• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Konya 2 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Sözde ateşkes...

Ufuk Karadavut

Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’un göbeğinde yapılan saldırının ardından akla yatkın ya da yatkın olmayan çok sayıda değerlendirme ve yorum duyduk. Meydana gelen hain saldırı sonunda ülke insanının bir araya gelerek tek bir vücut olmasını beklerdik. Hep birlikte hareket ederek hep bir ağızdan terörü lanetlemek ve hep birlikte “yeter artık” demesini isterdik. Beklentimiz o yöndeydi. Ama son yıllarda yaşananlarda olduğu gibi bu olay sonucunda da beklentilerimiz boşa çıktı. Artık bu toplumun neye tepki göstereceğini tahmin etmek o kadar zorlaştı ki, ne diyeceğimizi şaşırıyoruz. Sözde ateşkes ilan eden terör örgütüne artık bir şeyde diyemiyoruz. Sebebi ise daha vahim; bu örgüt o hale getirildi ki masum bir sivil toplum örgütü haline getirilmeye çalışıldı ve bunda kısmen de başarılı olundu. Baksanıza saldırıyı terör örgütü üstlense bile birileri çıkıp “hayır onlar yapmadı” ya da “PKK eylemsizlik kararı aldığını söylüyor bizim için bu önemlidir” ya da “bu provokasyondur” gibi terör örgütünü masum gösterecek cümleler kullanıyorlar. Saldırının etnik bölücü terör örgütü PKK’nın işi olmadığını iddia edenler Kandil’in sözcülüğü görevini yerine getiren özel görevlilerdir. Elbette bu gelişmeler hükümetin PKK ile yapmakta olduğu görüşmelerin ne boyutta yürütüldüğünün de bir göstergesidir. Gelişmeleri dikkatle izlerseniz Irak’ın kuzeyini önce “Kuzey Irak” sonra da “Kürdistan” olarak tanıdık. Bu hükümetimizin resmi kayıtlarına da geçmiş durumdadır.

Şimdi bunları ifade eden zevat kandilden gelen sese inanıyorlar. Başka yerden gelen sesleri ise dikkate dahi almıyorlar. Adamların Kabesi sanki İmralı ve Kandil. Oradan ne söylenirse kayıtsız ve şartsız inanıyorlar. Başka yerlerden gelen sözleri ise hiç dinlemeden reddediyorlar. Bu kişilerin görünen tek amacı etnik bölücü terör örgütü PKK ile müzakere sürecinin sekteye uğramaması için kendilerine biçilen rolü en iyi şekilde yerin getirebilmektir. Bu saldırıyı hangi grup yaptıysa yapsın (ister PKK, ister Devrimci Karargâhçılar, isterse de KCK gerçekleştirmiş olsun) sonuçta hepsi PKK’dır. Sayılan bütün örgütler emri Kandil’den ya da İmralı’dan almaktadırlar. Bu örgütlerin kendi başlarına hareket etmek gibi bir lüksleri de bulunmamaktadır. Hepsinin önderi de İmralı’da yatan terörist başıdır. Hepsinin ana amacı Türkiye’yi parçalayıp, Büyük Türk Milleti’ni yok edip, birleştirilmiş Kürdistan hayaline kavuşmaktır. Başka söz söylemek boşunadır. Nedeni gayet açıktır. Teröristin özüyle iş yapılmaz. Kafasına estiğinde ateşkes ilan eden kafasına estiğinde ateşkesi bozan bir terör örgütü ile görüşme yaparsanız bu doğru olmaz. Şimdi kalkıp yine ateşkes ilan ettik. Seçime kadar uzattık laflarına nasıl güveneceğiz. Elbette güvenemeyiz. Güvenmememiz de gerekir. Çünkü ateşkes ilan ediliyor ama saldırı fırsatı bulduğunda da hiç sözde ateşkes ilanına bakmadan saldırıyor. Ölen askermiş, polismiş, sivil vatandaşmış onlar için fark etmiyor. Ölenlerin Türk ya da Kürt olması da fark etmiyor. Orada yaralanan 32 vatandaşımızın kaçı Türk kaçı Kürt bunu bilmiyoruz ama İstanbul büyük şehir ve muhtemelen karışıktır. Ama şuna kesinlikle inanıyorum ki, yaralananlar içinde ne bir tane Ermeni, ne Amerikalı, ne Yahudi ne de İngiliz vatandaşı vardır. Emin olun asla da olmayacaktır. Nedeni ise saldırıdan Amerika Bileşik Devletleri yönetiminin haberinin olduğu iddiasıdır. Taksimde Amerikan Davetlilerin de bulunduğu Cadılar Bayramı partisinin organizatörü Özcan Işık’ın bu iddiasını şu ana kadar ciddi anlamda yalanlayan olmaması ise kafaları iyice karıştırmış durumdadır.

Artık bazı şeyleri yeniden düşünmek ve karar vermek zorundayız. ABD ile Barzani’nin desteği ile terörü bitirmeye kalkmanın ne kadar yanlış bir iş olduğunu artık anlamalıyız. ABD ve Irak merkez hükümeti ile Irak’ın kuzeyindekiler terörle mücadele noktasında tek istekleri var. O da askeri çözüm yerine Türkiye’nin sanki karşısında bir devlet varmış gibi masaya oturup müzakere ile sorunun çözülmesidir. PKK’yı farklı bir devletmişçesine karşımıza almak ve onunla müzakere yapmak istenen bu. Gerçi son aylarda bunu resmen yapıyoruz ama gene de başaramıyoruz. Sebebi belli adamların fikriyatı da zikriyatı da bozuk. Bozuk fikirlilerle konuşmak boşunadır. Beyhudedir…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim