peygambere getirirse, aynı şekilde kâhine de gizli bilgileri bir cin getirirdi. Bu sebeple her kâhinin bir cin’inin olduğuna inanılırdı.

 Kâhinlerin câhiliye toplumunda hem özel ve hem de toplumsal hayatla ilgili kararların alınmasında önemli bir yeri vardı. Her çeşit ihtilâfın çözümü, rüyaların tabiri, yitiklerin bulunması, zina, hırsızlık ve adam öldürme gibi cürümlerin tespiti, hastalıklara şifa aranması için onlara başvurulur, bir kabileye savaş ilan edileceği zaman onlara danışılır, aile anlaşmazlıklarında hakemliklerine müracaat edilirdi.

Günümüzün çağdaş toplumlarında kâhin ve arrafların yerini, modern medyumlar, falcılar, üfürükçüler, kitap açanlar, cifir erbabı vb. kişiler almıştır. Artık bu alan hayatımıza internetin de girmesiyle birlikte yeni bir sektör doğmuştur. Gazetelerde modern insanın problemlerini çözmek adına e-mail adres ve sitelerine rastlamak mümkündür. Bir nevi, teknoloji, falcılığın hizmetinde kullanılmaktadır. İşin üzücü yanı, mantıkçı bir pozitivist dünya görüşüne sahip olmasına ve akılcı ilimleri tahsil etmesine rağmen nice entellektüel düzeydeki kimselerin bile, medyumlara gitmesidir.

Diğer taraftan gazete ve dergi köşelerinde falcılık sütunları açılarak “söyle falın, çıksın halin” gibi deyimlerle din-dışı bir itikadın yaygınlaşmasına yardım edilmektedir. Böyle bir durum insanları falcılığa özendirerek, duygu sömürüsü kanalıyla halkın sorunlarını çözmede işi ticarete ihale etmenin de yolunu açmaktadır. Maalesef, gizli ilimler adı verilen bu alanla ilgili kitaplar ise yayın piyasalarında best-seller gibi ‘yok’ satmaktadır. Bu konuda yapılması gereken, toplumu din konusunda  doğru bir şekilde aydınlatmaktır.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim