• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Konya 24 °C
  • Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: 20 bin öğretmen atanacak
  • İkinci el otomobile 10 bin kilometre garantisi!
  • Zaman gazetesi davasında tahliye taleplerine ret!
  • Milli Eğitim Bakanı Yılmaz: 20 bin öğretmen atanacak
  • İkinci el otomobile 10 bin kilometre garantisi!
  • Zaman gazetesi davasında tahliye taleplerine ret!

Tahrir Meydanı'nda ölmek!

Adem Alemdar

Bundan yaklaşık 20 yıl önce, Nil nehrinin kenarındaki bu büyük meydanda gezinirken hiç aklıma gelmezdi bir gün sadece Kahire’de yaşayanların bildiği Tahrir Meydanı’nın değil Türkiye, tüm dünya tarafından öğrenileceğini ve canlı yayınlarla izleneceğini…

Tahrir’de gezindikten ve icap ederse alışverişimizi yaptıktan sonra sıcaklığın 40 dereceyi bulduğu günlerde meydana yakın büyük otellerin klimalı lobilerine girip serinlerdik. Otel görevlileri durumu çaktığında da otelin içindeki banka şubesine para bozdurmaya geldiğimizi söylerdik…

Tahrir Meydan’ı o zamanlar daha genişti. 10 dakikada diğer ucuna ancak gidilirdi. Evvelki sene Kahire’ye gittiğimizde meydanın daraltıldığını görmüş ve çok üzülmüştüm. Neredeyse tam orta yerine büyükçe bir inşaat başlamıştı. Bir devlet böyle bir şeye niye izin verir ki diye kendime sorup bir cevap bulamamıştım. Bugünlerde cevabını buldum o sorunun…

İşte bu meydandaki bir kahvede dinlenip çay içen Bursalı bir Türk öğrenci kardeşimiz ölmüştü. Kahveye yakın bir yerde patlayan bomba onunla birlikte 4 kişiye daha mezar olmuştu. Ölenlerden ikisi Mısırlı olduğu için önemli değildi(!), ama diğer ikisi Belçikalı’ydı. Onlar ülkeleri tarafından hemen aynı gün alınıp götürüldüler. Bizim Ezher Üniversitesi öğrencisi olan Bursalı şehid kardeşimiz ise kendisine sahip çıkılmasını bekledi günlerce.

İsmini hatırlayamadığım bu kardeşimizin bir evin tek çocuğu olduğunu öğrendiğimizde cenazesinin Türkiye’ye; ailesine gönderilmesi zaruret olmuştu bizim için. Gözü yaşlı annesi yavrusunun soğuk yüzünü bari görmeliydi. Peki, nasıl gönderecektik…

Türkiye’nin Kahire Büyükelçiliği’ne ve Kahire Eğitim Ataşeliği’ne birkaç öğrenci arkadaşımız gidip durumu anlattılar. Kendiliğinden hareket edilmesi gerekirken bizim ricacı olmamız bile başlı başına bir rezaletken, alınan cevap ‘yapacağımız bir şey yok!’ olmuştu…

Oysa İstanbul’a giden herhangi bir uçağın kargosuna verilecekti tabut. Türkiye Cumhuriyeti devleti, kendi vatandaşına böyle bir hizmeti vermeliydi, ama ver-e-medi! Elçilikten bir miktar para istendi, onu da vermediler…

Çünkü o tarihlerde Hüsnü Mübarek kendi halkına nasıl bakıyorsa bizim devletimiz de öyle bakıyordu bize. Ezher’de okuyanlar doğal olarak ‘dinci-terörist-yobaz-gerici’ gibi sıfatlarla anılıyordu. Böyle birisinin dirisine bile tahammül edemezlerken, ölüsüne hizmet etmek hiç istedikleri bir şey değildi…

Sonra o tarihlerde Mısır’da öğrenim gören yaklaşık 2 bin 500 Türk, elimizi cebimize atıp topladık parayı, fakat atladığımız bir şey vardı. Mısır devleti arkadaşımızın cenazesini vermiyordu. Sebep de patlamayla onun da bir ilgisinin olabileceğiydi. Yani bombayı belki de Türk öğrenci koymuştu. O bir terörist olabilirdi...

Hüsnü Mübarek kendisine karşı çıkan herkese (irhabiy) terörist damgası vurmaya alışıktı, yine öyle oldu. Bu Mübarek’ten beklenebilirdi, ya suskun kalan Türkiye…

Günler sonra insafa(!) gelen Mısırlılar onay verdiler ve cenaze ailesine ulaştırıldı…

Bugünlerde yine onlarca Mısırlı öldü/ölüyor Tahrir Meydanı’nda. Mübarek atlatırsa bu badireyi yine önemsiz ölüler olacak dünyasını değiştirenler. Ama Mübarek’i kaçırabilirlerse devrim kahramanı olacak ölenlerin tamamı ve isimleri Mısır tarihine kazınacak…

Biz yıllar önce Mısır’da öğrenciyken Hüsnü Mübarek bir seçim kazanmıştı yüzde 90’ların üstünde bir destekle! Tabi arkadaşlık yaptığımız Mısırlılar samimi ortamlarda kimsenin oy atmaya gitmediğini söylemişti. Doğrusu biz de seçim günü bir seçim havası sezmemiştik. Ölünceye kadar kalır diyorlardı, üzerinden o kadar sene geçti, bir türlü ölmedi. Şimdi onun için iki seçenek var. Ya Tahrir’de öldürdüğü Mısırlılar gibi isyan kargaşasında ölüp gidecek ya da son anda bavulunu toplayıp Suudi Arabistan’a kaçacak…

Bir seçenek daha var. Mübarek bir şekilde bugünleri atlatırsa, Tahrir’de kendisine dil çıkaranlar dahil  herkesi teker teker kesecek!

Bugünlerde Tahrir’de belki yüzlerce sivil daha ölecek, ama binlercesinin hayatını kurtarmak için…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim