• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Spor yöneticiliğinde güncel bir sorun: mektepli mi alaylı mı?

Doç. Dr. Hakan Salim Çağlayan

Yazının amacının, popüler kültürün konu bulamadığından sıklıkla tartışma yaratmak maksadıyla ortaya attığı “mektepli mi alaylı mı?” konusunu yeniden gündeme getirerek bir polemik yaratmak olmadığını, “spor yöneticiliği” başlığı altında şimdiye kadar çok tartışılmayan bu konunun bir değerlendirmesini yaparak profesyonel spor kulüplerine özellikle de futbola fayda sağlaması amacını taşıdığını belirtmek istiyorum. 

Türk Dil Kurumu sözlüğünde bu iki kavram şu şekilde tanımlanmaktadır: Mektepli, okulda yetişmiş olan; alaylı ise gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan. Bu tartışma konusunun tarihi Osmanlı’ya kadar uzanmaktadır. II. Meşrutiyetin muhafazası için, Selanik’ten İstanbul’a gelen avcı taburlarının küçük zabitlerine, kıtadan yetiştiklerini anlatmak maksadıyla “alaylı”, yüksek rütbeli ittihatçı subaylar için ise “mektepli” tabiri kullanılmaktaydı. Alaylı-mektepli subay tartışması o zamanlarda başlayıp günümüze gelene kadar şekil değiştirmiş ve pek çok meslek grubunda (turizm, medya, tiyatro, sinema vb.) yıllardan beri tartışılan bir konu olmuştur. Sporda bu tartışmaların merkezinde yer almıştır. Spor konusunda ki tartışmaların merkezini ise çoğunlukla antrenörler oluşturmuştur. Spor yöneticiliği kapsamında bu konuya değinilmediği görülmektedir.

Günümüz itibariyle, 2015 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzuna göre öğrenci alan Türkiye’deki devlet üniversitelerine bağlı 49 Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu ile 15 Spor Bilimleri Fakültesi bulunmaktadır. Bu okulların yaklaşık yüzde 70’inde “Spor Yöneticiliği” bölümü mevcuttur ve her yıl binlerce mezun vermektedir. Spor yöneticisi, modern yöneticide bulunması gereken özelliklerin hepsine sahip olan, sporu ve yönetimi bilen, insanı, sporcuyu ve toplumu tanıyan, spor yönetiminin amaçları doğrultusunda severek, isteyerek ve bilerek fedakârca hizmet veren kişidir. Türkiye’deki spor kulüplerinin durumu analiz edildiğinde, bu özelliklere sahip olmayan kişilerin “spor yöneticisi” unvanıyla görev yaptığı; zaten spor kulüplerinde yöneticilik yapmak için bu kriterlerin aranmadığı ve spor yöneticiliğinin başka hiçbir alanda olmadığı kadar çok farklı özellikler taşıyan insanlara açık olduğu yönünde bulgular ortaya çıkmaktadır. İşte bu nedenledir ki dört yıllık eğitimleri boyunca yönetim ve spor yönetimi alanında birçok ders alarak bu alanda uzmanlaşan spor yöneticiliği bölümü mezunları, kulüp yönetimlerinde görev yapamamakta daha doğrusu tercih edilmemektedirler. Ülkemizde, sayıları yüzleri geçen profesyonel futbol kulüplerinde, yöneticilik yapmanın şartı parası olandan yana olduğu sürece de ne yazık ki bu tercih edilmeme durumu devam edecek gibi görünmektedir. Yazının başlığında ki “spor yöneticiliği” konusu göz önüne alındığında durum, alaylılar lehinedir. Yani paralı yöneticiler, eğitimli yöneticilere tercih edilmektedir.

Hâlbuki bugün profesyonel spor kulüplerinin kurumsallaşması ve marka haline gelebilmeleri için üzerinde çokça durulan konuların başında, pazarlama, halkla ilişkiler, insan kaynakları, toplam kalite, liderlik, menajerlik, şirketleşme, sponsorluk vb. gibi konular gelmektedir. Bu konuları sporla bütünleştirerek eğitim gören spor yöneticiliği bölümü mezunlarının, kulüp yönetimlerinde görev almaları, onların istenilen hedefe ve başarıya ulaşmalarına önemli katkılar sağlayacaktır.

Yazımı, konuyla alakalı büyük bir iş adamının sözüyle bitirmek istiyorum: “Fabrikalarımı, malzememi, arşivimi tahrip edin fakat benim eğitimli personelimi bana bırakın. İki yıl içinde yeniden harekete geçme olanağını bulacağım.”

Sevgi, saygı, muhabbetle…

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Doç.Dr. Hakan Sunay
02 Şubat 2016 Salı 20:56
20:56
Hakan hoca konu, yazında da vurguladığın gibi tartışılan bir konudur. Onlarca üniversitemizin spor Yöneticiliği bölümlerinden yüzlerce kalifiye eleman yetişiyor. Ancak ne var ki konu halen tartışılıyor yüzlerce ve hatta binlerce diplomalı işsiz var. Oysa ilgililerin sporun yönetimine ilişkin eleştirileri her fırsatta dile getiriliyor. Liyakat dikkate alınmıyor. Bu konuda üniversiteler görüşlerini kamu oyu ile paylaşmalı. Dolayısıyla yazından dolayı kutluyor aynı konuda yazılarının devamını diliyorum. Selam ve sevgilerimle
188.57.178.243
yunus kayış
26 Ocak 2016 Salı 00:26
00:26
Desteğiniz için teşekkürler hocam. Allah sayılarınızı artırsın.
78.164.0.233
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim