• BIST 97.726
  • Altın 145,622
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Konya 16 °C
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması
  • Bakan açıkladı: Emeklilik yaşı ileri çekilecek mi?
  • Maliye Bakanı Ağbal'dan yapılandırma toplantısı
  • Kurtulmuş'tan 'kıdem tazminatı' açıklaması

SÖYLEMLERİ, EYLEMLERİYLE BAĞDAŞMAYANLAR!

Ali Akpınar

SÖYLEMLERİ, EYLEMLERİYLE BAĞDAŞMAYANLAR!

Faili kim olursa olsun, Allah için, O’nun rızasını kazanma adına ve O’nun dinine hizmet aşkına yapılan hiçbir kimsenin yaptıklarını küçük görme yahut görmezden gelme hakkımız yok. Zira Allah için yapılan her şey önemlidir, değerlidir ve takdire şayandır. Ancak günümüzde bazı kişi yahut oluşumlar büyük söylemler, büyük iddialarla yola çıkıyorlar, ama küçük eylemlerde kalıyorlar. Bu ise kendilerini izleyenleri, sevenleri hayal kırıklığına uğratıyor. Böyle bir hareket, kullanılan kavramların aşınmasına sebep olabiliyor. Sonuçta bu sağlıksız, tutarsız girişimlere insanlar bağışıklık kazanıyor.

Şöyle düşünelim: Bir barakanın tepesine çok iddialı ve çok büyük bir levha asmakla, o baraka büyük bir işyerine/imalathaneye/fabrikaya dönüşmüyor. Öte yandan öyle basit görünümlü yerler vardır ki göründüğünden daha büyük ve köklü işlere zemin olurlar.

Bir taraftan Kur’ân yapmadığınız/yapmayacağınız şeyleri niçin söylersiniz diye bizleri uyarırken, insanlarımızın yapmayacağı yahut yapamayacağı şeyleri konuşması nedendir? Niçin bu insanlar büyük iddialarla yola çıkıp hem kendileri eziliyorlar, hem de başkalarını hayal kırıklığına uğratıyorlar?

Oysa tevazu temeli üzerine oturmuş olan bizim kültürümüzde eylemler söylemlerden sonra gelirdi. İnsanlar önce eylemlerini sergilerler, sonra söylem geliştirirlerdi. Bu konuda Hz. Ali, sen hakikati, adamlarıyla tanıma; önce hakikati tanı, sahiplerini sonra tanırsın/onları tanımasan da olur diyerek fikir ve eylemlerin önce geldiğine dikkatleri çeker.

Hz. Mevlana da olgun kişi meyveli ağaca benzer, meyveleri arttıkça ve olgunlaştıkça dalları yere basar der. Evet, meyveli ağacın dallarının aşağıya eğilmesi tevazusunun ve meyvelerini varlıkların kullanımına sunmasının gereğidir. Hal böyleyken hiç meyvesi ve hatta gölgesi olmayan kavak ağacı gibi burnu yukarı kaldırmaya ne hacet!

Arif Nihat Asya da şu cümleleri terennüm ederken aynı noktaya dikkat çekiyor: Adamlar bilirim: adları, boylarından uzun… Adamlar bilirim ki sözleri, eserlerinden parlak… Adamlar bilirim: rozetleri, yüreklerinden büyük… Adamlar bilirim: dolduramamış, dolduramayacak koltuğunu… Adamlar bilirim: yamuk, iğri… Adamlar bilirim: maskara… Adamlar bilirim: elleri, eldivenlerinden kara…

O halde büyük söylemlerin küçük adamları olacağımıza, büyük eylemlerin adamı olmaya bakmalıyız. Yapabileceklerimizi konuşmalı, yapmayacaklarımızı konuşarak büyük sorumluluklar altına girmemeliyiz. Bir de Allah için iş yaparken kendimizi öne çıkarmamaya özen göstermeliyiz. İcraat öncesi uçuk reklamlarla yola çıkacağımıza, bizim tanıtımımız icraatımızın ardından, hatta bizden sonra gelsin.  Çünkü bizler niyet ettim Allah için şu işi yapmaya diye yola çıkan müminleriz. Mevla bizleri,  söylemini ihlaslı eylemlere dönüştürenlerden eylesin! Eylemsiz söylemlerle avunan ve avutanlardan eylemesin. Âmîn!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim