• BIST 89.150
  • Altın 143,872
  • Dolar 3,5662
  • Euro 3,7794
  • Konya 2 °C
  • E-Devlet'ten Alınan Nüfus Belgeleri Resmi Belge Sayılacak
  • Suriyelilere Vatandaşlık Verilmeye Başlandı
  • 25 bin kamu çalışanına soruşturma!
  • E-Devlet'ten Alınan Nüfus Belgeleri Resmi Belge Sayılacak
  • Suriyelilere Vatandaşlık Verilmeye Başlandı
  • 25 bin kamu çalışanına soruşturma!

Tekerrür Eden Tarih-2

Ufuk Karadavut

Islahat fermanından sonra yapılan Sevr anlaşması Osmanlı Devleti’ne diğer taraflarca barış olarak sunulmuş ve dayatılan oldukça ağır ve kabul edilemez şartların kabul edildiği bir anlaşmadır. Sevr anlaşmasının ana kaynağını Mondros Mütarekesidir. Bu anlaşma ile Anadolu tamamen paylaşılmış, Türk yurdu yüzyılların vermiş olduğu kin ve nefret duygularına sahip olan devletlerce vahşice paylaşılmıştı. Amaç belliydi. Türkleri Anadolu’dan atmak ve eğer mümkün olursa sadece Anadolu’dan değil dünya’dan atmak ve kurtulmak. Bu ve benzeri dayatmalar Büyük Lider Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından belirlenen Misak-ı Milli ile reddedilmiş ve buraların vatanın birere parçaları olduğu ve kesinlikle kimseye terk edilemeyeceğini vurgulamışlardır. Yapmış oldukları mücadelenin temelini de buna göre belirlemişlerdir. 

Sevr analaşmasına göre; Mondros analaşması ile işgal edilen yerlerin dışına çıkılarak Anadolu’nun her köşesi İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar tarafından işgal edilecekti. Elbette o gün topraklarımızı büyük bir kin ile ellerine geçirmek isteyenler bugün de aynı düşünceye sahiptirler. Buna inanıyoruz. Ancak bunu savaşla değil artık barış yoluyla ve işbirlikçi iktidarlar ile rahatlıkla yapabilmektedirler. Özellikle de son yıllarda Avrupa Birliği için getirilen şartları iyi analiz ettiğinizde Sevr anlaşmasında getirilen şartların benzerlerini oralarda görebilirisiniz. O gün adı Sevr di. Ancak bugünkü adı AB’ ye giriş kriterleri. Amaç ise tek ve hiç değişmiyor. Türkleri Anadolu’dan atmak.

Sevr ile boğazlarımız milletlerarası bir konsorsiyuma bırakılıyordu. Bu gün ise 6 ekim 2004 Etki Raporu’nun 24. sayfasında ve 3 ekim 2005 müzakerelerinin çerçeve belgesinde Boğazların yönetiminin değiştirilmesi istenmektedir.

Sevr’de yine Ermenilere bir devlet kurduruluyordu. Başkenti ise Van ilimizdi. Günümüzde ise Ermenilerden özür dilenmesi, soy kırımın tanınması, Ermenilerle sıcak ilişkilerin kurulması, sınır kapılarının açılması, hatta  Ermenilerin Karabağ’ı işgal etmelerinin tanınması istenmektedir (6 ekim 2004 ilerleme raporu, 6 ekim 2004 Etki raporu, 6 ekim 2004 Avrupa komisyonu tavsiye kararı, 2005 Müzakere çerçeve belgesi, 15 aralık 2004 Avrupa parlamentosu kararı). Özellikle son toprak satışlarıyla Van ve çevresinde Ermenilerce oldukça büyük arazilerin alındığı ifade ediliyor. Bunu Van’da yaşayan insanlarla konuştuğumuzda bizlere söylediler. Van’ın en güzel yerlerinin Ermenilerce satın alındığını ifade etmektedirler. Bunlar tesadüfle açıklanamaz.

Sevr’de özellikle İngilizlerin gayretleriyle bir kürdistan kurulması isteniyordu. Kağıt üzerinde de kurulmuştu. Zamanın İngiliz Başbakanı kürdistan’ın bölgedeki petrollerin güvenlik maşası olacağını açıkça ifade edebilmiştir. Günümüzde ise Türkiye Cumhuriyetinin yapısı tamamen değiştirilerek Lozan tartışılmaya açılmakta ve Pek çok batılı devletçe sınırlarımız halen daha tanınmamaktadır. Kürtçe gazete, radyo ve televizyon yayınlarının artırılması, kürtçe’nin resmi dil olması, kürtçe’nin eğitim dili olması, terörist başının yeniden yargılanması, PKK ile uzlaşılması, bölücülük ve terör propagandalarının serbest bırakılmasıdır. Orhan Pamuk denen şahsın Türk Milletine hakaret etmesine rağmen Adalet Bakanlığınca dava açılmasına izin verilmemesi AB dayatmasının bir sonucu olabilir.

Yine aynı anlaşmada, azınlık okulları ve kiliseler açılacak ve devlet bunlara kesinlikle karışmayacaktı. Daha da önemlisi Devlet vatandaştan aldığı vergilerle bu kurumlara yardım yapacaktı. AB müzakere sürecinde Ruhban okullarının açılması, Fener patriğinin ekümenik olması yine patrikhanenin siyasi bir özel statüye sahip olması, misyonerlik faaliyetlerine izin verilmesi gibi şartlar dün yapılan anlaşma ile oldukça benzerlik göstermektedir. 

Bunların dışında, Gümrük birliğinin Türkiye aleyhine genişletilmesi (6 ekim 2004 İlerleme raporu), Türkiye’nin Tarım ve hayvancılık alanındaki kısıtlama ve dayatmaları kabul etmesi (6 ekim 2004 Etki raporu), Türk iş gücünün Avrupa’da asla dolaşamayacak olması (6 ekim 2004 Avrupa Komisyonu tavsiye kararı),  Yabancı iş gücünün Türkiye’ye istediği zaman istediği gibi rahatlıkla girebilmesi (6 ekim 2004 ilerleme raporu), dün Sevr anlaşması ile dayatılan şartların benzerlerinden başkası değildir. Sayın Kürşat Eser’in Avrupa Birliği Sürecinde Atatürk İlkeleri Panelinde yaptığı konuşmada belirttiği gibi; ‘Atatürk’ün şiddetle reddettiği teslimiyet anlaşması olan Sevr paketinin içinde o günlerde ne vardıysa bugün AB müzakere paketinin içinde fazlası ver eksiği yok. Dünün ve bugünün eli kanlı, soyguncu, talancı emperyalistleri, bugün demokrasi, medeniyet ve insan hakları maskesiyle, Türkiye Cumhuriyetimizi ve ezilen mazlum ülkeleri yeniden paylaşma masasına yatırmış durumdadırlar. Bu gün için dayatılan bu belgeleri ve şartları reddetmek Lozan’da buluşmak demektir. Lozan, Misak-ı Milli’nin Türkiye Cumhuriyetinin bağımsız, milli ve üniter Türk devletinin belgesidir. Bunun dışında bir çözüm Atatürk’ün ve onu sevenlerin çözümü olamaz.’

             

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim