• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Sivil Teröristler

Ufuk Karadavut

Son günlerde Türkiye Cumhuriyeti’ni bölme ve parçalama girişimlerinin bir parçası olan eli silahlı teröristler ve onların uşakları adeta bir ‘kalkışma’ eylemi başlattılar. Böyle bir eylemin yapılabileceği çok önceleri biz de dahil pek çok kişi tarafından dile getirildi. Bu ülkenin Kara Kuvvetleri Komutanı açıkça çıkıp ‘Filistin benzeri intifada eylemlerinden’ bahsedeli uzun süre geçmedi. Ancak pek bir mesafe kat edilemediği görülüyor. Bilenleriniz vardır; önceleri teröristler öldürüldükleri yerde bırakılırlardı. Ancak günümüzde AB uyum yasaları ile birlikte terörist leşleri alınarak ailelerine teslim edilmekte ve tören yapılmasına izin verilmektedir. Geçtiğimiz günlerde yine terörist gömme işlemleri sırasında nevruz ile yeterli tahribatı yapamayanlar bunları bahane ederek her tarafı yakıp yıkmaya başladılar. Bölgeden gelen haberlere göre Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere pek çok bölge yanıyor.

Bütün bunların yanında Türkiye Cumhuriyeti’nin yasaları gölgesinde kurulmuş olan bir parti bu teröristlerin savunuculuğunu yaparak onları yönlendirebiliyor. Devletin resmi görevlilerinin susturamadığı ya da susturmadıkları Roj televizyonu ile her gün aşırı şekilde tahrik edilen insanlar iyice deliriyor ve ‘daha fazla zarar’ düşüncesi ile  eylemlerini sürdürüyorlar. Özellikle Diyarbakır ve Hakkari belediye başkanları ise bu öfkeyi hem yönlendiriyor hem de kışkırtıyorlar. Batman il başkanı da bunlara katılıyor. Ancak ne hikmetse bu konuda var olan yasalar işletilmiyor ya da işletilemiyor. Bu resmi kılıklı tahrikçilerin yanında bir de bölge ile özel olarak ilgilenen devletlerin gazetecileri, ajanları ve misyonerleri de işin içine girince ortalık toz duman olup çıkıyor.

Birileri ısrarla bölücü örgüt yanlılarının insan hakları ve daha fazla demokrasi için mücadele ettiklerini vurgulayıp duruyorlar. Son olaylar aslında bununla bir ilgisinin olmadığını, bunların asıl amaçlarının vurup, kırmak, dehşet saçarak vatandaşın devlete olan güvenini zedelemek,  devlet otoritesini yok etmek ve sahipsiz kalan halkı istediklerin gibi yönetmek olduğunu göstermiştir. Yapılan işler ve karşılaşılan uygulamalara dikkat edilirse başarısız oldukları söylenemez. Aslında bu sivil bölücüler olmasa silahlı bölücüler bir şey yapamazlar. Bütün desteklerini bu sivil teröristlerden alıyorlar. Bir kentin DTP’li belediye başkanı açıkça çıkarak Türkiye Cumhuriyeti devletine kafa tutup tehdit edebiliyor. Ya da başka bir belediye başkanı gazetecilere Kürtçe beyanat veriyor. Türkçe beyanat vermelerini isteyenlere ise “Yeter artık! Başımıza ne geldi ise Türkçe’den ve Türkler’den geldi” diyebiliyor. Bazı çapulcular devleti tehdit edercesine “Kürtler’in de kırmızı çizgileri var” diyebiliyor. Bu tür konuşan ve tahriklerde bulunanların ayak takımları ve destekçileri ise bomba ile belediye otobüsüne saldırarak masum insanları katlediyor. Ancak işin ilginç tarafı bu olay sonucu yakalanan olmuyor. 

Teröristlik-bölücülük düşüncesi ve ideolojisine sahip olan bazı yetkililer bu tür oluşumlara özel destek vermekte ve yönlendirmektedirler. Terörün sokaklara hakim olasında olabildiğince etkin olmaya çalışmaktadırlar. Bunu hiç çekinmeden televizyonlar da yada gazetelerde yapabilmektedirler. Türkiye Cumhuriyeti’nin şeref ve haysiyetini ayaklar altına alırcasına yabancı devletlere rahatlıkla gidebilmekte ve Devletimizi şikayet edebilmektedirler. Bölgede yaşayan Türk kökenli vatandaşlarımız üzerinde ciddi anlamda baskılar kurularak onların bölgeyi terk etmeleri istenmektedir. Hatta Kürtçe konuşmayanlara alışveriş yaptırılmadığı gelen haberler arasında. Kepenk kapatmayarak ekmek parasını kazanmak isteyenlerin dükkanları yağmalanıyor, yakılıp yıkılıyor. Bir de nerede Türk bayrağı var ve devlet otoritesini temsil ediyorsa o binalara saldırılıyor. Bütün resmi kurumlar, bankalar tahrip edilmiş durumda. Yapılanlara bakılırsa en büyük zararı bölge halkı ve vergi gelirleri ile o bölgeyi besleyen bütün Türkiye çekiyor. Zarar gören vatandaşların bütün zararlarının devlet tarafından ödeneceği resmi ağızlarca açıklanması bunun en büyük delilidir.

Ülkemizde terör ile mücadele etmek amacıyla çıkarılan yasalar terör ile mücadele etmek yerine iyice azdırmıştır. Terör ile mücadele etmek isteyen insanların bol bol moralleri bozulmuş ve mücadele istekleri baltalanmıştır. Önce terör ile mücadelenin yasal zemini zayıflatılmış ve terör ile mücadele etmek isteyenler ‘Derin Devlet’ olarak isimlendirilerek sindirilmişlerdir.

Gerekli ve yeterli önlemleri almakta geciken yetkililerin aklındaki tek düşünce, ‘AB ne der?’ ya da ‘ABD yaptıklarımız nasıl karşılar?’ olmuştur. Bunların ne dediği önemli değil, önemli olan ülkede yaşanan yangının sönmemesi durumunda bizlerin ne söyleyeceğidir. Herkesin eminim söyleyecek bir şeyleri vardır. Ancak unutulmaması gerekli ki büyük Türk milleti inşallah yakın zamanda söyleyeceklerini söyleyecektir.   

CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın grup toplantısı esnasında vurguladığı ancak pek dikkat edilmeyen bir konuyu hatırlatmakta fayda görüyorum. Sayın Baykal “1999’da Türkiye’de terör sıfırdı. Ancak bugün ülke yanıyor. Asıl bunun sorgulanması gerekir”  diyordu. Bunu herkes sorgulamalıdır. Çünkü bu herkesin sorumluluğundadır. Ayrıca yetkililer devlet olmanın gereğini yaparak devlet otoritesine meydan okuyanları kökünden kazıyarak yok etmelidirler. Kimsenin devlet otoritesinden taviz verme gibi bir lüksü olamaz.

           

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim