• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -4 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Sürekli KaosSürekli KaosSürekli kaos

Ufuk Karadavut
İslam ülkelerinin sınırlarını çizmek isterseniz aynı Büyük Ortadoğu Projesinin sınırları olduğunu daha açık bir şekilde görebilirsiniz. ABD enerji ihtiyacının karşılanması ve enerji kaynaklarına sahip olmanın ötesinde uyguladığı politikalarla İslam ülkelerinde yaşayan halktan almış olduğu tepkiler de hızla artıyor. Gün geçmiyor ki İslam ülkelerinde ABD karşıtı gösteri yapılmasın. Bunun farkına varan ABD yeni bir gayrete girişti ve ABD’nin aslında yanlış anlaşıldığını ve kasıtlı olarak yanlış anlatıldığını belirten açıklamalar yapılmaya başlandı. Uzmanlar, ‘Hıristiyanlığa karşı İslam başkaldırısının’ ciddi boyutlara ulaşmasından endişe etmeye başladılar. Elbette, Büyük Ortadoğu Projesi’nin merkezinde Türkiye bulunmakta. Bu bütün Ortadoğu uzmanları tarafından sıkça ifade edilen bir konu. Bugün, Suriye ve İran’a yönelik yapılan ve yapılmaya çalışılan ambargolar, tehditler zaman zaman Türkiye’ye karşı sert çıkışların temelinde bu yatmaktadır. Yapılanların hemen hepsi ‘Özgürlük ve Demokrasi’ adına yapılmaktadır. 24 Ocak 2004 tarihinde Dick Cheney Dünya Ekonomi Forumu’nda yapmış olduğu konuşmasında ‘Özgürleşmeyi ve demokratikleşmeyi Arap ülkelerinin de istediğini’ belirtmiş ve böylece o ülkeler birer mesaj göndermiştir. Demokrasi ile yönetilmek elbette güzeldir. Ancak bu tür çalışmalar dışarıdan müdahaleler ile yapılamaz. Bu ülkenin kendi iç uygulamaları ile yapılabilir. Bunun farkına varıldığı için hedef ülkelerin iç yapılarında ciddi anlamda değişiklikler yapılmaya başlandı. Bu konuda en büyük gelişme Sivil Toplum Kuruluşlarının ciddi anlamda desteklenmeleri ile olmuştur. Bu kuruluşlar dışarıdan her türlü desteği rahatlıkla alabildikleri gibi ülke içinde de rahatlıkla her türlü faaliyeti yapabilmektedirler. Yurt dışındaki bağlantılarını göstererek ülke içindeki siyasileri tehdit edebilmekte yada dokunulmaz olduklarını ifade edebilmektedirler. Enerjiye hakim olmak demek, petrol kuyuları üzerinde asker bulundurmak demek değildir. Enerji piyasasına hakim olduğunuzda zaten onu kontrol ediyorsunuz demektir. Ortadoğu bölgesi büyük bir pazar ve bu pazarı büyük güçler ellerinde tutmak istiyorlar. Enerjiye sahip olmakla zaten ülkelerin üretimlerine doğrudan müdahil olmuş olabilirsiniz. Ancak bir de pazarı kontrol ederseniz en büyük olmuş demeksiniz. Petrol ihtiyacının büyük kısmını Irak petrollerinden sağlayan Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkeler ABD’ye boyun eğmiş durumdalar. Enerjiye sahip olan ABD böylece pazarı da kontrol etmiş gözüküyor. Bir diğer dikkat çekici noktada, büyük güçlerin kendilerinin kullanamadıkları kaynakları başka güçlere de kullandırmama gibi gayretlerinin yoğunluğudur. Bunun için kaynak bakımından zengin ülkelerin içlerinde kavgalar çıkararak huzuru bozabiliyorlar. Afganistan ve Irak bunun en iyi örneklerinden. ABD, Irak’taki bütün kaynaklara sahip değil, ancak başka güçlerin bu kaynaklardan yararlanmaması için de karışıklıkları uzaktan seyrediyor. Bütün yapılanlar dikkatle izlendiğinde ‘İslam’ kelimesinin İslam ülkelerinde artık bir din olmanın ötesine geçtiği ve farklı anlamlar kazanmaya başladığı görülmektedir. Bu gelişme hem ABD ve hem de AB için ciddi birer tehdit noktasına ulaşmıştır. İslam kelimesi, adeta ‘ezilen, sömürülen, öldürülen ve aç bırakılan’ insanların bir ideolojisi olmuş durumda. Eğer bunun önü alınamazsa Batılı güçlerin menfaatleri ciddi anlamda zarar görecektir. Batılı güçler bunun farkındalar ve bunun önüne geçmek için ellerinden gelen projeleri farklı isimlerle ortaya koymaya devam ediyorlar.Bütün bunlar bir yana yinede en büyük tehlike olarak bir ideoloji haline gelen İslam düşüncesinin engellenemez yükselişidir. Bunun önüne geçilmesi gerekmektedir. Çünkü din duygusu hiçbir menfaat gözetmeksizin bir yaratıcıya kayıtsız-şartsız bağlanmasıdır. Bun nedenle büyük güçler ciddi anlamda sıkıntı yaşamaktadırlar. İnsanların bağımsızlığını ve huzurunu isteyen İslam inancının yayılmasının önlenmesi için İslam coğrafyasında ‘Sürekli huzursuzluk, sürekli kaos, sürekli belirsizlik’ ortamları hazırlanarak insanlar baskı altında tutulmaya çalışılmaktadır. Baskı altındaki insanların düşüncelerini de etkileyerek kurtuluşlarının ancak büyük güçlerin yardımıyla olabileceği düşüncesine sahip olmaları planlanmaktadır. Bunun propagandası yoğun olarak yapılmaktadır. Ülkemizde dahi bazı mandacıların seslerini ciddi anlamda yükseltmeleri tesadüfle açıklanacak bir şey değildir. Ancak İslam, ‘Kıyamete kadar Allah’ın korumasındadır ve Allah bunu inanan müminlere vaat etmiştir.’ Bu nedenle kim ne yaparsa yapsın her türlü eylem hazır olunmalı ve insanlar ‘Allah’ın ipine sımsıkı sarılmalı’dırlar. Bunun için de İslam’ı en iyi şekilde öğrenmek ve daha iyi tanımaya ihtiyacımız var.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim