• BIST 98.772
  • Altın 219,163
  • Dolar 5,5794
  • Euro 6,4199
  • Konya 16 °C
  • Kira sözleşmesinde TL'ye dönüşün formülü değişti!
  • Meteorolojiden Konya için yağış müjdesi
  • Enflasyonla mücadele kampanyasına destek çığ gibi! İşte Liste
  • Kira sözleşmesinde TL'ye dönüşün formülü değişti!
  • Meteorolojiden Konya için yağış müjdesi
  • Enflasyonla mücadele kampanyasına destek çığ gibi! İşte Liste

Siyonist, SUUD Krallığı

Derviş Argun

İslam İşbirliği Teşkilatı'nın geçtiğimiz günlerde Türkiye'de yaptığı toplantı ve açıklanan sonuç bildirgesi oldukça gururlandırıcıydı. Düşünsenize, onlarca yıldır birbirleriyle yaka paça kavga eden halkı Müslüman ülkeler, ABD ve İsrail'e karşı görece bile olsa karşı durmayı becerdiler. Bu toplantıyı takip eden herkes amiral gemisinin Türkiye olduğunu biliyor. Ama aynı zamanda bu amiral gemisinin güvertesinde olacak ülkeleri de merak ediyordu. Kimin şeklen, kimin aslen olduğunu görmek istiyordu. İşte sonuçlar geldi ve neredeyse tüm ülkeler bu amiral gemisinin etrafını kuşatarak muhtemel saldırılara karşı, güç birliği iradesi ortaya koydular.

İslam Ülkeleri tarafından, liderliğini Sözde Suud'un taşıdığını iddia ettiği dönemlerde bu kabil toplantılar belki de sayısız kez yapılmıştır. Ama tüm bu toplantıların tamamına gösterilen ilgi ve takip Türkiye'de yapılan son toplantı kadar olmamıştır. Neden? Çünkü neredeyse yapılan tüm olağan ya da olağanüstü toplantılarda ya Filistin ya Suriye ya da zulme uğramış bir başka İslam coğrafyası konuşulmuştur. Şüphesiz tüm bu toplantıların organizasyonu ya ABD ve İsrail ya da uzantısı ve uşakları körfez ülkelerince yapılırdı. Hatta o kadar ki, toplantı yapılmadan sonuç bildirgesi bu zalimlerin kalem görevlilerince hazırlanıp Suud başta olmak üzere kölelerin eline verilirdi. Onlar da sanki kendileri hazırlamış gibi oturur bu yazılanları onursuzca okurlardı. Sonuç? Dostlar alışverişte görsün.

Ama son yapılan İstanbul toplantısı bu güne kadarkilerin çok ötesinde anlam taşıyor. Çünkü burada iradeyi ilan eden ülke Türkiye. Ayrıca son dönemlerde ABD - Türkiye ilişkileri hiç olmadığı kadar kötü. Ondan da öte an itibariyle Türkiye, var olmak için ABD ve İsrail'e karşı tüm zamanların en büyük direncini göstermek zorunda olduğunun bilincinde. Çünkü Türkiye, 1983 yılından bu yana ABD adına vekâlet savaşı yapan PKK’nın ürettiği terörle uğraşırken şimdi Kuzey Suriye'de türedi ve kalıcı bir terör merkezi oluşturulduğunun farkına vardı. Gerçekler gün gibi aşikâr. Türkiye bu mücadelede geri adım atamaz. Dahası krizi tırmandırmak ve ileriye de taşımak zorundadır.

Tam da bu aşamada toplanan İİT, verdiği görüntü ve aldığı kararlarla iyi bir sınav verdi. Gerçek olan karar almak değil, onu uygulamak ya da uygulama alanları oluşturma çabasına girmek. Ama neredeyse soğuk savaşın bittiği tarihten bugüne kadar tek kutuplu bir dünya ve bu dünyanın jandarması ABD iken, dünya, Türkiye üzerinden bu fotoğrafı ters düz eden bir çıkış yakaladı.

İsrail, bu çıkışı ve toplanan 57 ülkeyi aldıkları kararla birlikte etkisiz kılma çabasına girdi. Bunda şaşılacak bir şey yok. İsrail bekleneni yapıyor. Ama bu süreçte İsrail’e teşne olan ülkeler kim derseniz, küreye Trump’la birlikte el koyanlar. Yani Suud ve Mısır.

İsrail’in İİT toplantısına eş zamanlı olarak Suud veliaht prensi Muhammed B. Selman’ı İsrail’e davet etmesi hiçte tesadüf değil. Tayyip Erdoğan’ın Kudüs’ü başkent ilan ettiği için ABD’yi, işin öznesi olduğu için İsrail’i tehdit etmesi ve bu tehdidi 57 ülke lideri ile muhkemleştirmesi İsrail’i de Suud’u da tutuşturdu. Türkiye’nin aldığı bu inisiyatifin netice vermesi Ortadoğu’daki tüm güç dengelerini değiştirecek cinsten. ABD, İsrail ve Suud buna mani olmak istiyor.

İşte bunun içindir ki, İsrail Muhammed B. Selman’ı davet etti. Yapılan organizasyonlar ve verilen tepkilerden dolayı Kudüs konusunda atacağı geri adımı Türkiye liderliğindeki 57 İİT ülkesine değil de beslemesi Muhammed B. Selman’ın avucuna bırakmak istiyor. Yani bu tiyatro ile diyecekler ki, siz kaç oturup kaç kalkarsanız kalkın, neticede İslam dünyasının lideri Suud’dur. Muhammed B. Selman tek başına tüm İİT’ye bedeldir. İsrail üzerindeki yaptırımı sizin topunuzdan daha fazladır. Bu bir tiyatrodur ve bunu kimse kabul etmez.

Herkes biliyor ki, Türkiye bu inisiyatifi alıp ön çekemeseydi, Suud ve BAE başta olmak üzere birçok Arap ülkesi Filistin, Kudüs ve Mescidi Aksa’yı İsrail’e çoktan satmıştı. Artık her şey gün gibi aşikâr. Kim Filistin, Kudüs ve Mescidi Aksa’yı sömürüyor, kim de tüm bunları kutsal bir yük sayarak hamallık yapıyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim