• BIST 83.161
  • Altın 147,145
  • Dolar 3,7693
  • Euro 4,0453
  • Konya -3 °C
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi

Sürekli Çatışma ve Sürekli Kaos

Ufuk Karadavut

            Bu millet nasıl bir millet ki tarih sahnesine çıktığı günden bu yana çekmediği çileler ve görmediği kalleşlikler kalmamış. Türk tarihi bu olaylarla dolup taşmıştır. Ama yinede millet olarak iyi niyetimizi, olgunluğumuzu ve vakur duruşumuzu asla kaybetmemişiz. Binlerce yıldır yapılan oyunlar içerik değiştirse de hala devam ediyor. İçeriği değişiyor, oyuncular değişiyor, zamanı değişiyor ama olan temelde aynı. Milletin birbiri ile uğraşarak dünya gerçekleri ve ülkede olan temel sorunları görmemesi.   Bu tür yapay çatışmalar ile ülkemiz çok şeyler kaybetti.  Ama aslında neler kaybettiğimizi dahi bilmeden ben haklıyım o haksız şeklinde birbirimiz suçladık durduk. Zaman zaman nerede ve ne zaman duracağını kestiremeyenler işin dozunu iyice abarttı. Beklide kasıtlı olarak artırıldı ve bunu yapanlarda bu karmaşanın çıkmasında aktif rol oynadılar. 

            Çok uzağa ve geriye gitmeye gerek yok, yakın tarihimizde çatışmalar ve sonucunda oluşan kaoslarla doludur. Bunların başında yaşadığımız Laik-Antilaik çatışması gelir. Kendini laik kabul eden bir kesim ile laik kabul edilmeyen yada kendini laik kabul etmeyen kesimler arasında ciddi tartışmalar ve kavgalar yaşandı.  Türkiye laiktir, laik kalacak!’ sloganları bir tarafın temel sloganı olurken, diğer taraf ise Batılı devletler tarafından geliştirilen ve islamı yok etme temelindeki ‘Ilımı İslam’ yada ‘yeşil kuşak’ projelerinin temelini oluşturacak ‘Müslüman Türkiye’ sloganını kullandı. Bunları kullanarak cemaatleşme ve tarikatlaşmanın kapısı sonuna kadar açıldı. Ülkedeki insanlar ya sonuna kadar laik, yada sonuna kadar ılımlı İslam’ın bir parçası olmalıydı. Yıllarca bu çatışma sürdü gitti. Zaman zaman üstü örtülmeye çalışılsa da her an kullanılmak üzere depoya kaldırıldı.

            Daha sonra baktık ki bu ülkede Alevi - Sünni ayırımı varmış. Nereden çıktığı bilinmek istenmeyen bu ayrım ciddi anlamda ülke insanını bölmeye ve yeni ayrımcılıklar yaratmaya başladı. Öyle bir noktaya gelindi ki çatışmalar başladı, kanlar aktı. Ölüm ve  gözyaşı dinmedi. Bunu dindirmek için kimsenin gayreti de olmadı.... Bir de ne zaman ilerlese kaos sevdalılarınca önü kesilen ülkenin istikrarına, refahına koca bir bomba hazır bir şekilde bekletildi. Ülke yıllarca bu tartışmaların odağında zaman ve emeğini kaybetti. Gerekli gereksiz tartışmaların ardı arkası kesilmedi.  Aslında hangi merkezlerden yönlendirildiği bilinen bu olayların üzerine ciddi olarak gidilmedi. Şimdilerde sağ duyulu birileri çıkıp bunun ne demek olduğunu anlatsa iyi olur. Ama o sağduyu artık kalmadı. Televizyonlara çıkıp sağduyudan bahsetseler de siz aldanmayın. Sağduyu altında kendi görüşlerini vermeye kendilerine taraftar toplamaya çalışıyorlar. Gerçekten sağduyuya davet eden çok az kaldı. Onlarında sesleri çıkmıyor. Aslına bakarsanız çıkamıyor. Çünkü medya cemaatleşiyor, tarikatların eline geçiyor ya da kendini bunların dışında tutan bazı çevrelerin. Ülkeyi düşünen milli ekip sayısı olması gerekenin çok altında kalmış.

             Sonra bir gün baktık ki, bu ülkede sağcılar ve solcular diye gruplar oluşmuş. Sağcı olanlar milli ve manevi değerlere önem verenler yada en azından bazı temel milli ve manevi değere sahip olanlar ile bunun karşıtı olan gruplar. Yıllarca bu çatışmada zaman zaman içeriğinde bazı sapmalar olsa da sürdü gitti. Sağcılar ile solcular ayı yoldan yürümediler. Aynı tastan yemek yemediler ve aynı bardaktan su içmediler. Sokakta yürürken kaldırımın bir tarafından bir grup, diğer tarafından ise diğer grup yürür oldu. Aşırı gerginlik ve korku içimizi kapladı. Çocuklarımızı dışarı çıkaramaz olduk. Kardeş kardeşi hırpalamaya hatta yok etmeye çalıştı. Bunun emperyalist bir oyun olduğu kimsenin dikkatini dahi çekmedi. Bunu söylemek isteyenler ise bir şeklide saf dışı bırakıldı.

            Sonra baktık bu ülkede ‘Türk-Kürt’ çatışması diye bir gerginlik ortamı var. Kürtçü olarak adlandırılan gruplar ısrarla ‘Türkiye\'nin Kürtlere yönelik yıllardır sürdürdüğü baskı politikalarının devam ettiği, devletin organizesiyle PKK\'nın şahsında olmak üzere Kürtlerin tamamına karşı topyekün bir saldırıların yapıldığını…’ iddia ettiler. Ortamı gerdikçe gerdiler. Öyle bir noktaya gelindi ki, Kürt baskısı altında Türk halkı eziyet çekmeye başladı. Bu organize oluşumlar ülke için ciddi sorunlar yarattı. Zamanın başbakanlarından biri ‘ülkemiz bu terör yüzünden yılda 400 milyar dolar kaybediyor’ demişti. Kaybeden bu ülke ve bu ülkenin vatandaşları.

               Günümüze geldiğimizde ise yine ve yeni bir çatışma var. Bir taraftan Kendini ‘Ulusalcı’ olarak tanımlayanlar ile onun karşısında olanlar. Her iki kesimde ortamı o kadar gerdi ki ortalık toz duman oldu. Tam bir iktidar mücadelesi. Ülke yönetimini ellerinden kaybetmeme, hakimiyeti tamamen ellerinde bulundurma mücadelesi.  

            Olan ülkeye oluyor. Ülkemiz ve milletimiz kaybediyor bu kesin, ama bu çatışmalar ve gerginliklerden kimin kazancı var ona iyi bakmak gerekiyor. Çatışma ortamlarında bizim bilmediğimiz yada bilmemiz istenmeyen ne tür gizli işler dönüyor. Her zamanki gibi ülkemizde insanlar birbirlerine eziyet ediyorlar. Birbirlerini tahkir ediyorlar. Her iki kesimde bu ülkenin insanı. Kardeş kardeşi yine vuruyor. İçeriği değişiyor ama bu devam ediyor. Allah nasip eder yaşarsak bakalım daha nasıl ayrışmalar göreceğiz. Allah sonumuzu hayreylesin…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim