• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • Konya 18 °C
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!
  • S-400'le Türkiye'nin caydırıcılığı artacak
  • Evine el konulan  FETÖ'nün morali fena bozuldu!
  • FETÖ'nün evini tavaf ediyorlarmış!

Sızlanma, şükret!

Ali Akpınar

Her şartta, her zaman ve her bahane ile sızlanan bir toplum olduk. Sızlanma artarsa, şükretme azalır. Sızlanmayı alışkanlık haline getirdik. Her zaman ve her şartta sızlanma, doyumsuzluğun sonucudur.

Hastane köşelerinde hastalarımız sızlanıyor.Hep hastalıklar bizi buluyor, bir türlü iyi olamıyoruz diye.

Cezaevlerinde mahkûmlar sızlanıyor, ah kara bahtım, kahpe felek diye.

Esnafımız sızlanıyor, eskisi gibi kazanamıyoruz diye.

Fakirimiz sızlanıyor, sefalet içerisinde sürünüyoruz, kuru ekmeğe muhtacız diye.

Variyetli zenginimiz sızlanıyor, daha fazla kazanamıyorum, şu ihaleyi alamadım diye.

İşçi-memurumuz sızlanıyor, maaşlar eriyor, beklenen zam gelmedi diye.

İşveren-patronumuz sızlanıyor, bu işçilerin gözü doymuyor, daha ucuza işçi çalıştıramıyorum diye.

Ev hanımı kardeşimiz sızlanıyor, eskiyen mobilyaları değiştiremedik diye.

Kiracı sızlanıyor, başımızı sokacak bir evim olmadı diye. Katta oturan da sızlanıyor dört artı bir başımızı sokacak bir evimiz olmadı diye.

Otobüs-minibüsle yolculuk yapan sızlanıyor, şöyle ayağımı yerden kesecek bir arabam olmadı diye; Arabası olan da sızlanıyor, modelli bir arabam olmadı diye.

İşsiz kardeşimiz sızlanıyor, aradığım işi bir türlü bulamıyorum diye.

Çocuklarımız sızlanıyor, daha lüks evimiz, arabamız, oyuncağımız yok diye.

Eskiden kanaat diye bir hazine varmış, şimdilerde ondan hiç kimse nasiplenmemiş. Hiç kimse içerisinde bulunduğu hale kanaat etmiyor, hep daha fazlasını istiyor. Eskiden iki göz evi olanlar şükredermiş hallerine. İşi olan şükredermiş. Hasta olan, beterin de beteri var der haline rıza gösterirmiş. Arabası olan, ayaklarımı yerden kesiyor ya, bunu da bulamayan var der şükredermiş. Bir hocamız vardı, derste şu samimi ifadelerle bindiği bisikletin faziletini anlatırdı: Arkadaşlar, şu bisiklet ne büyük nimet. Evden çıkıyorum, hem oturuyorum hem gidiyorum gideceğim yere. İstediğim yere gidiyor,  istediğim yerde duruyor. Benden ne su istiyor, ne yem istiyor. Bu nimete nasıl şükretmez insan!

Bardağın dolu tarafını gören, her şeyi hayra yoran, olan her şeyde hayır gören, beterin de beteri var, bunu da bulamayanlar var diye haline şükreden, kanaat zengini bu ruha sahip insanlara ne kadar ihtiyacımız var!

Rabbimiz buyuruyor:

İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır. Başına bir fenalık gelince feryat eder. Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder. (70/19-21)

Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman, o: «Rabbim beni şerefli kıldı» der. Ama onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: «Rabbim bana hor baktı» der. (89/15-16)

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Muhalif
02 Aralık 2014 Salı 14:01
14:01
Memleketin de, hükümetin de, yezidin de, firavunun da sizin gibi hocalara, sizin gibi yazarlara daha çok ihtiyacı var. Tabii ya adamlar fıtrat nedir bilmiyor habire şikayet ediyorlar. Susun da beyler rahatca götürebilsin.
195.177.206.65
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim