• BIST 83.456
  • Altın 147,099
  • Dolar 3,7651
  • Euro 4,0462
  • Konya -5 °C
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Şamil Tayyar'dan, Fatin Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi

Sıfır sorundan savaş havasına

Ufuk Karadavut

Dünya ve özelliklede Ortadoğu son yıllarda yapılan operasyonlar ile yeniden düzenlenmeye çalışılmaktadır. Görünen o ki düzenleyiciler bu konuda oldukça kararlı ve bir o kadarda başarılı bir şekilde çalışmalarına devam ediyorlar. Yaptıkları çalışmaların arka planını kimse görmesin diye de kullandıkları kelimeler ve kavramlar modernizm, liberalizm, demokrasi ve serbest piyasa ekonomisi gibi oldukça büyülü ve kimsenin karşı durmaya cesaret dahi edemeyeceği şekilde düzenlenmiştir. Düzenlemeler ülkelerin sosyal ve siyasal yapılarını aşmış onların bünyelerinde barındırdıkları ve varlıklarının temel yapı taşlarında birisi olan din kavramını da değiştirmeye ve dönüştürmeye kadar gitmiştir.. Bu konuda ilk hedef olan ve “ılımlı İslam” projesi kapsamında değiştirilmeye ve dönüştürülmeye çalışılan İslam dini boş, anlamsız ve yanıltıcı bilgiler ve tartışmalarla üzülerek söyleyelim ki içi boşaltılmakta ve “İçi Boş Sloganlar” haline getirilmektedir.

Yapılan düzenleme ve değişim hareketlerinin özellikle İslam dünyasında olması ve hızlı bir şekilde bütün Müslüman ülkeleri kapsaması tesadüf ile açıklanamaz. Bu açıdan bakıldığında Tunus ile başlayan ve önce Mısır’ı sonra Libya’yı kapsayan ve daha sonraları ise Suriye’ye kadar uzanan bir düzenleme harekatı başlatılmıştır. Bu harekatın adına da ne hikmetse “Arap Baharı” adı verilmiştir. Yani yapılan bu düzenlemeler ile Araplar önce baharı yaşayacaklar sonra ise yaz mevsimine geçeceklerdir. Oysa ne Mısırda ne de Libya da istenilen bahar bir türlü yaşanamamaktadır. Bunun yerine tam bir boşluk ve belirsizlik hakim olmuştur. Belirsizliklerin giderilememesi neticesinde kaos ve karmaşa yeniden hüküm sürmeye başlamıştır. Söz konusu ülkelerde yaşayan insanlar yaptıkları işin doğru veya yanlış olup olmadığını sorgulama dönemine girmişlerdir.

Değişimin son halkası olan Suriye’de de hareketlenmeler olmuştur. Suriye yönetimi kendisine muhalif gösterilerde bulunanlara karşı biraz sert karşılık vermiştir. Ancak sonuçta her ülke kendi yönetimini garanti altına almakla mükelleftir. Suriye yönetimi de bunu yapmaktadır. Ama ne hikmetse olaylar abartıldıkça abartılmakta ve bilgi kirliliği oluşturulmaktadır. Suriye de istenen demokrasi falan değildir. Orada ve bütün İslam ülkelerinde olan şey bu ülkeleri ABD/AB/İsrail ve Batının ihtiyaçlarına uygun hale dönüştürmektir. Aslında konu demokrasi değildir. Demokrasi mevzu bahis hiçte olmamıştır. Suriye’de yaşananlar da değildir. Zira demokrasi açısından Suriye neyse Suudi Arabistan ya da Ürdün de odur.

Sıfır sorun sevdası ile bazı çalışmalar yapanların İran’a yönelik Füze kalkanı, Suriye’ye yönelik yaptırımları ve Rum yönetimi petrol arama konusunda çatışması, Bulgaristan ile son zamanlarda yaşanan sıkıntılar üst üste konulduğunda “sıfır sorun” konusunun tamamen çöktüğünü görmekteyiz. Öyle ki bu gün neredeyse Suriye ile savaşın eşiğine gelmiş bulunmaktayız. Oysa sıfır sorun isteyen yönetimin arka planındaki dünce Sayın Davutoğlu’nun deyimiyle “Tıpkı Britanya’nın eski kolonileri ile yaptığı gibi Türkiye de bir milletler birliğine dönüşebilir... Bana hatırlattı ki Britanya eski kolonileri ile bir ortak refah bölgesine sahip. Neden Türkiye liderliğini Balkanlardaki eski Osmanlı topraklarında, Ortadoğu’da ve Orta Asya’da yeniden inşa etmesin?” idi. Aslında sıfır sorun yeni Osmanlıcılık akımının bir yeniden güncellenmesinden ibaretti ama olmadı. Çünkü hatırlarsanız Suriye ile yakın zamana kadar ilişkilerimiz çok iyi idi. Hatta ortak bakanlar kurulu toplantıları dahi yapılıyordu. Sınırların kalkması ve ortak ekonomik yönetim çalışmalarının gibi konular başta olmak üzere çok sayıda ikili görüşmeler ve anlaşmalar yapılmıştır. Ama günümüze geldiğimizde bunların içlerinin tamamen boş olduğu ve bir anlam ifade etmediği anlaşılıyor. Eğer ifade etseydi Suriye ile savaş konusu gündemimizde olmazdı. Ama olabilecek öyle bir çatışma ABD/AB/İsrail ve Batıyı oldukça mutlu edecektir. Zararı ise hem Türkiye hem de Suriye görecektir. 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
sadık gökce
16 Aralık 2011 Cuma 17:01
sıfırın bir anlamı yok
Sıfır sorunla çıkılan yolun daha başında bütün komşu İslam ülkeleri iye sorunlu hale geldik. Gayri Müslimlerle iyi geçiniyoruz. Demek ki din adına verilen oylar yanlış yere gidiyor. Paranın dini ve milliyeti olmadığı gibi siyasetin de ... olmuyormuş.
46.1.64.9
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim