• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 18 °C
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!

Tarım ve hayvancılığın çöküşü

Zeki Oğuz

Et fiyatlarının hızla yükselmesi, tüketicinin et ürünlerine ulaşamaz hale gelmesi karşısında Bakan Faruk Çelik, et fiyatlarına tavan fiyat uygulamasına geçileceğini söyledi. Bu, tarım ve hayvancılıkta iflas ettiğimizin bir duyurusudur.

İflas 1950 li yıllarda çok komik bir şekilde başladı. Özellikle hayvancılığın gelişkin olduğu ülkemize süt tozunu kakaladı Amerikan emperyalizmi. Doğal süt varken tadı bozuk süt tozuna alıştırdı insanlarımızı. Özellikle okullarda çocuklara içirilmesini istiyordu. 1960 lı yıllarda ilkokulda okurken bizim sınıfa da getirmişlerdi teneke kutularla. Ancak bir yudum içebilmiştim. Doğal koyun/keçi sütüne alışmış biri elbette içemezdi o berbat şeyi. Ardından güzelim tereyağını yerin dibine batırarak insanımızı margarine alıştırdılar.

Oysa o yıllarda hayvancılık hayli gelişkindi ülkemizde. Sadece bizim köyde 20 bini aşkın koyun/keçi vardı. On/on beş yere yaylaya çıkılır, her yaylada onlarca hane olurdu. Kimi yaylalarda tek çoban sürünün hakkından gelemez çift çoban güderdi. Süt ürünlerinin yanı sıra tiftik ve yünden de hayli gelir olurdu. Özellikle tiftik çok değerli olduğu için, tiftik kırkımından sonra, tüccarlar köy odasının önünde fiyat artırma yarışına girerler, en iyi parayı verene satılırdı tiftik.

O yıllardan sonra gelen hiçbir hükümet küçükbaş hayvancılığı desteklemedi.  Et ve canlı mal fiyatları yerinde sayar, hatta gerilerken yem, saman fiyatları alabildiğine arttı. Hatta tarımda da çok gerilediğimiz için hayvanlarımız için saman bile ithal ettiler başımızdaki yöneticiler.  Bu ayıp onlara yeter zaten. Girdiler arttıkça büyük şehirlere göç arttı, varoşlar çoğaldı, göçenler ne köyü unutabildiler ne tam şehirli olabildiler.

Bir yazımda söz etmiştim. Geçen yıl Hadimli dostlarla bir yaylaya gitmiştik. Çok güzel bir yaylaydı, onlarca yayla evi viran durumdaydı. Sadece bir aile vardı koca yaylada. Başarakavak beldesi Konya çevresinde en çok hayvancılık yapılan yerlerden biriydi. Yaylaları cennetten birer köşeydi. Günümüzde nerdeyse tümü viran oldu.

Aşağı Hadim’li Müjgân ablanın, ahırdaki keçimize bile düşman oldular, demesi, hala kulaklarımda çınlıyor.

 İşte başımızdaki beceriksiz yöneticiler o güzelim yaylaları yeniden doldurmak, canlandırmak yerine sıkıştılar mı angus ithal etmeye, tavan fiyat uygulamaya kalkarlar.

Yıllar önce tarımda kendi kendine yetebilen ülkelerden biriydik. Birçok nedenle tarımımız geriledi ve şu destekleme politikası gerilemenin üzerine tuz biber ekti. Hayatında hiç tarımsal üretim yapmayanlara bile destek verildi. Köylerde üretime yansımadı verilen destek. Aksine üretim yapılmaz oldu. Adamın tarladan kaldıracağı ürünün parası bedavadan geliyordu nasılsa.

Bir gün ayağı toprağa basan yöneticiler görmek dileğiyle.

bozulupi-(1).jpg

bozulupi-(17).jpg

img_7033.jpg

img_8004.jpg

img_8281.jpg

    

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim