• BIST 106.239
  • Altın 161,321
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671
  • Konya 16 °C
  • İkinci el araçta "kilometre" oyununa son
  • FETÖ şüphelisi örgüt tarafından "tehdit" edilmiş
  • "Adil Öksüz 2009'da örgüt için benden para istedi"
  • İkinci el araçta "kilometre" oyununa son
  • FETÖ şüphelisi örgüt tarafından "tehdit" edilmiş
  • "Adil Öksüz 2009'da örgüt için benden para istedi"

Tatili nasıl geçirmeli?

Esat Çoğal

Anne babalar tatilde de çocuklarının okul döneminde olduğu gibi ders çalışmasını istiyor. Uzmanlar ise tatilde çocuklara ders baskısı yapmanın doğru olmadığını, bunun çocuklardaki okul sevgisini azalttığını belirtiyor

Yapmış ve okumuş olduğum kitaplarda, Üstün Dökmen’den tutun Nevzat Tarhan’a, Halit Ertuğrul’dan Doğan Cüceloğlu’na neredeyse hepsi; uzun yaz tatilinde çocukların oyun oynamasına izin verilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.

Bir kere oyun çocuğun bedensel ve ruhsal gelişimine büyük katkı sağlar. "İnsanlarımızın ekmek ve suya ne kadar çok ihtiyacı varsa oyuna da çocuğun o kadar çok ihtiyacı var. Bu sebeple çocuklar mümkün olduğunca oyundan kısıtlanmamalı. Sevdiği bir spor dalına, yaz kurslarına gönderilmeli. Bu okullarda çocuğu manevi açıdan geliştirici bilgiler verilmesine, özen gösterilmelidir. Ayrıca manevi atmosferden uzak tutulmadan sporda yapabilmeli oyunda oynayabilmeli… Çocuk enerjisini ancak oyun oynayarak atar. Oyun oynamayan, koşup zıplamayan çocuk asabileşir, enerjisini harcayamaz. Bu da çevresine daha saldırganca bir tutum takınmasına sebep olur. "

Tatilde çocuklara ders baskısı yapmanın en olumsuz sonucunun da okul sevgisini azalttığını vurgulayan pedagoglar, bunun telafisinin ise zor olduğunu kaydediyorlar. "Tatil çocuk için bir rahatlama, gevşeme, eğlenme dönemi olmalı. Tatil deyince çocuğun aklına oyun oynamak, ders harici farklı şeyler, diğer sosyal faaliyetler yapmak gelir. Çocuk bunu arzular ve bekler. Sürekli ders baskısı çocuğa hep okulu hatırlatır. Bu tatilde çocuğun hoşuna gitmez. Bu da okul sevgisini azaltır. Örneğin çocuğunuza bir hafta ya da iki hafta boyunca, serbest bırakıp, istediği zaman yatabileceğini istediği zaman kalkabileceğini bilgisayarı günde 2 saat değil 4 saat oynayabileceğini belirtebilirsiniz. Netice itibarı ile çocuk tatilde okulu özlemeli. Bunun yolu da sürekli ders ve okulu hatırlatarak olmaz."Çocuk şunu bilmeli; ders zamanı ders, okul zamanı okul, yemek zamanı yemeği, tatil zamanı tatili bilmeli bu ayrımlar çocuğa öğretilmeli

RENKLİ, RESİMLİ HİKÂYE KİTAPLARI ALIN

Çocuğun tatilde okuması için ders kitapları haricinde daha renkli, resimli ve eğlenceli hikâyeler okumasının önerilebileceğini,"Ne yazık ki velilerin, özellikle çocuklarını zayıf dersleri varsa, yaz tatilinde o derslere çalışmasını, ders kitabını yeniden gözden geçirmesini istiyorlar. Bu da çocuğu daha çok sıkıyor. O derse karşı sevgisizliği daha çok artıyor. Oysa aynı konuya ait çok farklı ve renkli, resimli kitaplar ya da diğer araçlarla bu yapılırsa çocuk sıkılmaz. Kısaca çocuk istediği tür kitapları yaz tatilinde okumalı. Örneğin çocuğunuzla geniş kapsamlı bir kitapevine gitmeli, ona istediği kitapları almalısınız. Özet olarak ifade etmek gerekirse çocuk tatilde uzaktan kontrolle biraz kendi haline bırakılmalı".

Hoşça, sağlıcakla kalın… Ama en önemlisi çocuğunuzla birlikte güzel bir yaz tatili geçirip adam gibi adam kalın…

***

Biraz da gülelim…

Tatil köyünde bir amerikalı ile tanışan Türk işadamı adamı sohbet ediyorlar. Bizimki anlatıyor:

- Valla hocam

böyle bir tatil aklımdan bile geçmezdi. Bir yangın fabrikamı kül etti. Sigorta paramı ödeyince, ben de "Oğlum dedim, bunca yıl eşek gibi çalıştın da ne oldu? Şimdi tatil zamanı", dedim ve bu tatile çıktım demiş

-Tesadüfe bak, demiş Amerikalı... Benim de çok iyi iş yapan bir restoranım vardı. Bir kasırga taş üstünde taş bırakmadı. Sigorta paramı ödeyince ben de bu tatile karar verdim.

Epey bir zaman geçtikten sonra, sessizliği bizim Türk iş adamı bozmuş: Daha fazla dayanamayıp sormuş:

-Yahu anlatsana abi, gözüne seveyim sen kasırgayı nasıl başlattın?

***

Süleyman, yaz tatilinde ailesi ile birlikte Paris'e gitmiş. Bir müzeyi gezerken yorulmuş, oradaki koltuklardan birine oturuvermiş. Bir müddet sonra müze memuru Süleyman'a yaklaşıp:

-Küçük, buraya oturulmaz. Bu,14. Lui'nin koltuğudur değince.

Süleyman hiç rahatını bozmadan:

-Zararı yok amca, o gelince ben hemen kalkarım, demiş.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
canan çom
06 Ekim 2012 Cumartesi 17:27
yaz okulu
işini iyi yapan bir yer bulursanız hiç de öyle değil,oğlumuzu Bağlarbaşı nad Muzipo diye bir yaz okuluna gçnderdik,3 ay 5 gün sbh9 akşam5 o kadar eğlendi ki,şimdi ana okuluna başladı burayı kepçeyle yıkacağım ben de MUZİPO YA GİDECEĞİM DİYOR JHALA BIKMAMIŞ üstalik bütün kış da oraya hareket eğitimine gitmişti şimdi de devam ediyor doğum gününü de ordad yaptık,sevgiyle ve iyi elemanla çalışınca çocuğunun bu kadar sevdiği yar senin için de vazgeçilmez oluyor üstelik pahalı bir yer değil
78.171.140.252
mURAT çELİK
29 Haziran 2010 Salı 16:40
fOTOĞRAFIN ÇOK GÜZEL ABİ yAZINDA ÖYLE
KEŞKE HERKEZ ÇOÇUKLARIYLA SİZİN DEDİĞİNİZ KADAR İLG,LENSELER SANKİ YAZ KURSLARI ANNELERİN ÇOÇUKLARI BAŞLARINDAN ATMAK İÇİN YAPILMIŞ GİBİMEDE GELİYOR.
78.187.158.215
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim