• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Sokaktaki çocuklar

Ufuk Karadavut

Ülkemizin hızlı ve bir o kadarda kontrolsüz bir endüstrileşme sürecine girmesiyle birlikte oluşan sağlıksız kentleşme sonucunda toplum yapımızda oldukça köklü değişimler yaşanmaya başladı. Bununla birlikte toplumun en temel yapısı olan aile kurumu da ciddi değişim ve dönüşümler yaşamaya başladı. Bunların içerisinde istenen değişimler olduğu gibi istenmeyen değişimler de oldu. Ama itiraf etmek gerekirse değişimlerin büyük çoğunluğu olumsuz yönde gelişmiştir.  Değişim ya da dönüşümlerin birinci etkileyicisi göç ile oluşmuştur. Ekonomik nedenler başta olmak üzere terör ve diğer nedenlerden yaşadığı yeri bırakan ailede aileye para getiren kişi evin babasıyken işsiz kalması sonucu daha kolay iş bulan evin annesi sonra da çocuğu çalışmaya başlamıştır. Yaşadığı yerdeki büyük aile yapısı değişmiş ve küçük aile yapısı ve birbirlerinden her geçen güz uzaklaşan insanlar oluşmuştur. Bu süreç içinde ekonomik yoksulluk ve köyden-kente göç sonucu oluşan kültürel çatışmayı da yaşayan aileler kent yaşamının dışına itilmişlerdir. Kırsal alanda doğal olarak alınan bazı sosyal, ekonomik hatta psikolojik yardımlar kentlerde kesilmiş ya da yok denecek kadar azalmıştır. Büyük umutlarla kente göç edenler ise bir sahipsizlik içinde kendilerini boşlukta bulmuşlardır. 

 

Özellikle göç sonucu büyük şehirlere gelerek sokakta yaşamak zorunda kalan ve sayıları her geçen gün artan bu çocukların yaşadıkları illerin başında İstanbul, Diyarbakır, Ankara ve İzmir geliyor. Bu konuda yapılan bir araştırmada cezaevlerinde yatan her 4 suçludan birinin 21 yaşın altındaki gençlerden oluştuğu ortaya çıktı. Aylık siyaset dergisi Kırmızı Çizgi\'de yer alan habere göre 18 yaşından küçük çocuklarda en çok suç işleme oranı yüzde 20 ile 12-15 yaş arasındaki çocuklarda görüldü. Suç işyelen ve suça karışan çocukların yüzde 70\'inin ilkokulu terk ettiği ya da hiç okula gitmediği saptandı. Aynı araştırmaya göre, cezaevinde yatan çocukların yüzde 30\'unu, 8 yıllık zorunlu eğitimi tamamlayan çocuklar oluştururken, liseyi okuyan çocukların sadece yüzde 1\'inin suç işleyip cezaevine girdiği belirlendi. Her ilde bağımsız yapılan araştırma sonuçlarının tamamı birbirine yakın çıkarken, şehirlerde belirli bir grubun da suç işlemeyi alışkanlık haline getirdiği ve aralıklarla bu suçları tekrarladığı belirtildi. Her 100 suçlu çocuktan 67\'sinin mala karşı, 19\'unun da cana karşı suç işlediği, geriye kalan yüzde 14\'lük bölümün ise değişik suçlara karıştığı belirtildi. Eskiden sokak çocuğu denilince ilk akla gelenin \'köprü altı çocukları\' diye adlandırılan evsiz çocuklar olduğu ifade edilerek, şimdi bu kavramdan sokakta yaşayan veya çalışan çocuklar (SYÇ) diye söz edildiğine dikkat çekildi.En fazla göç alan metropol illerde sokaklarda daha çok çocuk çalışıyor ve yaşıyor. Bunların başında İstanbul, Diyarbakır, Ankara ve İzmir gelirken, bu illeri Adana, Antalya, Mersin, Van ve Batman izliyor.

 

Sokaklarda yaşayan çocuklar geldikleri illerde bulamadıkları yada bu illere getiren umutlarını çalışmak yerine en kısa yoldan bulabilmek için, eğlenmek için ve daha da ilerisi insanları korkutarak etkilemek için her türlü suçu işlemekten geri durmuyorlar. Çoğunluğu 18 yaşın altında olan bu çocuklar sokaklarda çete halinde geziyorlar. Bunlara daha organize olan gasp çetelerini de eklemek gerekiyor. Güneydoğudan, Doğudan getirilen ve fiziksel özelliklerine bakılarak seçilen çocuklar yankesicilik ve gasp için büyük şehirlerde eğitilip çalıştırılıyorlar. Çalıştırılan bu çocuklar aslında belki farkında değiller ama sömürülüyorlar. Birileri bunları kullanarak ya da bu çocukları “maşa” olarak kullanarak pek çok suçu işletebilmektedirler.

 

Bu tür çocukları uzmanlar “Risk altındaki çocuklar”  olarak tanımlıyor ve 4 gruba ayırıyorlar. Bunlar: Sokak çocukları, suça itilen çocuklar, çalışan çocuklar ve istismara maruz kalan çocuklar. Oluşturulan gruplar dikkatle incelenirse aslında birbirinden ayrı olmayan iç içe girmiş oldukları görülebilir. Gerçekten de sokak çocuklarının önemli bir kısmının suça itilen çocuklar grubuna da girdiği izlenmektedir. Sokakta yaşamanın doğal uzantısında suç işleme ve sürekli çetelerde yer alarak suçlu olma kavramı yaşanmaktadır. Yani bu çocukları ayıran bir sınır yoktur. Sokaklarda yaşayan ya da yaşamak isteyen çocuk mecburen sokak çetelerinin arasında varlığını sürdürmek zorunda kalmaktadır.

 

Ailelere burada düşen önemli ve büyük görevler var. Bunların başında çocuğunuzun çocukluğunu yaşamasına izin verin. Ona yardımcı olun. Çocuk olarak ne yapması gerekiyorsa onu yaşasın ve çocukluğuna doysun. Yapılan pek çok araştırma çocukluğunu yaşamadan büyüyenlerin psikolojik sorunlarla daha çok karşılaştıkları ve bu sorunlardan kolay kurtulamadıkları belirtilmektedir.  Diğer konu da ailelerin çocuklarını sıkboğaz etmeden ve aşırıya kaçmadan sevmeleridir. Aksi takdirde çocukların evden kopması ve kötü alışkanlıklar edinerek evi terk etmeleri ihtimali çok artmaktadır.  Özellikle son yıllarda çığ gibi büyüyen uyuşturucu satışı, kullanımı düşünüldüğünde bunun ne kadar büyük bir tehlike olduğu apaçık ortada. Bazı kaynaklara göre, kimsesiz çocuk sayısı 540 bin. Bunun 12 bini sokakta yaşıyor. Türkiye genelinde sokak çocukları sayısı 220 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. 14 yaşından küçük çocuklara hapis cezası verilmiyor. Kapkaç, hırsızlık, dilencilik, fuhuş, uyuşturucu çete ve mafyası 14 yaş altındaki çocukları kullanmayı tercih diyorlar. Yasalara aykırı olarak, kiralık çocuk pazarları (bebek ve çocuklar için) kurulmaktadır. Güvenilir kaynaklara göre, çoğu fuhuş sektöründe olmak üzere, insan ticareti yapan (uyuşturucu-dilenci-organ nakli-hırsızlık vs.) 200 çete bulunmaktadır.

Kısaca geleceğimiz olan çocuklarımızın etkilendiği ve ya etkileneceği olumsuzluk çok fazladır. Onlara sahip çıkmak ve geleceğimize sahip çıkmak olacaktır. Aksi takdirde çocuklarımızın sahibi başkaları olacaktır. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim