• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Sportmenlik, Centilmenlik, Erdemlilik üzerine...

Doç. Dr. Hakan Salim Çağlayan

Türkiye’nin Konya’dan öğreneceği çok şey var... 
 

İlk yazımda öncelikle biraz kendimizden bahsetmek istiyorum.

Yani yaklaşık bir yıl önce (08.10.2014) öğrenci arkadaşlarımızla kurduğumuz ve akademik danışmanlığını yaptığım Selçuk Üniversitesi Fair Play Topluluğu’ndan bahsetmek ve sporda dostluk ruhunun ön plana çıkarılmasında Konya’nın ne denli önemli bir rolü üstlendiğini yazmak istiyorum. 

Öğrenciler arasında hem sportif hem de toplumsal alanda Fair-Play olgusunu yaymak ve geliştirilmesini sağlamak. Öğrenciler tarafından Fair-Play’in bir yaşam biçimi olarak kabul edilmesini sağlamak. Gençlerin sadece spor sahasında değil normal yaşantısında da topluma örnek olan davranışlar içinde bulunmasını sağlamak. Üniversite gençliğini Fair Play’e özendirmek ve onlara Fair Play’i yaşam biçimi olarak kabul ettirmek” bu metin topluluğumuzun kuruluş amacını anlatan cümleler.

Çok şükür geçtiğimiz bir yıllık süreç içerisinde hedeflediğimiz amaçlara kısmen ulaştığımızı söyleyebilirim. Bu süreçte iki büyük ödül, bir söyleşi, ulusal kanalda yayınlanan bir programa ev sahipliği yaptık.

Türkiye’de Fair Play hareketini yürüten kurum Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Fair Play Komisyonu’dur. Dünya da ise Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Dünya Fair Play Konseyi’dir.

Çok şükür ki her iki büyük organizasyondan da ödül almayı başardık. Türkiye Fair Play Komisyonu Sportif Tanıtım Dalı Büyük Ödülü’ne, Dünya Fair Play Konseyi Örnek Tanıtım Dalı Şeref Diplomasına layık görüldük. Sayın Ertuğrul Sağlam ve Sayın Hasan Kabze ile “Fair Play Söyleşileri-1” etkinliğini gerçekleştirirken, Sayın Aykut Kocaman’ın konuk olarak katıldığı Sayın Rıdvan Dilmen’in programı “Adil Oyun”a ev sahipliği yaptık.

Çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Sportif anlamda fair play hareketine bir ivme kazandırdığımız düşüncesindeyim. Şimdi toplumsal anlamda fair play olgusunu yaymak adına projelerimizi hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Konya’daki üst makamlarla hayata geçirmeyi düşündüğümüz projelerimiz hakkında görüş alışverişi için en kısa zamanda adımlarımızı atmaya başlayacağız. Şunu belirtmeden geçmek istemiyorum. Bize bu konuda her zaman destek olan Türkiye Fair Play Komisyonu üyelerine, Selçuk Üniversitesi yönetimine ve Konya’nın saygın basın camiasına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.

Fakat “Fair Play’e ilişkin bilinç oluşturma çalışmalarının sadece bu tür organizasyonlarla gerçekleştirilemeyeceğini, bunların yanında uzun vadeli, sistematik bir eğitim sürecinin zorunlu olduğunu” söylememiz mümkündür. Yani uzun lafın kısası, “Fair Play aksiyonunun yönü ilkokul ve ortaokul çağı çocuk ve gençlerine çevrilmelidir”. Bunun en geçerli gerekçesi ise, “geleceğin sporcu, antrenör, spor adamı, hakem, yazar ve seyircisinin bu kitle içinden çıkacak olmasıdır”.

“Okul beden eğitimi dersleri ve okullararası karşılaşmalar, Fair Play’e uygun davranışların kazandırılması ve sergilenmesine uygun bir ortam olarak kullanılmalıdır”. Çünkü Fair Play’in özü kural bilincidir. Kural bilinci eğitimi ise çocuk ve gençlerde, kuralları tanıma ve öğrenme, kuralları anlama, kuralları özümseme ve ahlaki bilinç oluşturma aşamalarıyla gerçekleştirilmektedir.

Yeni oluşturulan müfredatta “sportmenlik” ile ilgili kısımlara değinildiği fakat bu kavramın kapsamının geniş hatlarla çizilmediği görülmektedir. Şahsi düşüncem ve önerim şudur ki 4+4+4 eğitim sisteminin ikinci 4 yıllık sürecine muhakkak “Fair Play Eğitimi” dersinin en azından seçmeli ders olarak konması yönündedir. Tabi bunu söylerken üniversitelerin Spor Bilimleri Fakülteleri’nde ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokullarında bu dersin de zorunlu hale getirilmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Çünkü bu dersi Milli Eğitim Kurumlarında verecek olanlar Beden Eğitimi Öğretmenleridir. Öğrenimleri esnasında Fair Play anlayışının beden eğitimi dersleri ve spor karşılaşmalarında hangi yöntemlerle kazandırılacağına dair herhangi bir donanıma sahip olmayan öğretmenlerin, öğrenci beklentileri karşılaması mümkün değildir.

Bir başka konu ise federasyonların düzenlediği antrenörlük kurslarıdır. Katıldığımız seminerlerde, sempozyumlarda ben ve akademisyen arkadaşlarımız bu konuyu defalarca dile getirmiş olmamıza rağmen hale antrenörlük kurslarında fair play ile ilgili herhangi bir ders bulunmamaktadır. Spor Genel Müdürlüğü’nün en kısa zamanda kurs programlarını gözden geçirmesi Türk sporunun lehine olacaktır.

Yazımın son bölümünde ise “Türkiye’nin Konya’dan öğreneceği çok şey var” başlığına değinmek istiyorum. Türkiye’nin sporda şiddette en büyük can kaybının yaşandığı olay 17 Eylül 1967 günü gerçekleşmiş ve 2.Lig’de Kayserispor-Sivasspor arasında, Kayseri Şehir Stadı'nda oynanan karşılaşmada, son dakikada sayılmayan bir golden dolayı çıkan olaylarda, 40 kişi ezilerek hayatını kaybetmiş, 600 kişi de yaralanmıştır. O günden bu güne Türkiye bu çapta can kaybının yaşandığı bir olaya sahne olmamıştır. Fakat zaman zaman yine ölümlü ve maddi zararlı birçok olayın da önüne geçilememiştir. 2004 yılında çıkarılan ve 2011 yılında revize edilen “Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair kanun” da bu olayların önüne geçilmesinde çok da faydalı olamamıştır.

            Fakat Torku Konyaspor seyircisi bu olayların aksine Türkiye’ye örnek ve model olacak bütün davranışları sergilemeye devam etmektedir. Sahada takımına verdiği destekle, saha dışında rakip takım taraftarlarına yaptığı centilmenlikle ve Türk Milli Takımı’na yaptığı ev sahipliği ile takdir kazanmaya devam etmektedir. Son örneğine de geçtiğimiz hafta şahit olduk. Türkiye’de örneğine ender rastlanan bir şekilde Eskişehirspor taraftarlarına maç öncesi geleneksel Konya pilavı ikram edilmiş, maç başlamadan önce Eskişehirsporlu futbolcular ve Konyasporlu futbolcular el ele tribünlere çağrılmış ve maç sonunda da yine aynı enstantaneler sergilenmeye devam etmiştir.

Taraftarlar arasında bundan daha centilmence, daha erdemlice, daha fair play’ce bir hareket olamaz herhalde. İşte Türkiye’de sahalarımızda yaşanan olaylara baktığımızda Türkiye’nin fair play noktasında Konya’dan öğreneceği çok şey olduğunu söylememiz kadar doğal bir şey olamaz. Zaten Konya aldığı fair play ödülleri ile bu rüştünü çoktan ispat etmiştir. Bu vesileyle Torku Konyaspor’un muhteşem taraftarına buradan selamlarımı iletiyor ve zorlu Çaykur Rize deplasmanından bir puanla dönen Torku Konyaspor Teknik Direktörü Aykut Kocaman ve futbolcularını kutluyorum.

Yazımın sonunda Selçuk Üniversitesi Fair Play Topluluğu’nun başkan ve üyelerine yani ekip arkadaşlarıma selamlarımı iletiyorum. Sevgi, saygı, muhabbetle…..

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim