• BIST 82.013
  • Altın 147,317
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0271
  • Konya 2 °C
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı

Sürdürülebilir Kalkınma

Ufuk Karadavut

 Sürdürülebilir kalkınma, insan ve tabiat arasında var olan dengenin korunması yada kaybolan dengenin yeniden sağlanarak doğal kaynakları tüketmeden, bunların ‘atalarımızdan miras değil torunlarımızdan emanet’ düşüncesiyle ihtiyaçların gerçekçi bir şekilde karşılanması anlamına gelmektedir. Kalkınma stratejilerinde esas olan, kalkınma çalışmaları yapılırken toplumun sosyal, ekonomik, çevre, mekan ve kültürel temellerinin çok iyi analiz edilmesi ve yapılacak çalışmaların buna göre yönlendirilmesidir. Bu faktörler birbirlerine sıkı bir şekilde bağlıdır. Birisinde yapılan bir yanlışlık yada görülen bir eksiklik mutlaka -hemen olmasa bile- ileriki aşamalarda daha büyük bir problem yada çözümü oldukça zor ve pahalı sorun olarak kendisini gösterebilecektir.

Sürdürülebilir kalkınmanın başlatılması ve bunun devamlılığının sağlanabilmesi için bazı temel ilkelerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu temel ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz;

1) Doğal kaynakların israf edilmeden ve tüketilmeden kullanımına geçilmelidir. Doğal kaynakların bir kısmı dışarıdan müdahale olmadığı taktirde kendisini yenileyebilme özelliğine sahiptir. Örneğin bir tarlaya her yıl aynı ürünü ekerseniz belli bir süre sonra o toprağın veriminin azaldığını görürsünüz. Hatta daha da ilerisi toprağın bir daha ürün veremeyecek noktaya gelmesidir. Bu noktaya gelinmemesi için toprakların çok bitkili, çok çeşitli ekim sistemine geçirilmesi, tarlanın bazı yıllar ekilmemesi ile toprağın kendisine gelmesi ve kendisini yenilemesi mümkündür.

2) Toplum içerisinde yaşayan her insanın kendi ailesini geçindirebilecek seviyede bir gelirinin olması gerekmektedir. Eğer insanlar elde ettikleri gelir ile ihtiyaçlarını gideremiyorlarsa geleceği düşünmek yerine bu günü yaşamak ve düşünmek telaşına düşeceklerdir. Bu nedenle kaynağın önemli olup olmaması önemli olmayacaktır. Büyük bir söz vardır; ‘Açlık önce idealleri bitirir.’ Ne kadar idealist olursanız olun, doğayı koruyacağınızı zannedin eğer insanların gelirlerini ihtiyaçlarını karşılayacak seviyeye getiremezseniz sürdürülebilirliği sağlayabilmenizin imkanı yoktur.

3) Eğitilmiş toplum olmak gerekmektedir. Sürdürülebilirlik kavramını insanların gereği gibi algılamaları ve ellerinden geleni yapabilmeleri için mutlak surette eğitilmeleri bu konuda gerekli kültüre sahip olmaları gerekmektedir. Yarınlarını düşünmeyen toplumlar sadece yarınları değil bugünlerini de kaybetmiş olan toplumlardır. Toplumun kalkınmışlığı aynı zamanda gerekli olan eğitimi almış olmalarına bağlıdır.

4) Kalkınmanın devamlılığı için kalkınmanın sosyal boyutu asla ihmal edilmemelidir. Sosyal hizmetler herkesin yararlanabileceği şekilde yaygınlaştırılmalıdır. Eğitim, sağlık gibi hizmetlerin yanında kültür gibi faaliyetlerden toplumun bütün kesimleri yararlanabilmelidirler.

5) Yaşanabilir temiz bir çevre önemlidir. Çevrenin kısa ve uzun vadede insanlara zarar vermeyecek şekilde korunması gerekmektedir. Temiz bir çevre aynı zamanda sağlıklı bir çevredir. Temiz bir çevre ise sağlıklı insanların yaşadığı çevredir.

6) Herkesin gündelik hayatı sürdürebileceği, yatıp kalkacağı sağlıklı ve güvenli evlere ihtiyacı vardır. Kalkınmanın sürdürülebilir olması için hiçbir insan açıkta kalmamalıdır. Açıkta kalan insanın düşünceleri bozulmuş olduğundan sosyal yapıya ciddi anlamda zarar verebilecektir.

7) Toplumsal bir mutabakatın oluşması ve kalkınma stratejilerinin uygulanabilmesi için toplum içerisinde bir uyumun olması gerekmektedir. Bu nedenle bütün insanların karar alma sürecine katılmaları gerekmektedir.

Belirtilen bu ilkeler doğrultusunda yapılacak düzenlemeler başarılı olabilecektir. Bunu da ötesinde sürdürülebilir kalkınmanın sosyal, ekonomik, mekansal ve kültürel boyutları dikkate alınarak yapılan sıkı bir sosyal dayanışma ile olabilecek pek çok sorun en başta çözülmüş olabilecektir. Elbette toplumlar sosyal yapılardır. Sosyal yapılar durağan değil oldukça dinamiktirler. Sürekli hareket halinde ve sürekli değişirler. Bu nedenle zaman içerisinde olabilecek değişimler iyi bir sosyal ve ekonomik alt yapı ile üstesinden gelinebilir hale sokulabilir. Sosyal dayanışmanın mutlaka geliştirilmesi gerekmektedir. Çünkü sosyal dayanışma olmadan insanların hakça bölüşümü, insanca yaşaması ve imkanlardan gerektiği ölçüde yararlanması mümkün olmayacaktır.

İnanç ve ülkü birliği yapmış insanların topluma yol gösterici ve yönlendirici olmaları gerekmektedir. Birkaç Karun yaratmak uğruna yüzlerce  ve hatta binlerce Harun’u yok etmemeliyiz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim