• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Siyaset Bitiyor mu?

Ufuk Karadavut
Dünya hızlı bir şekilde sınırların yok olmaya başlayacağı, kararların tek bir merkezden alınacağı ve sermayenin bazı bölge ve kişilerde toplanacağı bir döneme doğru hızla gidiyor. Küreselleşme kavramı günümüzün en moda kavramı. Kime sorarsanız sorun bu konuda sizlere bir şeyler söyleyecektir. Elbette bu söylenenler bilgileri ve öğretilenlerle ile sınırlı kalmaktadır. Küreselleşmeyi isteyen ve bu konuda her türlü gayreti gösterenler küreselleşmenin iyi taraflarını insanlara sunarak gönüllü taraftar toplamaktadırlar. Bugün ülkemizde çok sayıda küreselleşme taraftarının olması tesadüfle açıklanabilecek bir olgu değildir. Küreselleşme ile bağlantılı olarak dünyamız, ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel alanlarda yepyeni değişimler yaşıyor. Özellikle Sovyetler Birliğinin dağılması ile iki kutuplu bir dünyadan tek kutuplu bir dünyaya geçilmiştir. İletişim ve bilişim alanındaki devrim niteliğindeki hızlı gelişimin desteği ile küreselleşme, bütün dünyadaki ulusların, ulusal ve uluslararası, ekonomik kararlarını, ticaretlerini, siyasi ve kültürel kararlarını doğrudan etkilemekle kalmıyor aynı zamanda biçimlendiriyor. Soğuk savaş döneminin kapanmasıyla birlikte hızlı bir değişim sürecine girilmiştir. Değişimin nasıl başladığı ve nasıl devam ettiği bir yana nasıl devam ettiğini önceden tahmin etmek oldukça zor görülüyor. Ancak günümüzdeki uygulamalara bakılarak bazı tahminlerde bulunmak mümkün. Bunların en önemlisi de küreselleşme adı altında ülkelerin ulusal sınırlarının kaldırılması, iktisadi, siyasi ve sosyal ilişkilerin yaygınlaştırılması çalışmalarının hızlanarak artması olmuştur. Aslında küreselleşme bir anlamda bir toplumun maddi ve manevi bütün değerlerini uluslararası sınırları aşarak dünyanın öyle yada böyle kullanımına sunmasıdır. Kimileri için bu oldukça iyi olan özgürlük, açıklık ve karşılıklı etkileşim temeline dayanan bir birlikteliğin olacağını, daha iyi ve barışçıl bir dünyanın kurulabileceği düşünülmektedir. Kimileri ise eşitsizlik, sömürü, açlık, esaret ve gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkeler arasındaki uçurumun biraz daha açılacağı dehşet verici bir dünyanın beklendiği bir süreçtir. Temelde küreselleşmenin üç önemli boyutu bulunmaktadır Bunlar ekonomik, siyasi ve sosyokültürel boyutlarıdır. Ekonomik açıdan küreselleşme ile dünya ekonomilerinin birbirleriyle bütünleşmeleri hedeflenmektedir. Siyasal küreselleşme ile bir devlete belli bir toprak parçası üzerinde mutlak bir egemenlik sağlama gücünü yitirmesi, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanında dış müdahalelerin artması, dil, din, etnik köken, bayrak, vatan gibi sembollerin önemini yitirerek uluslararası üst kuruluşların ön plana çıkarılmasıdır. Sosyokültürel küreselleşme ise kültürler arası alışverişin hızlanması, sosyal ve kültürel sınırların tamamen açılarak toplumlar arasındaki farklılıkların en aza indirilmesidir. Giyim, kuşam, eğlence, yemek yeme ve düşünme gibi olguların mümkün olduğunca birbirine yakınlaştırılmasıdır. Devler bir anlamda varlığını tamamen yitirmekte ve ülke insanının ulusal güvenliğinin sağlanması gibi bazı temel işlerden vazgeçerek daha çok ekonomik meselelere yönelmesi anlamındadır. Artık uluslararası üst kurullar ülkeler adına kararlar alacağı için ülke içerisinde karar almanın da fazlaca bir anlamı kalmayacaktır. Çünkü alınan kararlar uluslararası sözleşmelere göre uluslararası üst kurulların almış olduğu kararların aksine olamaz. Onları destekleyici ve uygulamalarını kolaylaştırıcı içerikte olması gerekmektedir. Bütün bu nedenlerden dolayı siyaset anlamını yitiriyor. Ülke içerisinde hiçbir konuda karar alamayacak olan siyasetçilerde zamanla önemlerini kaybedeceklerdir. Aslında dünya ve ülkemiz hızla ‘siyasetsizleştirme’ ve ‘politikasızlaştırma’ çağına doğru hızla gitmektedir. Bugün, genel olarak, dünyayı ve insanlığın kaderini her ülkede bireylerin geleceğini etkileyen bir çok karar, şimdi azda olsa söz sahibi oldukları ulusal egemenlik sınırları dışına taşınmaktadır. Bu kararlar karşısında bireylerin ulusal sınırlar içerisinde geçerli olan vatandaşlık hakları da artık bir işe yaramayacaktır. ‘Küresel vatandaşlık’ diye bir kavram henüz gelişmemişken ve böyle bir şey mümkün olamazken, diğer yandan da ulusal düzeyde vatandaşlık haklarının içleri boşaltılmaktadır. Büyün bunların ışığında ulusal devletlerde siyaset devre dışı bırakılıyor. Aslında farkına varamadığımız şey siyasilerimizin devre dışı bırakılmasıdır.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim