• BIST 83.243
  • Altın 149,216
  • Dolar 3,8261
  • Euro 4,1052
  • Konya -6 °C
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür

Tarihsizleştirme Harekatı

Ufuk Karadavut
Bağdat dünya tarihinde en önemli yerleşim yerlerinden birisidir. Mezopotamya’nın merkezinde yer alması nedeniyle ve verimli topraklarıyla tarih boyunca pek çok medeniyeti bağrında yetiştirmiş, yaşatmış ve yok etmiş bir merkezdir. Hatta ülkemizde ‘Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz’ diyerek Bağdat övülür ve diğer kentlerden ayrılır. Kısaca uygarlıkların doğduğu sayılı merkezlerden birisidir. Amerika Birleşik Devletlerinin Irak’a oldukça sert müdahalesinden sonra ortaya büyük bir belirsizlik çıktı. Neyin nerede olduğu, kimin ne yaptığı bilinmez oldu. Her şey toz dumandı. Ancak, planlayıcıların planları gereği her şey yerli yerine oturup, olaylar yavaşlayınca bazı gerçekler de acı bir şekilde görülmeye başladı. Bağdat yerle bir edilmişti. Aslında tüm Irak yerle bir edilmişti. Ama Bağdat başkaydı. Bağdat’ın yalnızca fiziki yapısı tahrip edilmemiş aynı zamanda kültür birikimi ve tarihide yağma edilmiş ve yok edilmişti. Bu kimsenin dikkatini çekmedi. Halen daha kimse işin bu yönüne dikkat etmiyor.Adeta, uygarlık doğduğu yerde yağmalanmıştı. Bu yağmayı da bütün dünya ülkeleri ya seyretmiş yada desteklemişti. Bağdat’taki Ulusal Müze ve Ulusal Kütüphane savaşın ardından talan edilmişti. Müzede bulunan bütün eserler bilinçli birileri tarafından ülke dışına çıkarılmışlardı. Ulusal kütüphanede ise kitap kalmamıştı. Oysa Bağdat kütüphanesi dünyanın en eski ve tarihe ışık tutabilecek eserleri saklayan bir yerdi. Ama artık yok. Bu işlerin tesadüfen yapıldığını söylemek tamamen saflık olur. Bunlar bilinçli birileri tarafından ve tamamen profesyonelce yapılmıştır. Tarihi ve hafızası olmayan bir ülke olan Irak artık ‘özgürleştirmeye’ ve ‘demokratikleşmeye’ ve ‘insan haklarını geliştirmeye’ daha uygun bir konumdaydı.Dünyanın ilk yazılı kanunları kabul edilen Hammurabi tabletleri artık koruma altında değiller ve nerede ve nasıl oldukları da maalesef şimdilik bilinmiyor. Fuzuli’nin meşhur Leyla ile Mecnun eserinin en eski elyazmalarından biriside yok. Bu konuda çok sayıda örnek elimizde mevcut ve bunları sayacağız. Irak Tarihi Eserler Kurulu Araştırma Direktörü Donny George ‘Bağdat müzesinde olup bitenler yüzyılın en büyük suçudur’ diyerek bu konudaki vehametin derecesini ortaya koymaktadır. İnsanlığın ortak mirası olan binlerce yıllık eserler, birkaç gün içerisinde yok edilmişlerdir. Bunları yapanları sadece suçlu ve yaptıkları işe de suç demek bizce oldukça hafif kalıyor. İnsanlık tarihine karşı yapılmış büyük bir zulümdür.Amerikan ve İngiliz güçleri Irak’a saldırmadan önce UNESCO tarafından bölgede zengin kültür varlıklarının olduğu ve bunların mutlak surette korunması gerektiğini belirten açıklamalar yapmışlardı. Ancak bombardımandan kurtulabilen eserler bu kez yağmadan kurtulamadılar. Ancak Ulusal müze müdürü Maangad Damanji savaştan önce bu eserlerin korunması konusunda UNESCO’dan yardım istediklerini ancak yeterli desteği alamadıklarını, buradaki kültür kaybından UNESCO’nun da sorumlu olduğunu belirtmiştir.Peki, Ulusal müze ve Ulusal kütüphanedeki eserlerin talan edilmesinde galeyana gelmiş öfkeli ve cahil kalabalıkların marifeti olduğunu düşüneniniz var mı?. Amerikan güçleri Bağdat’a girer girmez petrol ve içişleri bakanlıklarını derhal kontrol altına alırlarken ‘müzeleri korumamışlar ve yağmaya göz yummuşlardır.’ diyen uzmanların sayısı az değildir. British Museum görevlileri ise parçaların çoktan uluslararası antika pazarlarına çıkmış ve hatta bir kısmının satılmış olabileceğini bildirmişlerdir. British Museum daha önce Irak’tan çalınan eserleri geri vermeyi kabul etmemiş ve bu tutumuyla tarihi eser kaçakçılarını cesaretlendirmiştir.Ulusal Müze uygarlığın beşiği sayılan Mezopotamya’dan çeşitli dönemlerine ait yaklaşık 150 bin esere sahipti. Şimdi önemli bir kısmı kayıp. Bu eserlerin şimdilik nerede ve ne durumda oldukları bilinmiyor. Ama eminim bilenler biliyordur. Ulusal kütüphane’de müzedekinden farksız bir durumda. Osmanlı dönemine ait eserlerinde bulunduğu binlerce elyazması eserde artık yok. Bunları neden mi anlatıyorum?. Yok olan eserler dünya tarihinin kültür miraslarıdır. Bu eserler bir toplumun hafızasını, tarihini, kültürünü ve şerefini temsil etmektedirler. Bunları kaybeden toplumlar her şeylerini kaybetmiş sayılırlar. Irak bugün her şeyini kaybetmiş bir toplumdur. Bu bir politikadır. Hatırlarsanız Sırplarda Saraybosna’ya girer girmez ilk yaptıkları müze ve kütüphaneyi yağma etmekti. Yağmaladılar. Müslümanlara ait ne tür kaynak varsa bugün artık yok. Bosna Hersek adeta tarihsizleştirildi.Ülkemizde de bu konuda yoğun çalışmaların olduğu görülmektedir. Ülkemizde de tarihsizleştirme, kültürsüzleştirme ve hafızasını silerek ne olduğunu unutan bir toplum oluşturma çalışmaları devam etmektedir. Bugün kültürel bir bozulma yaşanmaktadır. Bunun dozu ve hızı daha da artacağa benzemektedir. Eğer tarih ve kültürümüze sahip çıkmazsak yok edilmesi oldukça kolay olacaktır. Hiç kimsenin umurunda olmayacağı gibi kimse de acımayacaktır.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim