• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -9 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Süt ve Süt Ürünleri İthalatı-1

Ufuk Karadavut

Hemen herkesin çok iyi bildiği gibi hayvancılık ülkemizde bitme noktasına getirilmiştir. Özellikle son yıllarda uygulanan yanlış politikalar ya da bir türlü uygulanmayan doğru politikalar nedeniyle hayvancılık hakkında iyi şeyler söyleyemez olduk. Görünen o ki yakın vadede de iyi şeyler söyleyemeyeceğiz. Hayvancılık yapan kişilerin şikâyetleri ise bitmek bilmiyor. Şikâyet ediliyor ama yapılan şikâyetler sadece üreticilerin kendi aralarında kalıyor ya da sorduğunuzda alınan cevapların ötesine geçmiyor. Ama şöyle bir araya gelelim de sorunlarımızı yukarılara duyuralım diyeni yok. Hoş gerçi yukarıların da onları dinlediği yok ama yine de üzülüyoruz. Elimizden de bir şeyler gelmiyor. Ama yapabileceğimiz şey yazmak ve yazıyoruz.

Canlı hayvan ithalatı uzun zamandır sürüyor. Önce Et Balık Kurumu bu işi yapmaya çalıştı. Yetmeyince da özel sektöre yetki verildi. Özel sektörde özelliği, özelliğin ve kontrolsüzlüğün vermiş olduğu güven ile önüne ne tür hayvan gelirse gelsin ithal etmeye başladı. Çok sayıda canlı hayvan giriş yapmasına karşın et fiyatları yükselmeye devam etti. Genel gidişat artmaya devam edeceği yönündedir.

Kontrolsüz hayvan girişleri nedeniyle yerli üreticilerimiz ciddi sıkıntılar yaşamaya başladı ama bu sıkıntıları ve sesleri ne gören oldu ne de duyan. İthal gelen canlı hayvanlar başımıza büyük bir bela daha açtılar. Bu da şap hastalığıdır. Geçtiğimiz haftalarda bunu dile getirmiş ve şap hastalığının ciddi anlamda tehdit oluşturduğunu söylemiştir. Türkiye genelinde 40 ilde hayvan giriş çıkışı şap hastalığı nedeniyle yasaklanmıştır. Kurban bayramının yaklaştığı günlerde yaşanan bu olumsuzluk gerçekten ürkütücüdür. Bunu fark eden Bakanlık yetkilileri canlı hayvan ithal etmek yerine et getirilmesi üzerine çalıştılar ve et gelmeye başladı. Ama bunda da bazı sıkıntılar kendini gösterdi. Gelen etler ne derece sağlıklıydı. Bakterili et konusu daha gündemdeki yerini kaybetmiş değil. Bu etler nereye gitti kimler yedi ve sorumluları kim bunlar hala belli değil. Bunlar muhtemelen bellidir de ortaya çıkaracak irade yok. Bir diğer sorunda gelen etlerin ne eti olduğunun bilinmemesidir. Bir veteriner arkadaşımız gelen etlerin ne eti olduğunu bilmediğini söyleyince tedirginliğim iyice arttı. Tonlarca et gelecek ve biz bunların ne eti olduğunu dahi bilmeyeceğiz. Gelen ya da gelecek olan etler üzerine o kadar söylenti var ki ne yapacağımızı şaşırdık. En iyisi et yememek diyoruz ama o da olmuyor. Sağlıklı beslenmede etin yerini hiçbir şet tutmuyor. Gerekten üzücü bir olay.

Bütün bunlar yetmedi hayvancılığın gelişmesi önüne bir engel daha çıkarıldı. Bu da süt ürünlerinin ithalatının desteklenerek artırılmasıdır. Bunun nedeni ise yeterli süt üretilemediği için süt ürünleri yetersizliği olarak ifade edilmektedir. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcısı Osman Vasfi Yasun yaptığı açıklamada gelişmeleri eleştirerek; ''Üreticiler, hayvanlarını kestirmek için mezbahalar önünde sıra oluşturuyor. Ellerindeki damızlıkların değer kaybetmemesi, canlı hayvan gelmesiyle hayvancılığın daha zor olacağı endişesiyle üreticiler, mezbahalara koşuyor. Kesimin artmasını bazı kesimler iyi görüyor ancak, ülkedeki hayvancılık derinden yara alıyor. Birkaç yıl öncesine kadar toptan sütün litre fiyatının 40 kuruşa kadar geriledi ve o dönemlerde hayvan kesimleri arttı ve bu durum uzunca süre böyle devam etti. Süte destek istedik ama olmadı. 2010 yılında hayvancılığın çok kötü noktaya geleceğini söyledik. Bugüne bakın, hayvancılık hangi nokta? Şimdi de 'bu gidişle hayvancılık biter' diyoruz, önümüzdeki aylarda göreceğiz'' Diyebilmiştir.

Bu sözler konu hakkındaki en yetkili kişiden geliyor. Görüşlerine başvurduğumuz bazı akademisyenler ise durumun daha kötü olduğunu ve şartların gittikçe daha da ağırlaşacağını ifade etmektedirler. Görünen o ki, hayvancılıkla ilgili olarak alınan kararlar da Devlet ve Millet olarak pek bir katkımızın yok. Çünkü alınan her karar üreticimizin aleyhine oluyor. Alınan her kararla Avrupalı çiftçilere biraz daha bağlanıyor ve onları daha fazla destekler hale geliyoruz. Türk çiftçisi Avrupalı çiftçiler için çalışır hale gelmişlerdir. Türkiye ve Türk insanının Avrupa Birliğine entegrasyonu ile yapılmak istenen bu ise bu kabul edilemez bir olaydır. Avrupa ülkeleri için üreten, Avrupa ülkeleri için tüketen daha da vahimi Avrupa ülkelerindeki insanların rahatı için rahatsız olan, onların sağlığı için sağlıksızlığı göze alan, onların huzuru için huzursuzluğu göze alan bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim