• BIST 92.231
  • Altın 214,993
  • Dolar 5,3554
  • Euro 6,0991
  • Konya 10 °C
  • Bylock kullananların sayısı
  • Yeni Gezi tezgahı:Sarı yelekliler
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dünyaya Paris tepkisi
  • Bylock kullananların sayısı
  • Yeni Gezi tezgahı:Sarı yelekliler
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan dünyaya Paris tepkisi

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Serdar:- "Türkiye'de doğmuş olan Suriyeli çocukların vatansız statüsünde kalması kayıp bir neslin oluşması demektir. Bu kapsamda Türkiye'de doğmuş çocuklara vatandaşlık verilmesi konusunda etki analizi içere

TBMM (AA) - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Elazığ Milletvekili Ömer Serdar, "Türkiye'de doğmuş olan Suriyeli çocukların vatansız statüsünde kalması kayıp bir neslin oluşması demektir. Bu kapsamda Türkiye'de doğmuş çocuklara vatandaşlık verilmesi konusunda etki analizi içeren bir çalışma yapılıp sonucuna göre mevzuat düzenlemesine gidilmesine ihtiyaç duyulmaktadır." dedi.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu AK Parti Elazığ Milletvekili Ömer Serdar başkanlığında toplandı.

Komisyonda, alt komisyon olarak görev yürüten Mülteci Hakları Komisyonunun adının Göç ve Uyum Komisyonu olarak değiştirilmesi önergesi yapılan oylama sonucu kabul edildi.

Göç ve Uyum Komisyonunun, uluslararası ve geçici koruma faaliyetleri ile Suriyeli sığınmacılara yönelik raporunun görüşmeleri öncesinde açıklamada bulunan Serdar, Türkiye'nin dünyadaki en büyük sığınmacı nüfusuna ev sahipliği yaptığını, sığınmacılara dönük politikalarıyla Türkiye'nin hem hukuki hem de ahlaki düzeyde uluslararası toplumun yüz akı olduğunu söyledi.

Türkiye açısından göçün yönetilebilmesi ve sağlıklı politikaların uygulanabilmesinin bir zorunluluk olduğunu, bunun göçü bir yük olmaktan çıkararak bir fırsat penceresine dönüştüreceğinin altını çizen Serdar, şunları ifade etti:

"Bugün göç hareketliliği 2. Dünya Savaşı'ndan sonra en hızlı dönemini yaşamaktadır. BM verilerine göre 300 milyona yakın göçmen, yani dünya nüfusunun yüzde 3'ü kendi doğduğu ülkenin dışında yaşamaktadır. Göç hareketleri iyi yönetilebildiği takdirde ekonomik, kültürel ve sosyal katma değerler oluşturabilmektedir. Aksi takdirde kamu düzeni ve güvenliğine tehdit oluşturabileceği gibi insan hakları ihlallerinin ortaya çıkmasına da yol açmaktadır. Teröristlerin göç yollarını kullanıyor olması ve yaşanan uyum problemleri göçün kriminal algısını popüler hale getirmektedir. Oysa yapılan çalışmalar göçmenlerin suça karışma oranlarının yerleşiklere göre daha düşük seviyede olduğunu göstermektedir."

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ömer Serdar, Türkiye'de 2018 yılı başı itibarıyla yaklaşık 3 milyon 500 bin Suriyelinin geçici koruma statüsüyle yaşadığını, Suriyelilerin yanı sıra 300 bini uluslararası koruma başvurusuyla, 600 bini ikamet izniyle olmak üzere 190 ülkeden farklı statülerde yaklaşık 4 milyon 500 bin göçmenin yaşadığını vurguladı.

Türkiye'de bulunan kayıtlı Suriyelilerin, geçici koruma statüsünde olduğuna değinen Serdar, "Geçici koruma kapsamına alınanlara başta sağlık hizmeti olmak üzere eğitim, iş piyasasına erişim ve sosyal yardım hizmeti sağlanmaktadır. Uluslararası alanda içeriği net olmayan geçici koruma statüsü Türkiye'de oluşturulan mevzuat ve beraberindeki uygulamalarla uluslararası sürece örneklik edecek olgunluk düzeyine ulaşmıştır." ifadesini kullandı.

Serdar, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi tartışmalarının da üzerinde çok fazla bilgi sahibi olunmadan spekülasyon yapılan konulardan biri olduğunu bildirdi.

Türkiye'de yaşayan Suriyelilerin yalnız yüzde birine vatandaşlık statüsü tanındığını vurgulayan Serdar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Nitelikli nüfusun ülkemizde kalmasını sağlamak amacıyla son 6 yılda yaklaşık 30 bin Suriyelinin vatandaşlığa geçişinin gerçekleştirildiği görülmektedir. Ayrıca 10 bin kadar Suriyeli ise anne ya da babası Türk olduğu için veya evlenme yoluyla vatandaşlık almıştır. Türkiye'de doğmuş Suriyelilere vatandaşlık statüsü tanınması da bu çerçevede değerlendirilmelidir. Ülkemizde 250 binden fazla bebek dünyaya gelmiştir. Türkiye'de doğmuş olan Suriyeli çocukların vatansız statüsünde kalması kayıp bir neslin oluşması demektir. Bu kapsamda Türkiye'de doğmuş çocuklara vatandaşlık verilmesi konusunda etki analizi içeren bir çalışma yapılıp sonucuna göre mevzuat düzenlemesine gidilmesine ihtiyaç duyulmaktadır."

- "Sığınmacı olmak, yasa dışı bir hareket değildir"

Ömer Serdar, medya ve siyasi aktörlerin göç dilinin ve bununla bağlantılı olarak ötekileştirme probleminin, sığınmacıların uyum sürecini olumsuz yönde etkileyen en önemli husus olduğuna işaret etti.

Göçmenler ve suç işleme eğilimi arasında kurulan asılsız ilişkinin, bunun en açık örneği olduğunu belirten Serdar, göçmen ve mültecilerin suça eğilimli oldukları ve suç oranlarını artıracak biçimde adli olaylara karıştıkları iddiasının büyük oranda temelsiz olduğunun da istatistiklere yansıdığını dile getirdi.

Suriyelilerin karıştıkları olayların Türkiye'deki toplam asayiş olaylarına oranının, 2014-2017 yılları arasında ortalama 1.32 olduğuna dikkati çeken Serdar, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Göçmenlere yönelik yalan ve nefret söylemi de duyarlılık göstermemiz gereken bir problem alanıdır. Kaçak mülteci ve yasa dışı göçmen tanımlaması; sığınmacıların, mültecilerin, göçmenlerin suçlu olduğuna dair algı oluşturmaktadır. Sığınmacı olmak, uluslararası koruma için göçmek yasa dışı bir hareket değildir. Aksine 1951 yılında Cenevre Sözleşmesiyle teyit edilmiş bir insan hakkıdır. Kaçak ya da yasa dışı terimleri yanlış kullanımdır. Doğrusu 'düzensiz' olmalıdır. Önyargıları ve ayrıştırmayı derinleştirmekten başka bir işe yaramayan nefret söylemleriyle mücadele edilmeli, gerekirse nefret söylemlerini cezalandırma hususunda yeni mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır."

- "30 milyar dolar harcandı"

Ömer Serdar, 3.5 milyonu bulan geçici koruma altındaki Suriyeliler için 30 milyar dolarlık bir harcama yapıldığını bildirdi.

Bu harcamaların bir kısmının doğrudan faturalandırılan hizmetler olduğunu, bir kısmının ise faturalandırılması mümkün olmayan hizmetlerin maliyeti olduğuna dikkati çeken Serdar, şunları kaydetti:

"Suriyeli sığınmacıların hizmetlerinde kullanılmak üzere BM üzerinden Türkiye'ye aktarılan kaynak 600 milyon dolar civarında kalmıştır. AB, 2017 yılı sonuna kadar 3 milyar dolar avro, 2018 yılı sonuna kadar da 3 milyar avro olmak üzere toplam 6 milyar dolar Suriyelilere destek olacağını ifade etmesine rağmen, bugüne kadar bu rakamın 850 milyon avrosu aktarılmıştır."

Serdar'ın açıklamasının ardından Göç ve Uyum Komisyonunun raporu görüşüldü.

AA

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim