• BIST 108.394
  • Altın 142,809
  • Dolar 3,5301
  • Euro 4,1252
  • Konya 35 °C
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması
  • MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin yeni iddianame kabul edildi
  • ''FETÖ'cülerin yeni üssü Latin Amerika''
  • TRT'den  FETÖ açıklaması

Şimdilerde moda, türban üzeri güneş gözlüğü

Sami Gediz

Sekülerizm, sosyal demokrat kesimin, muhafazakar kesimin ve sayamayacağım daha bir çok kesimin kanayan yarasıdır.

Sekülerizm nedir diye sorarsanız benim tanımımla dünya telaşesine kapılmış ve ahreti hiç düşünmeyen bir yapıdır.

Birde ‘İslam sosyetesi’ kavramı var. Bu kavramı daha önce birçok yazar kaleme aldı. İslam popülaritesi ülkemizde arttı fakat muhafazakar kesimde bir o kadar modernleşti. Bir yazar modern İslamcılarla ilgili şu cümleleri kullanmış.

“Muhafazakâr insanlarda bile müthiş bir ‘gösteriş tüketimi’ ya da şımarık tüketim görüntüleri gözlemlenir oldu. Sonradan görmüşlüğün bir göstergesi olarak lüks arabalar ve cipler hiçbir gelişmiş Batı ülkesinde olmadığı oranda çoğaldı. Tesettürlü ve de muhafazakâr bayanlarımızı bile ağızlarında sigara, türbanlarının üzerine kaldırılmış at nalı gibi güneş gözlükleri ile en lüks ciplere kurulmuş havalı bir endam ile artık sıkça görebiliyoruz.”

Sosyete en güzelini yaşar da muhafazakar yaşayamaz mı? Sorusu akıllara gelebilir. Yani burada ayrım yapılacak nokta muhafazakarlar yada diğer gruplar değildir. Herkesin belli adap kurallarına dikkat etmesi gerekir.

Bu yazar aslında muhafazakâr kesime bu durumu yakıştıramadığını çok net bir dille ifade etmiş. Siyasi iktidar, eğitim ve artan refah gibi faktörler muhafazakâr kesimde bir “İslam sosyetesi” yaratıyor iddiası da dikkatimi çekti. İktidar “Dindar nesiller” diyor fakat yeni nesiller daha seküler yönelişli görünüyor.

Toplum son zamanlarda dine doğru bir eğilim çizerken, bu eğilim özde değil sözde bir yapıya dönüşüveriyor. Toplumun temel taşlarını hükümet yönlendiremez, toplum kendi kendisini yönlendirebilir düşüncesindeyim.

Sosyolog Max Weber sanki günümüzde yaşananları görmüş gibi 1904’te kaleme aldığı “Protestan Ahlakı ve Kapitalizm Ruhu” adlı başyapıtında yazdıklarının benzerini, özellikle sekülerleşme sürecini Türkiye’deki İslami kesimde de görüyoruz.

Mevlana kentinde yaşıyoruz ama onun felsefesine hiçbir zaman uyum sağlayamıyoruz. Mevlana diyor ki: “Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol” Peki biz ne yapıyoruz, ne olduğumuz gibi görünebiliyoruz ne de göründüğümüz gibi oluyoruz. Muhakkak bir şeylerden taviz veriyoruz.

İktidar kavgası ve siyasette aslında toplumun ahlaki ve manevi değerlerini yok eden unsurların ilk sıralarında yerini alıyor. Ülkemizin geldiği bu noktada özeleştiri yapmamız gerektiğini tekrar tekrar vurgulamak isterim.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Gözde Tekin
29 Eylül 2014 Pazartesi 11:17
11:17
"İslam Popülaritesi" tanımlamanızı anlam ve derinlik bakımından bir kez daha düşünmenizi ve gözden geçirmenizi tavsiye ediyorum. İslam bir dindir, popülarite ile birleşirse tehlikeli bir tanımlama olur.
46.197.167.234
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim